logo

DEMİRTAŞ’TAN PRİM BORÇLARININ ERTELENMESİ İÇİN TEKLİF

CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş, prim borcunu ödeyemeyen Bağ-Kur ve Genel Sağlık Sigortalılar için TBMM Başkanlığına kanun teklifi verdi. Demirtaş, konuyla ilgili açıklamasında; “sağlık hakkı kesintiye uğrayamaz”dedi.

TBMM Sağlık, Aile. Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, CHP Sözcüsü Ünal Demirtaş, prim borcunu ödeyemeyen Bağ-Kur ve Genel Sağlık Sigortalılar için TBMM Başkanlığına kanun teklifi verdi.

31 Aralık 2019’da, prim borcunu ödeyemeyen Bağ-Kur ve Genel Sağlık Sigortalı vatandaşların devlet hastaneleri ile kamu üniversite hastanelerindeki sağlık hizmetlerinden yararlanma haklarının sona ereceğine dikkat çeken CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş; ”Milyonlarca vatandaşımızın 21’inci yüzyılda sağlık hakkından mahrum kalması asla kabul edilemez” dedi.

CHP’li Demirtaş, kanun teklifinin gerekçesinde şunları ifade etti:

“MİLYONLARCA İNSAN MAĞDUR OLACAK”

“31 Aralık 2019 tarihinden sonra sağlık hizmeti için kamu hastaneleri ile kamu üniversite hastanelerine başvuran vatandaşlarımızın ve onların bakmakla yükümlü oldukları yakınlarının, prim borcu bulunması halinde, sağlık hizmetlerinden faydalanması mümkün olmayacaktır. Prim borcunu ödeyemeyen vatandaşımızın ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin böyle çaresiz bir durumda bırakılmasını kabul etmek mümkün değildir. Genel Sağlık Sigortası primini ödeyemeyen 5 milyon dolayında vatandaşımızın olduğu tahmin edilmektedir. Bakmakla yükümlü olduğu kişiler de düşünüldüğünde 1 Ocak 2020’den itibaren milyonlarca vatandaşımız, kamudaki sağlık hizmetlerinden faydalanamayacaktır.

“VATANDAŞA HAKKINI VERİN”

Ülkemizin içinde olduğu ekonomik kriz her zaman olduğu gibi en fazla dar gelirli kesimi etkilemektedir. Son dönemde, temel ihtiyaçlara, gıda, elektrik, doğalgaz gibi)ardarda yapılan zamlar karşısında vatandaşlarımız iyice zora düşmüştür.  İşsiz sayısı ise 8 milyonu bulmuştur. Kasım 2019 itibariyle açlık sınırı 2.102 TL’dir. Bu koşullarda milyonlarca vatandaşımızın prim borcunu ödeyebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, zaten işsizlik ve yoksulluk nedeniyle son derece zor durumda olan vatandaşımızı bir de en temel haklardan olan sağlık hakkından mahrum bırakmak, sosyal devlet ilkesi ile taban tabana zıt bir yaklaşım olacaktır. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik dar boğaz karşısında, doğrudan ve en fazla etkilenen kesim işsizlerle ve dar gelirli vatandaşlarımızdır. İktidarın yanlış ekonomi politikalarının bedelini dar gelirli vatandaşlarımız, ortaya çıkan bu durumda sağlıkları ile ödemek zorunda kalacaktır. Vatandaşlar açısından hak, devlet açısından bir yükümlülük olarak düzenlenen sağlık hakkının kesintiye uğraması 21’inci yüzyılda kabul edilemez bir durumdur.

“EKONOMİK KRİZ, SAĞLIK GÜVENCESİNE DARBE VURDU”

Sosyal güvenlik; vatandaşların ekonomik olarak ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek düzeyde sürekli bir gelir ile sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bu hak Anayasa’nın 60’ıncı maddesinde ‘’Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar’’ hükmü ile tanımlanmış ve güvence altına alınmıştır. Uluslararası mevzuatta da sosyal güvenlik hakkı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve ILO Sosyal Güvenliğin Asgari Normlarına İlişkin 102 Sayılı Sözleşmesi ile tanımlanmış ve düzenlenmiştir. Sosyal güvenliğin bir parçası olan sağlık hakkı da yine Anayasa ve uluslararası mevzuatla düzenlenip güvence altına alınmıştır. Her iki hak da nitelikleri itibariyle temel hak ve özgürlükler içinde yer almaktadır.

Tüm bu hukuksal düzenlemeler vatandaşlarımızın tamamının sosyal güvenlik ve sağlık haklarından eksiksiz bir şekilde yararlanması sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Ancak ülkemizde günden güne derinleşip, ağırlaşan ekonomik kriz ortamı bir zincirin halkası şeklinde vatandaşlarımızı mağdur edecek sonuçlar doğurmaktadır. Kötüye giden ekonomik koşullar işsizliğe, işsizlik güvencesizliğe, güvencesizlik de hak kayıplarına neden olmaktadır.

“11 MİLYON KİŞİNİN SOSYAL GÜVENCESİ YOK”

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz koşullarında, sosyal güvencesi olmayan kişilerin sayısı günden güne artmaktadır. 2017 yılında hiçbir sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’dan gelir veya aylık almayan,18 yaşını doldurmuş öğrenci olmayan ve GSS kapsamında tescil edilen kişilerin sayısı 9.825.269 iken bu sayı 2019 yılı Mayıs ayında 11.103.640’a yükselmiştir. Aylık geliri brüt asgari ücretin üçte birinden az olan ve GSS primi devlet tarafından karşılanan kişilerin sayısı 2017 yılında 7.936.009 iken 2019 yılının ilk 8 ayında 8.647.283’a yükselmiştir. Yani 5 yılda 1 milyon 305 bin 687 kişi yoksullaşmış ve sigorta primini ödeyemeyecek hale gelmiştir. Üstelik GSS primi kendileri tarafından ödenen kişi sayısında da düşme yaşanmıştır. Ülkemizdeki sanal iyilik halinin sosyal güvenlik rakamlarına yansımamakta, hatta tam tersine ülkemizdeki yoksullaşma sosyal güvenlik sisteminde rakamlarla ortaya konulmaktadır.

“PRİM BORÇLARI 2023’E KADAR ERTELENECEK”

Yapılacak düzenleme ile 5510 sayılı kanuna göre 60 günden fazla prim borcu olan sigortalıların ve onların bakmakla yükümlü oldukları yakınlarının kamu ve kamu üniversite hastanelerinden 2022 yılının sonuna kadar faydalanmaları sağlanmış olacak, bu şekilde de Anayasa’da ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan sağlık hakkı tesis edilmiş olacaktır.”

Share
387 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ