Yayın kuruluşumuza ulaşan kutlama mesajları şöyle :
ZONGULDAK VALİSİ MUSTAFA TUTULMAZ:
Ülkemizin Kurtuluş Savaşında sergilediği mücadelede önemli bir rol oynayan ve bu şekilde tarihte onurla yerini alan, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir.” diyerek kıymet verdiği, tarihe imza atan, cesur ve başarılı Türk kadını; ülkemizin hem kurulmasında hem de gelişerek kalkınmasında özveriyle vazife alarak etkin bir rol oynamıştır.
Dünya tarihinde, çalışan ve üreten kadınların erkeklerle eşit haklara kavuşma mücadelesinin sembolü olarak kabul edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü; modern olarak kabul edilen pek çok Avrupa ülkesinden daha önce siyasi hakları tanıyarak kamusal alanda kadına yer açan ülkemizde de kadın haklarının düzenlenmesi, geliştirilmesi noktasında önemli görülmektedir.
Devlet yönetiminde, kadının yer almadığı bir toplumda demokrasiden bahsedilemeyeceğinden Devletimiz; sadece bu hakları tanımak değil, aynı zamanda bu haklardan yararlanmayı sağlamak için de gerekli düzenlemeleri yapmaktadır.
Toplumun temel taşı olan aile birliğinin en önemli unsuru olarak görülen; çalışma hayatı, sosyal ve kültürel bütün alanlarda yaptıkları hizmetlerle ülkemize değer katan kadınlarımızın yanında yer almak, onların haklarını korumak; hepimizin görevidir. Çalışkan, üreten, cesur ve fedakar kadınlarımız yarınımızın en büyük teminatıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle; kadınlarımıza önce ailede, sonra eğitimde, iş hayatında, sporda, sanatta yani toplumsal yaşamın her aşamasında fırsat eşitliğinin sağlandığı ve hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadıkları bir dünya temenni ediyor; başta aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin değerli anneleri ve eşleri olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.
GENEL MADEN İŞ SENDİKASI(GMİS)YÖNETİM KURULU
“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, emek ve hak arama mücadelesinin simgesi olan bir gündür.
8 Mart 1857’de New York’ta tekstil işçisi kadınlar “eşit işe eşit ücret”, “16 saatlik işgününe karşı 10 saatlik işgünü” talepleriyle fabrikalarda greve çıkarlar. Yapılan grevlerde birçok kadın fabrikaya kapatılır ve bu sırada çıkan yangında ölürler. O günden sonra kadın işçilerin bu onurlu direnişi aynı zamanda tüm dünyada kadınların hak, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bir simgesi haline dönüşür. Kadınlar, insanca bir yaşam için seslerini duyurarak ilk adımlarını atmışlardır. Eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı sürdürdükleri mücadeleye devam etmişlerdir.
8 Mart’a anlamını yükleyen ise Clara Zetkin olur. 8 Mart 1910’da değişik ülkelerden kadınlar Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da toplanır ve yaşamlarını; savaşsız, sömürüsüz bir dünya için mücadeleye adarlar.
Uluslararası ve Almanya işçi hareketinin tanınmış önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart’ın dünya kadınlarının mücadele ve dayanışma günü ilan edilmesini önerir, bu önerisi kabul görür.
Emekçi kadınlar; her gün emekten yana mücadele içindedirler. Kadınların verdiği bu mücadele tarihi, bizlerin emek mücadelesine de ışık tutmaktadır.
Kadına yönelik şiddetin sona ermesi, tüm kadınlarımızın emeklerinin karşılığını tam anlamıyla alması, çağdaş haklar ve özgürlüklerle birlikte, yaşamın her alanında başarıyla yer almaları, siyasette, iş dünyasında, sosyal hayatta daha çok sayıda ve daha aktif olmaları en büyük dileğimizdir.
Hayatın her alanında birlikte mücadele ederek daha güzel günlere ulaşacağımıza olan inancımızla, tüm dünya emekçi kadınlarının mücadele gününü kutluyoruz.
CHP KDZ. EREĞLİ İLÇE BAŞKANI HİKMET UZUNER :
8 Mart ailede, toplumda, siyaset, sosyal ve ekonomik alanlarda eşitliğin sağlanması, emeğin sömürüsünün ve ayrımcılığın sonlandırılması, kadının insan haklarının ihlal edilmesinin önlenmesi için; eğitim, kültür, ekonomik ve hukuk alanlarında gerekli çalışmaların yapılması taleplerini yükselttikleri daha doğrusu eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasi mücadelesinin dile getirildiği bir dayanışma günüdür.
Binlerce yıldır erkekten sonra gelen, ezilip horlanan tüm kadınların bu ayrıcalığa ve baskıya karşı elele verdikleri bugün geçmişle hesaplaşma ve gelecek için hedefler konup, planlar yapılabilecek bir mücadele günüdür.
Bugün dünyanın pek çok yerinde çeşitli etkinliklerde kadınların ortak sorunları tartışılmaktadır. Toplumun yarısını oluşturan kadınlarımızın sağlıklı, eğitimli ve şiddetten uzak bir yaşam sürmesi için yapılan veya yapılacak çalışmalar bugün daha çok dillendirilmektedir.
Kadının kurtuluşu, onun bedenine, emeğine ve geleceğine bizzat kendisinin sahip çıkması demektir. Bunun gerçekleşmesi için aramızdaki düşünce farklılıkları ne olursa olsun, kadının kişi olarak, insan olarak, onurunu ön plana almakta birleşeceğiz.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sağlıkta, eğitimde, kadın ve erkek eşitliğini ve kadınların çalışma şansına sahip olduğu bir düzen vaat ediyoruz.
Parti olarak Kadının ezilmişliğine karşı çıkarken de demokrat, eşit insan haklarını amaçlayan bir yaklaşımla hareket eden insana, kadına ve demokrasiye sahip çıkma anlayışımız her zamankinden daha fazladır.
Bu nedenledir ki kadınların eşitlik ve özgürlük kazanma mücadelesi kendileri ile birlikte haksızlığa uğramış tüm toplum kesimlerinin, işçilerin, gazetecilerin, memurların,öğrencilerin demokratikleşme ve özgürleşme mücadelesinde hep yanında yer aldık.
Kısacası Partimizin ana hedefi kadını-ve erkeğiyle her alanda eşit bir Türkiye inşa etmektir. Köyde ve şehirde kadınlarımızın toplumsal yaşama katılımı sağlanmadan kadınlarımızın eğitim, sağlık, istihdam sorunlarının çözümü gerçekleşmeden kalkınmış bir Türkiye hedefine ulaşılamaz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu hedef doğrultusunda her zaman çalışacağız ve birlikte başaracağız.
Kadın sorununun bir demokrasi, insan hakları ve eğitim sorunu olduğu bilinci ile Kadınlarımıza her alanda fırsat eşitliği, çağdaş, laik demokratik Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmak zorunluluğumuz ve sorumluluğumuz vardır.
Bu vesile ile Cumhuriyet Halk Partisi olarak bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü Kutluyor, eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam diliyoruz.
ZONGULDAK BAROSU KADIN HAKLARI KOMİSYONU:
8 Mart; 166 yıl önce kadınların erkek egemenliğine karşı eşit ücret ve özgür bir dünya talepleriyle adalet, barış ve diğer tüm eşit haklar için başlattıkları uzun soluklu mücadelenin simgesi olan, hakları uğruna can verdikleri mücadele günüdür.
Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü, ülkemizin 11 ilinde büyük yıkıma sebep olan afet süreciyle karşılıyoruz.
Kadınların, toplumsal cinsiyet rolleri ve sosyal statüleri sebebiyle afetlerde savunmasız ve dezavantajlı durumlar ile karşı karşıya kaldıkları gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmiş olmaktan öfke duyuyoruz.
Biz kadınlar bu durumu kabul etmiyor, toplumsal cinsiyet odaklı afet planlarının düzenlenip hayata geçirilmesi , şiddetsiz ve enkazsız bir yaşamın örülmesi için yetkilileri göreve çağırıyoruz.
Kadınlara, çocuklara, LGBTİ + lara yönelik nefret söylemleri ve uygulanan şiddet; münferit olaylar değildir. Çözüm de sadece yaptırımların arttırılmasında değildir. Eşitlik, özgürlük, emek ve dayanışma için yükselttiğimiz sesimizi, kadınlara yönelen her türlü şiddetin her gün artarak devam ettiği 8 Martları yaşadığımız için öfkeliyiz. Yaşam hakkına yönelik sistematik hale gelen kadın cinayetlerinin önlenmesi için yasaların eksiksiz uygulanması, önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve bilincini sağlamaya yönelik bütüncül politikaların oluşturularak samimi takibinin yapılması gerekmektedir.
Zonguldak Barosu Kadın Hakları Komisyonu olarak, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması, kadınların karar mekanizmalarında yer alması , toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadına yönelik şiddetin son bulması istemlerimizi yineleyerek; ilk günkü mücadele ruhu ile eşitlik için mücadele etmeye devam edeceğimizi bildiriyor, deprem felaketinde yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımıza rahmet, yaralılara şifa diliyoruz.
ÇAĞAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ :
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde; ülkemizde yaşanan deprem felaketiyle birlikte akılalmaz koşullar altında yine yaşam mücadelesini tek başına yüklenen, tüm gereksinimleri arka plana itilmesine rağmen dayanışmaya, paylaşmaya ve üretmeye devam eden kadınlarımızın destekçisi olmaya, yaralarımızı hep birlikte sarmaya kararlıyız!
Yüzyılın en büyük afetlerinden olan Kahramanmaraş merkezli depremler, tüm dünyada gerçekleşen doğal afetlerde olduğu gibi en çok kadınları etkiledi. Olağanüstü durumlarda yaşanılan toplumsal ve bireysel travmalar göz ardı edilerek çocuk, yaşlı ve özel gereksinimli kişilerin bakımlarının yanı sıra yemek yapma, soba yakma gibi işleri de üstlenen kadınlar, kritik öneme sahip olan hijyen ve sağlık sorunlarıyla da baş başa bırakıldı.
Bugün, depremden etkilenen 15.8 milyon kişiden 4.1 milyonu üreme çağındaki kadınlardan oluşuyor. Bu kadınlardan 226 bin hamile ve neredeyse 25 bin kadının bir ay içinde doğum yapması bekleniyor. Genç kızlar, genç kadınlar, hamileler, yeni anneler; birden fazla çocuğu olan, yaşlı ya da özel ihtiyaçlara sahip tüm kadınlar için hijyenik koşulların oluşturulması ve bu yöndeki acil sağlık gereksinimlerinin karşılanması büyük önem taşıyor.
Toplumsal cinsiyet rolleri ve sosyal konumları nedeniyle afetlerde savunmasız ve dezavantajlı durumlar ile karşı karşıya kalan, güvenlik riski altında hayati gereksinimlerini karşılamaya çalışan tüm kadınlarımızın ve kız çocuklarımızın YANINDAYIZ!
Evlerini, sevdiklerini kaybeden; bu büyük travmalara karşın ayakları üstünde tekrar durmak için çabalayan ama seslerini duyuramayan; yaşananlar karşısında “yalnız” bırakılmasına rağmen var yok demeden dayanmaya ve paylaşmaya çalışan tüm kadınlarımız ve kız çocuklarımızın için BURADAYIZ!
Dün, bugün ya da yarın için destek görmesi engellenen, “keder getiren kadere” razı olması beklenen ve yüreğindeki kaygıyla korku hep büyütülmesine karşın değişime ve gelişime katkı sağlamayı sürdüren tüm kadınlarımız için varız, BİRBİRİMİZ İÇİN VARIZ!
ZBEÜ REKTÖRÜ PROF. DR. İ. HAKKI ÖZÖLÇER:
“8 Mart ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak adlandırılan bugün, kadınların iş yaşamında ve sosyal hayatın her alanında eşit ve adil bir muamele görerek, daha etkin bir konuma kavuşmasının önemini vurgulayan bir gündür.
Aile ve toplumun temel yapı taşı ve geleceğin umudu olan kadınların toplumsal cinsiyet eğilimi içine hapsedilmeden, insan hakları temelinde sosyal, siyasal ve ekonomik hayatta edindiği rollerin ve temsil gücünün artması büyük önem taşımaktadır. “Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır” diyen Mustafa Kemal Atatürk, toplumsal cinsiyet rollerinden sıyrılmış olmayı, güçlü bir millet haline gelmenin temel koşullarından birisi olarak göstermiştir. O halde yalnızca bugün değil, her gün eşitlik ve adaletin ne denli önemli olduğunu hatırdan çıkarmadan, toplumu daha iyi bir konuma ulaştırmak adına yürüdüğümüz yolu kadın ile yan yana kat etmek mühimdir.
Doğumdan ölüme kadar hayatın her anında varlıklarını hissettiğimiz, geçmişte yazdığı kahramanlık destanlarını unutmadığımız, varlıkları ve emekleriyle hayatımızı güzelleştiren kadınların daha aktif bir konuma yükseldiği bir dünya umuduyla;
Saygıdeğer Türk ve dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü en kalbi duygularımla kutluyorum.”
_______
CUMHURİYET HALK PARTİSİ KDZ. EREĞLİ KADIN KOLLARI:
Her kadın emekçidir. Hatırlayalım: takvimler 8 Mart 1857’yi gösterdiğinde New York’ta 40 bin dokuma işçisi kadın eşit işe eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebiyle grev başlattı. İşverenin işçileri fabrikaya kilitlemesinin ardından çıkan yangında, 129 kız kardeşimiz hayatını kaybetti. Bu ölümler bir son değil, başlangıç oldu. Kadınların haklı direnişi tarihe geçti…
Bu mücadele asla unutulmadı. 1910 yılında, 8 Mart tarihi, yangında yaşamını yitiren işçi kadınların anısına, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak ilan edildi.
Bugün, insan onuruna yakışır bir yaşam mücadelesi verirken yitirdiğimiz bu kız kardeşlerimizi anma günüdür.
Bu sene 8 Mart’ta içimizde hem bir burukluk hem de büyük bir umut var. Üzgünüz çünkü “sesimi duyan var mı?” diye seslenirken enkaz altında yaşamını kaybeden canların yüreğimizde acısı var. Umutluyuz çünkü beceriksiz ve liyakatsiz kadrolar tarafından yönetilen ülkemizin kaderini değiştirecek olan örgütlü gücümüz ve kararlılığımız var. Gücümüze güç katan Millet İttifakımız var. Yol arkadaşı olmaktan onur duyduğumuz Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu var.
Üzerinden bir ay geçen bu deprem hiç kuşkusuz ki herkesi, ama en çok da kadınları, çocukları, engellileri ve yaşlıları etkiledi. İktidarın eşitsizliği besleyen zihniyeti nedeniyle, bakım yükü afet bölgesinde de kadının sırtında. Derin bir acı yaşayan kadınlar, yüreğine taş basıp yemek yapmak, ailedeki çocuğa, yaşlıya, engelliye bakmak, çadıra su taşımak, çamaşır yıkamak gibi işleri de üstlendi. Halen barınma, tuvalet ve banyo sorunu çözülmemiş olan insanlar var. Bu koşulsuzluklar en çok da kadınları zorluyor.
Evsiz kalan yüz binlerce yurttaşımız sırtlarına bütün bu zorlukları yüklenerek farklı illere göç etti. Çocuklar en temel ihtiyaçları olan eğitimden mahrum kaldı.
Ülkemizde her üç kadından sadece biri kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda yer alıyor. Tablo bu kadar ürkütücü iken, yaşanan deprem binlerce kadını işsizlik kıskacına hapsetti. Depremde kadınlar, kanından, canından, malından olduğu yetmezmiş gibi, bir de işsiz kaldı. Geleceksiz kaldı.
Gaziantep’te genç bir kadın, “Depremin ilk üç günü kimse gelmedi. Ellerimle annemi enkazın altından çıkarmaya çalıştım. Günler sonra annemin cansız bedeni çıkarıldı. Öyle bir hale getirdiler ki bizi, annemin cansız bedenine tek parça halinde ulaştığımız için seviniyoruz. Bize dilenci muamelesi yapılıyor. Yapılmasın. 6 Şubat öncesinde bizim de her şeyimiz vardı. Evimiz vardı, işimiz vardı, sevdiklerimiz hayattaydı… Bir gecede her şeyimizi yitirdik” diyerek yaşananlara isyan etti.
Adıyaman’da iki haftanın sonunda zar zor çadıra erişebilen bir kız kardeşimiz ise yaşadıklarını şöyle anlattı:
Mülteci kampında bile koşullar daha iyidir. Depremin 15. gününde çadırımız oldu diye sevindik! Çadırda iki aile kalıyoruz. Beş çocuk var, yarı aç yarı tok yatıyoruz. Yatıyoruz dediğime bakmayın, yatağın altında ısıyı tutacak bir korunağımız yok. Ne bulduysak yere serdik, üzerine de yatak koyduk. Sadece iki tane yatağımız var. Resmen sırayla uyuyoruz. Havalar çok soğuk. Üşüyoruz… Çocuklarımız hastalandı. Vücut dirençleri düştü. Kahvaltı tanımımız değişti. Kahvaltıda çorba, akşam bulgur pilavı ve nohut yiyoruz. Koskoca günde sadece iki öğün yemek var. Buna da seviniyoruz çünkü diğer çadırlarda kalan akrabalarımızın bunu da bulamadığını biliyoruz. Meyve sebze lüks oldu. Deprem günü sokağa ayağım çıplak fırlamışım, çocuğuma zar zor bir ayakkabı bulduk. Oğlumun terliğini ben giyiyorum. Yardım tırları geldi haberlerini görüyoruz. Bize ulaşmadı. İçme suyunu sayıyla veriyorlar. Gün içinde ekmek için, su için, bir tabak çorba için sürekli kuyruktayız. Canımıza tak etti!
Yaşananlar öylesine ağır ki…Bu nedenle çok öfkeliyiz. Ağzını her açtığında “üç çocuk, beş çocuk” diye dayatanlar, bu süreçte hamile kadınlar için ne yaptı? Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun verilerine göre, deprem bölgelerinde 226 bin hamile kadın bulunuyor. Bu kadınların gebe takibi bir yana resmen unutuldular, yok sayıldılar. Hamile kadınlar, stres nedeniyle düşük tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldı. Beslenemeyen lohusa kadınlar sütten kesildi. Küçücük bebekler karda kışta sokakta kaldı. İktidar ne yaptı? Koskocaman bir hiç!
Depremde AFAD afetin ta kendisi oldu. Çadır dağıtması gereken Kızılay, parayla çadır sattı. Kayıp çocukların peşine düşmesi gereken Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, hesap soruyoruz diye bizim peşimize düştü. Ne yaparlarsa yapsınlar, bizi susturamayacaklar! Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: deprem sonrası açığa çıkan refakatsiz ve kayıp çocuklarımızın peşini asla bırakmadık, bırakmayacağız.
Koltuk sevdasına düşenler, bu süreçte halkın yanında olmadı. İnsanlar, açlığa, sefalete ve yoksulluğa mahkûm edildi. En kritik saatlerde, enkaz altından gelen yardım çığlıkları karşılıksız bırakıldı.
Biz bu yaşananlara göz yummadık, yummayacağız.
Depremin ilk gününden bu yana Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde, bütün parti yöneticilerimizle, belediyelerimizle, örgütlü gücümüzle deprem bölgesindeyiz. Depremzedelere bütün gücümüzle destek oluyoruz.
Bu süreçte, betona insan hayatından daha çok değer veren zihniyetin, fay hattı üzerine sil baştan kentler kurmaya çalıştığı görüyoruz. Bizler, yeniden ölüme davetiye çıkaranların rant hırsına halkımızı kurban etmeyeceğiz. Yaşattıkları acılar yanlarına kar kalmayacak. Gözyaşımızı kurutanlardan hukuk önünde hesap soracağız.
Eşitsizliğe başkaldırıyoruz. Depremin ilk gününden bu yana dayanışmayı yükseltiyoruz. Ülkemizi yeniden ayağa kaldıracak politikalarımızı hayata geçiriyoruz. Kadınlar ve çocuklar için bir seferberlik başlattık. Bugün size bunun da detaylarını aktaracağız.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak afet bölgelerindeki depremzede kadın ve çocuklar için Kadın Danışma Merkezleri kurduk. Bugün bu merkezleri depremden etkilenen illerimizde halkımızın hizmetine açıyoruz.
YaşamHak Kadın Danışma Merkezlerimizde kadın kolları üyelerimiz görev alacak. Burada psikolojik destekten hukuki danışmanlığa, kadınlara özel ihtiyaç malzemelerinin temininden sağlık hizmetlerine her türlü desteğin verilmesini sağlayacağız.
Kadın Danışma Merkezlerimizde kadına yönelik şiddete ve çocuk istismarına karşı da bilinçlendirme çalışması yürüteceğiz. Genel Merkezimiz bünyesinde 7/24 hizmet sunan 444 82 85 hattımızı arayan kadınlara tek tek çözüm üreteceğiz.
Depremin yaralarını birlikte saracağız.
Yaşanan bu enkazın altında kalan iktidarı, tarihin tozlu raflarına kaldıracağız.
Cumhuriyetimiz, 100. yılında yeniden kimsesizlerin kimsesi olacak.
Önümüzde bir seçim var. Millet İttifakı olarak, ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün laik, çağdaş ve demokratik Türkiye anlayışını bu topraklarda yeniden hâkim kılacağız.
Bu seçim biz kadınlar için ölümle yaşam arasındaki ince çizgidir.
Yaşamımız ya pamuk ipliğine bağlı ya da güvenli olacak.
Ya kadını eşya gibi gören zihniyete teslim olacağız ya da eşit yurttaş olarak insan onuruna yakışır şekilde yaşayacağız.
Ya emeğimiz gasp edilecek ya da emeğimizin karşılığını aldığımız güvenceli işlerde, güven içinde çalışacağız.
Ya afetler karşısında çaresiz kalacağız ya da bilimin ışığında tedbirler alacağız.
Ya çocuklarımızı geleceksizliğe mahkûm edileceğiz ya da çocuklarımıza aydınlık yarınlar inşa edeceğiz.
Buradan ülkemizin bütün kadınlarına çağrı yapıyoruz:
Ayağa kalkın!
Gelin! Halil İbrahim sofrasına birlikte oturalım.
Bizim yolumuz da yapacaklarımız da belli.
Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, hakkın, hukukun ve adaletin sağlandığı, hepimizin eşit, hepimizin tok, hepimizin güvende, hepimizin özgür olduğu bir düzen kurmak için geliyoruz.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun!
BAŞLIYORUZ!
KDZ. EREĞLİ SOROPTİMİST KULUBÜ YÖNETİM KURULU:
8 Mart, dünya kadınlarının emek sömürüsüne, cinsiyet ayrımcılığına ve baskıya karşı hakları için verdikleri mücadelenin ve dayanışmanın vurgulandığı bir gündür.
Kadınlar bir taraftan iş hayatı diğer taraftan aile hayatının getirdiği sorumluluklar nedeniyle günlük yaşamlarında büyük mücadele vermektedir. İş hayatının getirdiği sorumlulukların yanısıra günlük yaşamda ev içi işler, çocukların sorumluluğu, aile içi dengeler gibi pek çok sorumluluğun kadınların üstünde olması nedeniyle Soroptimist International of Europe (SIE), 2023 Dünya Kadınlar Günü için, “Cinsiyete Dayalı Eşitsizliğe” odaklanmayı önermektedir. Farklı renkte ayakkabılar giyilerek kadınların günlük hayatta yaşadığı süregelen küresel eşitsizliğe, daha fazla farkındalık kazandırılması amaçlanmaktadır. Pek çok konuda olduğu gibi doğal afetlerde de kadınların üstlendiği yüklerin ağırlığı yadsınamaz bir gerçektir.
Depremin yarattığı tüm bu zorluklar içinde deprem bölgesinde yaşayan herkesin kadınlarımızın ve çocuklarımızın yaşamlarının en kısa zamanda iyileştirilmesini diliyoruz. Aynı zamanda hem ülkemizde hem de dünyada tüm kadınların eşit, özgür, demokratik ve uygar yaşamları için inancımızın ve gücümüzün var olduğunu biliyor, “Gücümüz Birliğimiz Kadınlar Geleceğimiz” diyoruz.
KDZ. EREĞLİ KAYMAKAMI MEHMET YAPICI :
Aile kurumunun temeli, değerlerimizin temsilcisi, taşıyıcısı ve koruyucusu olan kadınlarımız, hayatın bütün alanlarına etkin bir şekilde katılarak, Ülkemizin gelişmesi ve çağdaş düzeye ulaşmasında önemli bir yere sahiptir. Toplumumuzda var olan güçlü aile bağları, aile bireylerinin birbirine gösterdiği sevgi, saygı ve anlayış kadınlarımızın eseridir.
Kadına saygı, değerlerimizin, gelenek göreneklerimizin, tarihimizin, sosyal hayatımızın tabii bir sonucudur. Türk tarihinde kadın daima etkin ve önemli rol üstlenmiştir. Kurtuluş Savaşı’nda vatanın bağımsızlığı için cesurca cepheden cepheye koşan Türk kadını, Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra toplumsal hayatın her alanında yerini almış kadınlarımız, bugünün Türkiye’sinde; eğitimden, sağlığa, yürütme ve yargıdan, iş dünyasına kadar her alanda üstlendiği sorumlulukla Türk Milletinin geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır.
Bu özel gün vesilesi ile hayatımızın her alanında varlıklarıyla bizlere güç katan tüm kadınlarımızın ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.
Etiketler: DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
BENZER HABERLER