Ereğli’de Yaşamın Karnesi: Mutlu muyuz, Yoksa Sadece “Var” mıyız?
Değerli Haber Hayat okurları,
Geçen hafta Ereğli’nin bölge ekonomisindeki “Amiral Gemisi” rolünü konuşmuştuk. Bugün ise dumanı tüten fabrikaların ardındaki asıl meseleye; yani sizin, bizim, sokağımızdaki emeklinin ve okul yolundaki gencimizin huzuruna odaklanıyoruz.
Aralık 2025’te tamamladığım “TR81 Bölgesel Yaşam Endeksi ve Refah Göstergeleri Raporu”nun en sarsıcı bölümü olan Yaşam Memnuniyeti sonuçlarını açıklıyorum. Şunu unutmayalım: Para, sanayi ve çelik sadece birer araçtır. Asıl başarı, bu şehrin sahilinde yürüyen insanın yüzündeki gülümsemedir. Ancak raporumuz, Ereğli ve Zonguldak havzası için “kırmızı alarm” veriyor!
Komşuda Durum Ne? Keskin Bir Ayrışma Var!
Batı Karadeniz’in refah haritasına baktığımızda, Ereğli’nin içinde bulunduğu Zonguldak havzasının komşularına göre “yorgun” düştüğünü görüyoruz. Rapordaki karne şu şekilde:
On Yılda Zirveden Dibe: O Mutluluk Nereye Gitti?
Raporun en can yakıcı verisi tam burada saklı: 2015 yılında Zonguldak, “Çalışma Hayatı Endeksi”nde Türkiye şampiyonuydu! Peki, ne oldu da 2025 projeksiyonumuzda karşımıza “Çalışma Hayatından Memnuniyetsizlik” çıktı?
Cevap, Ereğli sokaklarında gizli. Emekli nüfusun artması, gençlerin “burada gelecek yok” diyerek bavulunu toplaması ve nitelikli beyaz yakalılarımızın sosyal yaşam yetersizliği nedeniyle şehri terk etmesi bu düşüşün ana nedenidir. Sanayimiz ne kadar devasa olursa olsun; sosyal yaşamın ve çalışma koşullarının yarattığı baskı, beşerî sermayemizi komşumuz Düzce’ye ya da İstanbul’a hediye etmemize neden oluyor.
“Sac Üretmek Yetmez, Huzur Üretmeliyiz”
Eğer Ertan Bey gibi bir yatırımcıysanız veya Hülya Hanım gibi bir girişimciyseniz, fabrikanızı kurarken sadece teşviklere bakmazsınız. “Üst düzey yöneticilerim bu şehirde mutlu yaşar mı? Çocukları iyi eğitim alır mı? Akşam ailesiyle huzurla sosyalleşebilir mi?” diye sorarsınız.
Raporumuzun verileri açık: Ereğli’nin “Sanayi Devliği” unvanını koruması için sadece rulo sac üretmesi yetmiyor. Büşra ve Berk gibi pırıl pırıl gençlerimizi bu şehirde tutacak bir “yaşam kalitesi devrimi” başlatmamız şart. Sağlık personeli memnuniyetimiz yüksek (bu en büyük tesellimiz), ancak sosyal tatminde karnemiz maalesef zayıf.
Sonuç: Kazandığımız Para “Göç Bileti” Olmasın!
Değerli okurlar, sadece GSYH (gelir) artışı bir şehri gerçek anlamda kalkındırmaz. Huzur ve hizmete erişim sağlanmadıkça, kazandığımız para sadece bu şehirden kaçmak için bir “göç bileti”ne dönüşür. Ereğli; Bolu’nun çevre kalitesini ve Düzce’nin genç enerjisini kendine model almalı, kendi sanayi gücüyle bu huzuru birleştirmelidir.
Ereğli’nin sosyal refahını yükseltmek sadece belediyenin değil; mülki amirlerden TSO’ya, her bir esnafımızdan iş insanımıza kadar hepimizin ortak ödevidir. Bir sonraki bölümde, bu gri tabloyu yeniden renklendirecek “Ereğli İçin Stratejik Çıkış Yolları”nı dosya dosya açacağız.
Esen kalın.
Etiketler: tahsin özyamakBENZER HABERLER