logo

MARMARA BÖLGE ÇALIŞTAYI TARİHİ BİR DÖNEMEÇ OLABİLİR!

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
MARMARA BÖLGE ÇALIŞTAYI TARİHİ BİR DÖNEMEÇ OLABİLİR!

Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) tarafından düzenlenen “Basının Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği Yolculuğu” konulu ‘Marmara Bölge Çalıştayı’na UBK Yönetim Kurulu Üyesi ve UBK Zonguldak il temsilcisi olarak katıldım. (Detayları haber olarak, fotoğrafları da sosyal medya paylaşımı olarak günü gününe yayınladığım için aşağıda bağlantı vermekle yetineceğim.)

27-28-29 Mart’ta düzenlenen mesleki etkinlik, UBK Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Gürel liderliğinde ve konusundan da anlaşılacağı üzere net bir hedefle yola çıktı: Medya Meslek Yasası ve Medya Meslek Birliği’ne ihtiyaç var.

En başta gelen “Gazeteci kimdir?” sorusu bir yana, mevcut durumda birçok meslektaşım bulunduğu bölgedeki hiçbir mesleki bağı olmayan aktarlar odasına, pazarcılar odasına veya TSO bünyesinde perakendeciler meslek grubuna kayıtlı olmak durumunda. Diğer yandan eline cep telefonunu alan,  mesleki yeterliliğe ve sertifikasyona sahip olmayan, sorgulayan(!) ama sorgulanmaktan imtina eden birçok gazeteci(!) sıfatlı kişi eline fırsat geçirince alimallah feriştah kesiliveriyor! Bunlar yaşanan sorunlardan sadece birkaçı!… Haberin unsurları, teyit, cevap hakkı, şantaj vs. saymıyorum bile …

Ve bizler halkın özgürce/tarafsızca haber alma hakkı adına mesleki deformasyon ve önlemenin yollarını da işin içine katarak bu gidişe “dur” demek istiyoruz! Tam da burada katılımları bizleri çok memnun eden çok değerli Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Yılmaz Karaca, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Menderes Demir ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi(HBVÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Elif Emre Kaya-değerli ekibinden Prof. Dr Ufuk Erdem-Doç. Dr. Bahar Kayıhan, İletişim Uzmanı Ebru Gonca Türk, Konfederasyonumuzun hukuk danışmanı Av. Fatma Saçak Akbulut ve vazgeçilmezimiz TİMEF Başkan Vekili Sultan Tapdık’ı özverili emekleri, faydalı çalışmalarından dolayı kutlayıp anmasam olmaz. İyi ki varsınız. (Not: Elif hocamın not aldığı “otorite” kelimesine itirazımı unutmadım. Bazı özeleştirilerini abartılı bulduğum Ebru hanımdan da bir dahaki toplantıda, toplu gezi ve toplu fotoğraf çekilme nezaket kuralları hakkındaki samimi uyarılarını bekliyor olacağız.)

Konumuza dönelim; kamuoyunda sık sık “Peki bizler ve siz de gazeteci gibi davrananlardan şikayetçisiniz de neden aranıza alıyorsunuz?” diye soruyorlar.

Ne yapalım! İşte kendi çapımızda dernekler kuruyoruz, etik değerlere elimizden geldiğince sahip çıkıyoruz, birleşip federasyonlar kuruyoruz ve nihayet konfederasyon çatısı altında ses çıkartıyoruz. Akademilerle işbirliği halinde, saptadığımız dertlerimizi, nereden kaynaklandığını ve çözüm yollarını yetkililere sunuyoruz, baskı sağlıyoruz. Mesleki mücadelemizi demokratik, hukuk kuralları çerçevesinde sürdürüyoruz. Yeri geldiğinde yazıyor, çiziyor ve görüntü, ses veriyoruz.

Bu arada akademi demişken; Çanakkale etkinlikleri kapsamında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi(ÇOMÜ) ile Uluslararası Basın Konfederasyonu(UBK) ve Tüm İletişim ve Medyası Federasyonu (TİMEF) arasında medya ve iletişim alanlarında akademik iş birliğini geliştirmeye yönelik Medya Akademisi protokolü imzalandı.

UBK Başkanı Şakir Gürel ile ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu tarafından imzalanan protokol kapsamında; medya ve iletişim alanlarında akademik iş birliğinin güçlendirilmesi, uluslararası medya eğitimine katkı sağlanması, öğrenci ve akademisyen hareketliliğinin teşvik edilmesi ve medya meslek standartlarının geliştirilmesine yönelik ortak çalışmaların yürütülmesini hedefliyoruz. Pilot olarak uygulamaya alınan bu nitelikli iş birliği, sadece ÇOMÜ için değil yayıldıkça tüm iletişim fakülteleri ve mesleğimizin geleceği için tarihi bir dönemeç olabilir.

Taraflar böylece; medya, iletişim ve gazetecilik alanlarında akademik, mesleki ve uygulamalı eğitim faaliyetleri yürütecek, aynı zamanda üniversite, medya sektörü ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü bir iş birliği modeli oluşturacak.

Muradımız o ki; üniversitelerinde teorik bilimsel eğitimi alan gençlerimiz, akademi yolu ile de pratik ve saha çalışmalarına katılarak basının asıl görevi olan “gerçeğin” peşine düşmeleri ve halka karşı olan sorumluluğu yerine getirmeleridir.

Tekrarla, bu protokolü çok önemsiyor ve emeği geçenleri başta başkanımız Şakir Gürel ve Rektör Erenoğlu olmak üzere kutluyorum. Umar ve dilerim ki bu uygulama ve işbirliği paydaş anlayışı ile yaygınlaşarak medya mesleğine gönül vermiş gençlerimize /geleceğimize faydalı olur. Böylece güven, itibar ve ekonomik hak ediş sağlanır.

Öte yandan, bu tür şehir dışı etkinliklerin sosyal ve kültürel kaynaşmaya vesile oldukları bilinen bir gerçek.

Hamaset yapacak değilim ama uzak ve yakın tarihin izlerini muhteşem kalıntılarla yansıtan Çanakkale destanını yerinde yaşamak elbette çok değerliydi. Asya ve Avrupa’yı bağlayan stratejik konumunu, M.Ö. 3000’lerden bu yana Troya medeniyetlerini müzede gözlemledik,  1915’te “Çanakkale Geçilmez” ifadesi ile özetlenen Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın inançlı mücadele izlerini yerinde görmek tüylerimizi ürpertti! Gururu, acıyı, minneti yerinde bir kez daha adeta yaşadık.

Evet her zaman olduğu gibi selam verdik, selam aldık, dostluklara dostluk kattık, konuşmalar yaptık, sözler verdik, planlar yaptık. Hep yapıcı olduk, kırmadan, dökmeden gönüller fethedip gönüller aldık. Türkülere eşlik edip şehitler mezarlığında dualar ettik.  Düşman gemilerinin, Türk askeri tarafından döşenen mayınlardan geçemeyerek geri çekilmesini sağlayan 18 Mart Kahramanlarını andık. Ve tabii ki dünyanın en yaşlı gazisi unvanı ile iz bırakan  Ereğlili son Çanakkale Gazisi Hüseyin Kaçmaz’ı rahmetle andık.   

Son olarak federasyon başkanları-dostlarımız Erdoğan Erdoğdu, Nizamettin Bilici, Bahtiyar Kahveci, Mesut Demir, Adil Koçalan ve özellikle Çanakkale etkinliğimizin mimarı değerli meslektaşım dost insan Vedat Sezer’i kutlamak istiyorum. Bizleri harika ağırladı. Öyle ki; son gün Çanakkale’de sabah 09.00’da başlayan turumuzun akşam saatlerinde tamamlanması ile hiç ara vermeden otobüsle Ankara’ya 10 saat, oradan devamla Ereğli’ye 4 saat ve aynı gün toplamda nerede ise 24 saatlik araç yolculuğu yorgunluğunu unuttuk bile.

İyi ki katılmışız, iyi ki katılacağız.

.

  • HABERLE İLGİLİ BAĞLANTILAR :

.

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...