logo

İNANÇ, BİLİŞ VE DUYGUSAL DÜZENLEME ARASINDA BİR OKUMA

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
İNANÇ, BİLİŞ VE DUYGUSAL DÜZENLEME ARASINDA BİR OKUMA

“Pozitif Enerji” Söylemi: İnanç, Biliş ve Duygusal Düzenleme Arasında Bir Okuma


.

“İyi düşün iyi olsun”, “Evrene mesaj gönder”, “777’yi görmek bir işarettir”, “Çakralarımı açmam lazım” gibi söylemler, günümüzde yalnızca spiritüel alanlarla sınırlı kalmayıp gündelik dilde, sosyal medyada ve hatta terapi odalarında sıkça karşımıza çıkmakta… Bu ifadeler çoğu zaman metafizik bir gerçeklik iddiası taşısa da, bireylerin bu deneyimleri nasıl yaşadığı, psikoloji ve nörobilim perspektifinden ele alındığında daha anlaşılır hale gelir.

Bilimsel açıdan bakıldığında, bireylerin uzaya “pozitif enerji” göndermesi ya da çakralarını açarak dışsal bir etki yaratması, fiziksel anlamda doğrulanabilir bir sürece karşılık gelmez. Ancak bu inançların öznel olarak güçlü ve gerçek gibi hissedilmesi, zihinsel süreçler ile duygusal düzenleme mekanizmaları arasındaki yakın ilişkiyle açıklanabilir.

Nörogörüntüleme çalışmaları, zihinsel imgeleme yoluyla oluşturulan deneyimlerin, gerçek yaşantılarla büyük ölçüde örtüşen sinir ağlarını aktive ettiğini göstermektedir. Bu nedenle bir kişi “pozitif enerji gönderdiğini”, “kalp çakrasını açtığını” ya da “enerjisinin yükseldiğini” hayal ettiğinde; bedensel gevşeme, kaygı azalması ve geçici bir kontrol hissi yaşayabilir. Buradaki etki, enerjinin dış dünyaya aktarılmasından ziyade, bireyin dikkatini nefesine, bedenine ve niyetine yöneltmesiyle ortaya çıkar.

Bu bağlamda çakra söylemi, bilimsel anlamda enerji merkezlerinden çok, psikolojik deneyimi düzenleyen sembolik bir harita olarak işlev görür. Örneğin “boğaz çakram kapalı” ifadesi çoğu zaman kendini ifade etmekte zorlanmaya; “kalp çakram kapandı” söylemi ise incinmişlik, kayıp ya da bağlanma yaralarına karşılık gelir. Karmaşık ve zorlayıcı duygular, bu sembolik dil aracılığıyla daha katlanabilir ve adlandırılabilir hale gelir.

Benzer biçimde 777 gibi sayılara atfedilen anlamlar da bilişsel psikolojide seçici dikkat ve onaylama yanlılığı kavramlarıyla açıklanır. Birey, anlam yüklediği uyaranları daha sık fark eder ve bu fark ediş, inancın doğrulandığı hissini güçlendirir. Özellikle belirsizlik dönemlerinde insan zihni, rastlantıları yapılandırarak “bu boşuna değil” diyebileceği bir hikaye kurma eğilimindedir.

Bu tür inanç sistemlerinin temel işlevi çoğu zaman kaygıyı regüle etmek, belirsizlikle baş etmek ve kontrol duygusunu yeniden inşa etmektir. Ancak bu işlev, olumsuz duyguların bastırılması ve bireyin kendini “yanlış hissetmekle” suçlaması noktasına ulaştığında, toksik pozitiflik olarak adlandırılan riskli bir alana girilir. Bu noktada pozitiflik bir destek olmaktan çıkar; duygusal bir zorunluluğa dönüşür.

Terapötik perspektiften bakıldığında bu tür söylemler, doğruluk ya da yanlışlık üzerinden değil; işlevsellik üzerinden ele alınır. Temel soru şudur:
Bu inanç, bireyin duygularıyla temasını artırıyor mu, yoksa onlardan kaçmasına mı hizmet ediyor?
Çoğu zaman “enerjim düştü”, “çakram kapandı” ya da “negatif düşündüm” gibi ifadeler, doğrudan dile getirilemeyen duyguların dolaylı anlatımıdır. Bu nedenle terapötik hedef, bu dili ortadan kaldırmak değil; altındaki duygusal ihtiyacı görünür kılmaktır.

Sonuç olarak insanlar uzaya pozitif enerji göndermiyor, çakralarını açarak evreni dönüştürmüyor. Ancak kaygılarını yatıştırmaya, belirsizliğe anlam vermeye ve umutlarını canlı tutmaya çalışıyorlar. Asıl mesele, bu inançların gerçekliği açıklayıp açıklamadığı değil; bireyin gerçeklikle temasını güçlendirip güçlendirmediğidir.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MARMARA BÖLGE ÇALIŞTAYI TARİHİ BİR DÖNEMEÇ OLABİLİR!

    01 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) tarafından düzenlenen “Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği Yolculuğu” konulu ‘Marmara Bölge Çalıştayı’na UBK Yönetim Kurulu Üyesi ve UBK Zonguldak il temsilcisi olarak katıldım. (Detayları haber olarak, fotoğrafları da sosyal medya paylaşımı olarak günü gününe yayınladığım için aşağıda bağlantı vermekle yetineceğim.) 27-28-29 Mart’ta düzenlenen mesleki etkinlik, UBK Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Gürel liderliğinde ve konusundan da anlaşılacağı üzere net bir hedefle yola çıktı: Medya Mes...
  • MANŞET HABER: EREĞLİ’NİN GELECEĞİ VE EĞİTİM VİZYONU

    27 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Değerli Haber Hayat okurları, Yazı dizimizin sonuna gelirken, geçtiğimiz haftalarda konuştuğumuz o ağır tablodan çıkış biletini konuşacağız. Nüfusumuz yaşlanıyor (Demografi), gençlerimiz bavulunu topluyor (Göç) ve sosyal bağlarımız zayıflıyor (Erozyon). Peki, bu gidişatı tersine çevirecek sihirli değnek nerede? Yanıt tek bir kelimede saklı: Eğitim. Ama sadece okul sıraları değil, "geleceğin dünyasına hazırlanan" bir eğitim vizyonu. Raporumuzdaki Eğitim Çelişkisi Hazırladığım "2025 Stratejik Analiz Raporu" ilginç bir veriyi o...
  • RUJ ETKİSİ: KRİZDE TÜKETİMİN PSİKOLOJİSİ

    23 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kime sorsam param yok diyor, gelin görün ki AVM’ler ağzına kadar dolu! Bu çok sıklıkla duyduğumuz bir cümle… Gelin bu cümlenin altında yatan psikolojik ruh haline bir bakalım.Ekonomi daraldığında insanlar her şeyi kısmıyor. Büyük harcamalar erteleniyor; ama küçük, görünür ve statü taşıyan harcamalar devam ediyor. Kısaca beş yıldızlı otelde tatil yapacak maddi gücümüz yok ama bu lüks bir kafeye gidemeyeceğimiz anlamına da gelmiyor.Buna literatürde “Ruj Etkisi” denir. Ancak modern dünyada bu kavram tek başına yeterli değildir. Çünkü artık me...
  • TÜRKİYE’DE GELECEK KAYGISI VE SESSİZ STRES

    19 Mart 2026 Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir toplumun en büyük yorgunluğu ekonomik kriz değildir; geleceği planlayamama halidir. Çünkü insan, belirsizliğe değil; öngörülebilirliğe yaslanır. Türkiye’de son yıllarda artan hayat pahalılığı, iş güvencesi kaygısı ve sosyal kutuplaşma; sadece cüzdanları değil, zihinleri de zorlayan bir tablo ortaya koyuyor. Ekonomik Baskı: Rakamların Ötesinde Bir Psikoloji Resmi verilere göre Türkiye’de yüksek enflasyon uzun süredir hane halkı bütçelerini zorlayan temel faktörlerden biri. Enflasyon arttığında sadece kazançlar değil, gelecek planları ...