
Sosyal medyada ebeveynlerin çocukları için kurduğu “İyi niyetli” cümlelerden biri “Ayağına taş değmesin.”
Masum, şefkatli, koruyucu…
Bununla birlikte psikoloji bilimi açısından bakıldığında bu dileğin içinde sessiz bir risk barınır: Zorluktan arındırılmış bir gelişim beklentisi.
Oysa insan gelişimi, özellikle de psikolojik sağlamlık, pürüzsüz yollarda değil; engel, belirsizlik ve kayıpla temas ederek inşa edilir.
Elbette çocuklarımızı tehlikeye atmayalım bununla birlikte her zorluğu da onların yolundan çekmeyelim.
Zorluk, Gelişimin Yan Ürünü Değil; Merkezidir
Gelişim psikolojisi bize şunu söyler: Birey, kapasitesini ancak zorlandığı yerde fark eder. Buna literatürde “Optimal challenge” denir. Yani kişi ne tamamen korunmalı ne de başıboş bırakılmalıdır; zorlanmalı ama anlamlandırabileceği bir çerçevede.
Aksi halde çocuk şu bilişsel şemayla büyür: “Birşeyler zorlaştığında biri benim yerime çözer.”
Bu şema, ilerleyen yıllarda riskten kaçınma, belirsizliğe tahammülsüzlük ve kırılgan benlik yapılarıyla kendini gösterir. Başka bir ifadeyle: Ayağına hiç taş değmeyen çocuk, yürümeyi değil; kaçınmayı öğrenir.
Buzun Üzerinde İnşa Edilen Dayanıklılık: Roald Amundsen
20. yüzyılın başında Scott ile Amundsen arasında Güney Kutbu’na ulaşma yarışı kızışmıştı, bu sadece bir coğrafya mücadelesi değil; psikolojik dayanıklılık testiydi.
Amundsen’i başarıya götüren şey daha iyi ekipmanlar ya da şans değildi. Tam tersine:
Aylar süren izolasyonda, ekibindeki köpeklerin ölmesini izlemek zorunda kaldı. Yanlış bir kararın tüm ekibi yok edebileceği koşullarda ilerledi. Ayağına taş değil; buz dağları, dondurucu soğuk değdi.
Ama onu ayakta tutan şey şuydu: Zorluğu inkar etmemesi, kontrol edemediği koşullara karşı psikolojik esneklik geliştirmesi.
Bugün psikolojide bu yaklaşımı adaptive coping olarak tanımlarız:
Koşulları değiştiremiyorsan, kendini yeniden düzenleyebilme becerisi yani “Regülasyon”.
Umutsuzluk, İnsanın Kendisiyle Arasındaki Son Mesafedir
Klinik alanda sıkça karşılaştığımız bir gerçek vardır: İnsanlar kendileriyle en gerçekçi teması her şeyin çözümsüz göründüğü anlarda kurar.
Aşırı Koruma, Görünmez Bir Risk Faktörüdür
Araştırmalar, aşırı koruyucu ebeveynlik stillerinin;
Çocuklukta her taşın yoldan kaldırıldığı bir dünyada büyüyen birey, yetişkinlikte taşla karşılaştığında durur. Çünkü daha önce durmamayı öğrenmemiştir.
Çocuklarımız için gerçekten ne diliyoruz? Hiç zorlanmamalarını mı?
Yoksa zorlandıklarında dağılmamayı mı?
Belki de mesele şu soruda düğümleniyor: Ayağına taş değmesin mi, yoksa taş değdiğinde yoluna devam edebilsin mi?
Etiketler: Tugay YazganBENZER HABERLER