
Trabzon’da 13 yaşında bir çocuğun, iddiaya göre bir dijital oyunun verdiği görevi yerine getirmek isterken yaşamına son vermesi, tek bir soruyu gündeme getiriyor: Bir oyun bir çocuğu nasıl bu kadar etkileyebilir?
Cevap basit değil.
Çünkü mesele oyun değil; kırılganlık.
Çocuk ve ergen beyni dürtü kontrolü, risk değerlendirmesi ve davranışların uzun vadeli sonuçlarını hesaplama kapasitesi açısından sınırlıdır. Bu tür faaliyetlerdensorumlu olan beynin ön bölgesi olan prefrontal korteks gelişimini 20’li yaşlara kadar sürdürür. Buna karşılık ödül sistemi (dopamin sistemi) çok daha erken ve çok daha güçlü çalışır. Ergenlik döneminde ödül sistemi, prefrontal kortekse kıyasla daha erken olgunlaşır ve ödül uyaranlarına daha duyarlı hale gelir.
Bu ne demektir?
• Çocuklar ve ergenler heyecana daha açık,
• Riskli davranışlara daha yatkın,
• Otorite ve sınır algısında daha kırılgandır.
Bazı dijital oyunlar ya da çevrim içi platformlar “görev”, “cesaret testi”, “seviye atlama” gibi mekanizmalar üzerinden ilerler. Ergenlik döneminde kimlik arayışı, ait olma ihtiyacı ve kabul görme isteği son derece yüksektir. Oyun içindeki “görev”, gerçek hayattaki bir boşluğu dolduruyorsa; çocuk için bu, sadece bir görev değil, bir “kanıt” haline gelebilir:
“Ben varım.”
“Ben cesurum.”
“Ben önemliyim.”
Sorun burada başlar.
Teknoloji Neden Bu Kadar Çekici?
Teknoloji sadece ekran değildir.
Teknoloji:
• Anında ödül verir,
• Yargılamaz,
• Reddetmez,
• Başarısızlık görünmez,
• Yeni bir kimlik yaratabilirsiniz.
Gerçek hayatta sosyal kaygı yaşayan, aile içinde görülmediğini düşünen ya da akran zorbalığına maruz kalan bir çocuk için dijital dünya bir kaçış alanına dönüşebilir.
Bu noktada mesele “oyun bağımlılığı” değil, duygusal düzenleme sorunudur. Çocuk oyuna değil, oyunun sağladığı psikolojik rahatlamaya bağlanır.
Aile Bağlarının Zayıflaması
Araştırmalar şunu gösteriyor: Çocuk için en güçlü koruyucu faktör, güvenli bağlanmadır.
Eğer çocuk:
• Evde sürekli çatışmaya tanık oluyorsa,
• Duyguları küçümseniyorsa (“abartıyorsun”, “saçmalama”),
• Başarı üzerinden değer görüyorsa,
• Fiziksel olarak evde ama duygusal olarak yalnız bırakılıyorsa, ekran, duygusal boşluğun yerini doldurmaya başlar.
Çocuk teknolojiye yönelmez; yalnızlıktan kaçar.
Akran İlişkileri ve Sosyal Kırılganlık
Ergenlikte en önemli sosyal referans grubu aile değil, akranlardır.
Eğer çocuk:
• Zorbalığa uğruyorsa,
• Sosyal dışlanma yaşıyorsa,
• Akademik başarısızlık nedeniyle değersiz hissediyorsa,
• Kimlik karmaşası yaşıyorsa, dijital dünyada kendine alternatif bir “benlik” kurabilir. Bu alternatif benlik bazen gerçek benliğin önüne geçer.
Riskli görevler, meydan okumalar ya da manipülatif dijital yapılar bu kırılgan zeminde daha etkili olur.
Oyun Tek Başına Suçlu mu?
Elbette hayır.
Ancak bazı çevrim içi yapılar, psikolojik olarak kırılgan çocukları hedef alabilecek dinamiklere sahiptir. Bu durum daha önce “Mavi Balina” gibi vakalarla gündeme gelmişti. Bu tür yapılar, özellikle:
• Yalnız,
• Depresif,
• Aile desteği zayıf,
• Düşük özsaygılı ergenleri daha kolay etkileyebilir.
Yani mesele oyun değil; psikolojik savunmasızlıktır.
Çözüm Nerede?
BENZER HABERLER