logo

FİKİRLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT?


Size kötü bir haberim var!
Belki de hayatınız boyunca savunduğunuz fikirlerin büyük kısmı size ait değil. Evet, yanlış okumadınız. Siyasi görüşünüz, ahlak anlayışınız, başarı tanımınız, doğru ve yanlışlarınız, hatta bazı nefretleriniz ve hayranlıklarınız… Belki de hiçbiri sizin üretiminiz değil. Sadece size yüklenmiş yazılımlar.
İnsan kendisini özgür zanneder. Çünkü özgür olduğunu düşünmek egoyu besler. “Ben araştırdım”, “Ben karar verdim”, “Ben böyle düşünüyorum” demek hoşumuza gider.
Peki gerçekten öyle mi?
Daha konuşmayı öğrenmeden önce aileniz zihninize ilk kodları yükledi. Kimin iyi insan olduğu, kimden korkulacağı, neyin ayıp neyin günah olduğu size öğretildi.
Sonra okul geldi.
Sonra mahalle.
Sonra televizyon.
Sonra sosyal medya.
Sonra algoritmalar…
Ve siz bütün bu seslerin ortasında kendi sesinizi duyduğunuzu sandınız. Oysa çoğu insanın hayatı boyunca yaptığı şey düşünmek değildir, tekrarlamaktır. Bir başkasının fikrini biraz değiştirip kendi fikriymiş gibi sunmaktır.
Daha da çarpıcı olan şu: İnsanlar düşüncelerini değiştirmekten korkar. Çünkü bir fikri kaybetmek, bazen kimliğini kaybetmek gibi hissettirir. Bu yüzden insanlar gerçeği değil, kendilerini haklı çıkaracak kanıtları ararlar. Psikolojinin yıllardır söylediği budur.
İnsan gerçeğin peşinde değildir. İnsan çoğu zaman haklı çıkmanın peşindedir. Bugün sosyal medya bunu kusursuz bir sisteme dönüştürdü. Siz ekranı kaydırdıkça algoritmalar sizi tanıyor.
Neye kızdığınızı…
Nelerden korktuğunuzu…
Kime oy vereceğinizi…
Hangi haberle öfkeleneceğinizi…
Hangi videoyla ağlayacağınızı…
Ve sonra önünüze tam da görmek istediğiniz dünyayı koyuyor. Böylece siz gerçeği gördüğünüzü sanırken, aslında size gösterilen bir koridorun içinde yürüyorsunuz.
En korkutucu olan ise çoğu insanın bunun farkında olmaması…

Kendi fikirlerini savunduklarını düşüneneler belki de sadece kendilerine öğretilen cümleleri savunuyorlar. Belki de hayatlarının büyük bölümünde hiç düşünmediler.
Sadece taraf oldular.
Sadece tekrar ettiler.
Sadece ait olmak istediler.
Çünkü sürüden ayrılmanın bedeli vardır.
Düşünmek yalnızlaştırır.
Sorgulamak risklidir.
İtaat etmek ise güvenlidir.
Bu yüzden toplumlar düşünen insanlardan çok, uyum sağlayan insanlar üretir.
Asıl soru şu:
Şu an savunduğunuz hangi fikir gerçekten size ait?
Hangisini kendiniz keşfettiniz?
Hangisi için bedel ödemeyi göze aldınız?
Ve hangisi sadece ailenizin, çevrenizin, partinizin, ekranınızın veya korkularınızın sesinden ibaret?
Belki de insanın hayatındaki en sarsıcı an, bir gün aynaya bakıp şunu fark ettiği andır:
Benim dediğim şeylerin ne kadarı gerçekten bana ait?”
Çünkü bazen özgürlük; istediğini söylemek değildir. Özgürlük, zihninin içinde konuşan yabancıları fark etmektir.
İnsan zihni çelişkiyi sevmez.
Psikolog Fritz Heider‘in Denge Kuramı’na göre insanlar; kendileri, sevdikleri kişiler ve inandıkları fikirler arasında bir uyum kurmaya çalışırlar. Bu denge bozulduğunda rahatsızlık hissederler.
Örneğin sevdiğiniz bir insanın savunduğu görüşlere karşı çıkmak kolay değildir. Çünkü o görüşü reddettiğinizde, sadece bir fikri değil, bazen ait olduğunuz grubu da sorgulamış olursunuz. Bu yüzden insanlar çoğu zaman fikirlerini gerçeklere göre değil, ilişkilerine göre şekillendirirler.
Fikirlerini savunmak gerektiğinde kişiler fikir savunmak ile ait olmak arasında seçim yapma zorunluluğunda kaldığında ise çoğu kişi ait olmayı tercih ediyor. Psikolojide buna uyma davranışı denir. İnsan, dışlanmamak için kalabalığa benzer. Kabul görmek için aynı şeylere güler. Aynı şeylere öfkelenir hatta bazen inanmadığı şeyleri savunur.
Çünkü insan için yalnız kalma korkusu, yanlış düşünme korkusundan çok daha güçlüdür. Belki de bu yüzden toplumlar bazen milyonlarca insanın aynı anda aynı yanılgıya inanabildiği yerler haline gelir.
Çünkü insanlar gerçeği arayan canlılar olmaktan önce, ait olmak isteyen canlılardır.
“Belki de hayatınız boyunca kendi fikirlerinizi savunduğunuzu sandınız. Oysa çoğu zaman savunduğunuz şey fikirleriniz değil, ait olduğunuz grubun size verdiği kimlikti.”

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ