logo

YILLAR ÖNCE DE YAZMIŞTIM: EREĞLİ İL OLMALIDIR!

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
YILLAR ÖNCE DE YAZMIŞTIM: EREĞLİ İL OLMALIDIR!

17 Haziran 2023’te “Ereğli Neden İl Olsun?”, 19 Temmuz 2023’te ise “Büyük Ereğli” başlıklı yazılarımı kaleme almıştım. Bugün il olma talebi yeniden gündemdeyken o yazılara dönüp baktım.

Görüşüm aynı: Ereğli, haklı gerekçeleriyle ve siyaset üstü bir anlayışla il olmalıdır.

Bunu günün heyecanıyla söylemiyorum. Kentin yıllardır biriken ihtiyaçlarının, üretim gücünün ve gelişme isteğinin karşılık bulması gerektiğine inanıyorum. İl olmak; daha fazla yetki kadar sorumluluk üstlenmek, kamu hizmetlerini ve yatırımları kentin gerçek ölçeğine uygun planlayabilmektir.

İlk yazımda, “Büyümek, doğanın en temel yasalarındandır” demiştim. Şehirler de doğar, gelişir ve dönüşür. İdari yapıların bu değişime ne ölçüde cevap verebildiğini sorgulamak son derece doğaldır.

Ereğli’nin talebini de buradan okumak gerekir.

“Büyük Ereğli” düşüncesinin kökleri, bugünkü tartışmalardan çok daha eskidir. Merhum sosyolog Mübeccel Kıray, 1964 tarihli “Ereğli: Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası” çalışmasında, kentin değişimini ve Ereğlilinin büyük şehir algısını incelemişti. Kömürden limana, ulaşımdan sanayiye uzanan dönüşümün toplumsal karşılığını ortaya koymuştu.

Bu araştırmayı doğrudan bir “il olma raporu” gibi okumak doğru olmaz. Ancak çalışma, Ereğli’nin büyüme hikâyesinin tarihsel ve sosyolojik derinliğini görmemiz açısından değerlidir.

Kıray’ın vefatından iki hafta önce, Belediye Başkanı Halil Posbıyık’la birlikte planladığımız bir etkinlik için telefonla Ereğli’ye davet ettiğim Kıray hocamızı burada bir kez daha rahmetle anıyorum.

Kıray’ın dikkat çektiği önemli noktalardan biri, fabrikanın(ERDEMİR) ve kentin geleceğinin Türkiye’deki değişimlerle ve kuracakları ilişkilerle bağlantılı olmasıydı.

Bugün de mesele biraz budur: Ereğli’nin ürettiği değer ile karar mekanizmalarındaki karşılığı arasında nasıl bir ilişki kurulacaktır?

ERDEMİR’in, yan sanayinin, tersanelerin, limanların, ticaretin ve çalışanların oluşturduğu ekonomik güç ortadadır. Bu birikimin eğitimden sağlığa, ulaşımdan kamu personeline kadar kent yaşamına yeterince yansıması beklenmektedir.

2023’te sözünü ettiğim “güvenlik” de asayişten çok, geleceğe duyulan güvenle ilgiliydi. Kentin ihtiyaçlarının zamanında görüleceğine, yatırımlarının karşılık bulacağına ve gelişiminin destekleneceğine güvenmek…

Bugün her yatırımın ve ihtiyacın durumunu ayrıca değerlendirmek gerekir. Fakat temel soru geçerliliğini koruyor: Ereğli’nin ulaştığı ekonomik ve toplumsal ölçek, kamu hizmetlerinin planlanmasına yeterince yansıyor mu?

TSO Başkanı Yüksel Balcı’nın ve MÜSİAD Başkanı Kemal Gülbay‘ın son açıklamalarında, kentin ekonomik ve sosyal büyüklüğüne uygun kamu hizmeti ve yatırım planlamasını vurgulamaları da bu açıdan anlamlıdır.

Şimdi gereken, bu talebi somut verilerle desteklemek ve sürekliliği olan ortak bir çalışma yürütmektir. Nüfus, ekonomik kapasite, kamu hizmetleri, ulaşım ve bölgesel etkiler aynı dosyada değerlendirilmelidir. Sorumlular, çalışma takvimi ve Ankara’da izlenecek yol belli olmalıdır.

İsimler ve yönetimler değişebilir; kentin ortak hedefi her değişimde başa dönmemelidir. Geçmişte verilen emeklerin üzerine yenileri eklenmeli, oluşan irade sonuç alacak bir takibe dönüşmelidir.

Üç yıl önce yaptığım uyarıyı da tekrarlıyorum: Bu talep seçim dönemlerinin malzemesi yapılmamalı, başka idari sistem tartışmalarının gölgesinde bırakılmamalı; Ereğli’nin kazanımı, Zonguldak’ın kaybı olarak kurgulanmamalıdır.

Komşuluk, dayanışma ve ortak bölgesel gelecek korunarak da yeni bir idari yapı kurulabilir.

Üstelik hedefimiz yalnızca tabelanın değişmesi olamaz. Sanayinin, turizmin, denizciliğin, lojistiğin ve kültürün birlikte geliştiği, yaşam kalitesi yüksek bir “Büyük Ereğli” düşünmeliyiz. (Sahi; 90 plaka nosu ile yeni adımız da BÜYÜK EREĞLİ olsa ne olur? ) 

Yıllar önce yazmıştım, bugün de savunuyorum: Ereğli il olmalıdır. Hepimize düşen, bu haklı talebi ortak akıl, sağlam bir dosya ve kararlı takiple sonuca taşımaktır. Sancaktarlardan biri olmaya talibim.

  • Cumhuriyetimizin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı özlem ve rahmetle anıyorum.

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YILLAR ÖNCE DE YAZMIŞTIM: EREĞLİ İL OLMALIDIR!

    05 Kasım 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    17 Haziran 2023’te “Ereğli Neden İl Olsun?”, 19 Temmuz 2023’te ise “Büyük Ereğli” başlıklı yazılarımı kaleme almıştım. Bugün il olma talebi yeniden gündemdeyken o yazılara dönüp baktım. Görüşüm aynı: Ereğli, haklı gerekçeleriyle ve siyaset üstü bir anlayışla il olmalıdır. Bunu günün heyecanıyla söylemiyorum. Kentin yıllardır biriken ihtiyaçlarının, üretim gücünün ve gelişme isteğinin karşılık bulması gerektiğine inanıyorum. İl olmak; daha fazla yetki kadar sorumluluk üstlenmek, kamu hizmetlerini ve yatırımları kentin gerçek ölçeğine ...
  • GÖLGE BENLİK

    02 Kasım 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kendimizde Görmek İstemediğimiz Tarafımız İnsanın en büyük mücadelesi bazen başkalarıyla değil, kendisinde görmek istemediği taraflarıyla verdiği mücadeledir.Hiç dikkatinizi çekti mi? Bizi en çok rahatsız eden insanlar, bazen kendimizde kabul etmek istemediğimiz özellikleri taşıyan insanlardır. Kibirli insanlara tahammül edemeyiz bununla birlikte kendi üstünlük duygumuzu fark etmeyiz. Bencil insanları eleştiririz; kendi çıkarlarımız söz konusu olduğunda ne kadar acımasızlaşabildiğimizi görmeyiz. Başkalarının öfkesinden şikayet ederiz am...
  • TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİMİZ / POSBIYIKLAR…

    27 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİSİ / POSBIYIKLAR... Kent gündemi hızla değişiyor. Seçimler yapılıyor, yeni yönetimler göreve geliyor, toplantılar düzenleniyor, açıklamalar birbirini izliyor. Biz de haberleştiriyor, kamuoyuna aktarıyoruz. Ancak gazetecilik sorumluluğumuz, açıklamaları yayımlamakla bitmiyor. Söylenenlerin, verilen sözlerin ve kent adına yönelttiğimiz soruların takipçisi olmak da gerekiyor. Bugün birbirinden farklı görünen üç konuya bu gözle bakalım. TSO’DA BALAYINDAN SONRA… Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Od...
  • ENDOPLAZMİK RETİKULUM!

    23 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hücrelerimizin İçinde Bir Psikolog Olsaydı… İnsan, hayatı boyunca bir şeyler üretir: Düşünceler, duygular, kararlar, ilişkiler… Bazen umut üretir, bazen kaygı; bazen çözüm bulur, bazen de aynı sorunu farklı insanlarla yeniden yaşar. Üstelik bütün bunları yaparken kendi davranışlarının nasıl ortaya çıktığını çoğu zaman fark etmez. Oysa bedenimizin en küçük fabrikası olan hücreler bile üretimin nasıl bir iş birliği gerektirdiğini bilir. Peki, insanın iç dünyası bir fabrika olsaydı, kim üretir, kim kontrol eder, kim dengeyi sağlar, kim de ...