logo

GÖNÜLLÜ YAZDI : FARKINDAMISINIZ?

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
GÖNÜLLÜ YAZDI : FARKINDAMISINIZ?

VALİ TUTULMAZ

Farkındamısınız bilmiyorum ama Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz, göreve geldiği aylarda il çapında sanayi odaklı gelişmeyi öngörürken son dönemlerde turizm projelerine ağırlık vermeye başladı.

Ben bunu, kendisinden önce başlayan projelere daha çok vakıf olmasına, bazı turizm potansiyeli gerçekleri ile olumlu anlamda yüzleşmesine ve Zonguldak’ta monopol gelişmenin sıkıntısını görüp sektörel çeşitlendirme gayretlerine bağlıyorum.

Bence Vali Tutulmaz ve Kaymakam Çorumluoğlu işin doğru tarafından tutmuşlardır. Evet, Zonguldak-Ereğli sanayi şehridir bu yönde Filyos Vadi Projesi dışında kamu eliyle büyütülecek pasta kalmamıştır. Sanayi şehrinde bal gibi turizm olur/olmalıdır…   

DR.ZORLU

Farkındamısınız Manşet haberimize konu olan Dr.Zorlu, radikal sözlerle hükümetin COVİD 19 sürecine ilişkin sağlık politikalarına sonuna kadar kesin bir dille sahip çıkıyor. Zorlu “Aşı olan kendini kurtarır ama ferdi olarak değil toplumsal olarak akıllanmamız lazım. Devletini eleştirmek yerine kendimizi eleştirelim.” sözleri ile dikkat çekiyor. Bu işlerden her anlamda canı yanan bir sağlık yatırımcısı ve “sağlık neferiyim” diyen bir doktorun bu sözlerini (daha fazlası internet haberimizde var), kamu otoritesi haricinden gelen ciddi bir uyarı olarak manşete taşıdık. Ben Zorlu’yu yakından tanıyanlardanım, az konuşur, öz konuşur, ama kitabın ortasından konuşur. Söylediklerinin tartışılacak tarafları belki vardır ama ciddiye alınmayacak hiçbir yanı yoktur.

HÜLYA ÖĞRETMENİ KALBİMİZE GÖMDÜK

Eski adı ile Utku Eğitim Kurumları, yeni adı ile Doğa Koleji’nin her şeyi olan Hülya Çataklı öğretmeni kanserden kaybettik. Utku/Doğa başarısının arkasındaki gerçek kahramandı Eğitim Anne Hülya hoca.  O gerçek bir eğitimci idi. Canı pahasına okuluna, öğrencilerine, öğretmenlerine hizmet etti. Zorlu ameliyat sonrasında “hocam dinlenin biraz” diye takıldığımda bile “öyle olmuyor Doğan bey, bu işler ara vermeye gelmez, öğrenci, veli, öğretmen hep başarı bekler.” sözleri ile benim takılmama kibarca cevap verirdi. Atatürk ilkeleri ve disiplin konusunda çok titizdi! Yönetimde yetki ve sorumluluk üstlenmeyi bilir, sosyal hayatta da bir o kadar mütevazı ve sevecen bir insandı. Sözün bittiği yerde o’nu cennetin bahçelerine yolcu ettik. Farkındamısınız bilmiyorum ama son yolculuğunun ardından yapılan yorumlar, mesajlar; o’nun geride ne kadar iyi/doğru izler bıraktığının en anlamlı işareti olarak kaldı. Hülya Öğretmenimize Allah’tan rahmet, Sevgili Eşi Ali Çataklı’ya ve Eğitim camiasına başsağlığı dilemek, dua etmek şu an için yapabileceğimiz tek şey. Üzgünüz!

BİZİM FAHRETTİN….

Haber Sorumlumuz Fahrettin Özaydın’dan söz ediyorum. Gazetemizin kurulduğu ilk seneden bu yana beraber çalıştığımız, yol arkadaşımız, kardeşimiz, meslektaşımız Fahrettin Özaydın gazetemizden resmen ayrıldı.  “Resmen” diyorum çünkü künyeden ayrıldı ama özde ayrılmadık; işbirliğimiz, kardeşliğimiz, dostluğumuz ailece devam edecek. Çünkü farkındamısınız bilmiyorum ama bu devirde “önce insanım” diyen güvenilir meslektaş bulmak zor! Çünkü Fahrettin popülist, şımarık bir gazeteci hiç olmadı. Kendi markasını oluşturarak kendi kanatları ile uçmaya karar veren kerata “yüksek lisans yap” sözümüzü dinledi-başardı ama “evlen artık” sözümüzü hala dinlemiyor. Fahrettin ile haklarımızı helal ettik ama hiç vedalaşmadık, sadece imzalaştık.  Kardeşim yolun bahtın açık olsun. Allah gönlüne göre versin…

Efendim yeni yıla hep taze umutlarla girilir. Sağlığınız, refahınız, huzur ve mutluluğunuz hep yerinde olsun. Sağ olun, var olun 2021 hayırlı-uğurlu olsun. 

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ENDOPLAZMİK RETİKULUM!

    23 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hücrelerimizin İçinde Bir Psikolog Olsaydı… İnsan, hayatı boyunca bir şeyler üretir: Düşünceler, duygular, kararlar, ilişkiler… Bazen umut üretir, bazen kaygı; bazen çözüm bulur, bazen de aynı sorunu farklı insanlarla yeniden yaşar. Üstelik bütün bunları yaparken kendi davranışlarının nasıl ortaya çıktığını çoğu zaman fark etmez. Oysa bedenimizin en küçük fabrikası olan hücreler bile üretimin nasıl bir iş birliği gerektirdiğini bilir. Peki, insanın iç dünyası bir fabrika olsaydı, kim üretir, kim kontrol eder, kim dengeyi sağlar, kim de ...
  • ZAMANA BIRAKMAK

    16 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Her şeyin bir vakti olabilir, bununla birlikte bilmenizi isterim ki birçok şey kendiliğinden çözülmez. Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyi hemen çözmek zorunda olduğunu düşünmesidir. Bir ilişkinin geleceğini bugün bilmek, bir kaybın acısını yarın unutmak, bir kararın doğruluğundan hemen emin olmak, kırılan bir kalbi birkaç güzel cümleyle onarmak isteriz. Beklemeye tahammülümüz azaldı. Belirsizlik karşısında sabrımızı, sonuç alamadığımızda umudumuzu kaybediyoruz. Oysa hayat, aceleye getirdiğimiz kararlarla değil, za...
  • TANZİMAT DÖNEMİNDE EREĞLİ KÖMÜRLERİ-1

    13 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kömür madeni Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud’un padişahlığı zamanında, Ereğli’de Uzun Mehmet tarafından 1829 yılında bulunmasına karşın işletmeye Padişah Abdülmecid zamanında başlanmıştır. Kömür ocaklarının açılması ve imparatorluğun bu madenden faydalanması ancak 1841 yılında olabilmiştir. Ereğli kömür ocakları 5 Kasım 1842-30 Kasım 1845 tarihleri arasında ilk defa yerli girişimci ve sermaye ile aralarında bir grup Galata sarrafının girişimleri ile Kömür Kumpanyası adı altında birleşmiştir. Ereğli kömür ocakları bu kumpanya tarafında...
  • PLATON’UN MAĞARASI: GÖRDÜĞÜMÜZ ŞEY GERÇEK Mİ?

    10 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bazen insanın en büyük yanılgısı, gördüğü şeyin gerçek olduğuna inanmasıdır. Oysa görmek, her zaman bilmek değildir. Yaklaşık 2.400 yıl önce Platon, Devlet adlı eserinde bugün hala insan zihnini sarsan bir hikaye anlattı: Mağara Alegorisi. Bir grup insan düşünün: Doğduklarından beri bir mağaranın içinde zincire vurulmuşlar. Başlarını çeviremiyor, arkalarına bakamıyorlar. Önlerinde yalnızca mağaranın duvarı var. Arkalarında ise bir ateş ve ateşin önünden geçen insanların taşıdığı çeşitli nesneler... Mağaranın duvarına yansıyan gölgeleri ...