GENEL MÜDÜR YAZICI ODA BAŞKANLARINI AĞIRLADI
TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!
HASBEYLER’DE “BALLI PROJE” HEYECANI BAŞLADI!
AYSA OTOMOTİV’DE OPEL SAHİBİ YAPACAK %0 FAİZLİ TEKLİFLER
“KARAVELİ; YALAN SÖYLÜYORSUN, KAOSA SÜRÜKLÜYORSUN!”
UBK ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİNDE DİKKAT ÇEKİCİ BAŞLIKLAR!
İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri.
Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İnsanız; hem iradeyiz hem istisna.
İlişkilerde de farklı değiliz. “Açık iletişim çok önemli” diyoruz ama en kritik cümleleri ya içimizde saklıyor ya da dolaylı yollardan, imalı ifadelerle servis ediyoruz. “Ben net bir insanım” diyenlerin cümleleri, çoğu zaman bulmaca gibi çözümlenmek zorunda kalıyor. Netlik iddiası, belirsizliğin en şık ambalajı olabiliyor.

Toplumsal sahneye çıktığımızda ise bu ikirciklilik adeta profesyonelleşiyor. Adalet isteriz ama sıra bize geldiğinde küçük bir ayrıcalığı “hak edilmiş bir kolaylık” diye paketleriz. Şeffaflık talep ederiz ama kendi alanımızda perdeyi kalınca çekmekten geri durmayız. Eleştiriye açığız deriz; fakat eleştirinin ucu bize dokunduğunda, bir anda “yanlış anlaşıldım” zırhını kuşanırız.
İşin aslı şu ki; ikirciklilik sadece bireysel bir mesele değil. Biz yetişkinlerde fazlasıyla var. Siyasette, yönetişimde, sivil toplumda, ticarette, akademide ve hatta en mahrem alanlarımız olan aile ve dostluk ilişkilerinde… Her yerde aynı sahne: Söylenenler bir tarafta, yapılanlar başka bir tarafta.
Ve bir de bu sahnenin alkışçıları var.
Gösteriş meraklısı yetişkinler kadar, onlara prim verenler de bu oyunun parçası. Samimiyet sessizdir; ama biz gürültüyü seviyoruz. Derinlik zahmetlidir; biz vitrini tercih ediyoruz. İçerik yerine ambalaja, öz yerine algıya yatırım yapıyoruz. Sonra da “Neden bu kadar yüzeysel olduk?” diye birbirimize soruyoruz. Belki de artık dikkatleri biraz daha buraya çekme zamanı.
Çocukların ve gençlerin samimiyetsizliğini konuşmak kolay; çünkü onlar henüz öğrenme aşamasında. Ama yetişkinlerin ikircikliliği, bir tercih. Ve bu tercih, sadece bireyi değil; kurumları, ilişkileri, hatta toplumun vicdanını şekillendiriyor.
Kendimize şu soruyu sormadan bu döngü kırılmayacak: “Ben gerçekten olduğum gibi mi görünüyorum, yoksa göründüğüm gibi mi olmaya çalışıyorum?”
Çünkü mesele kusursuz olmak değil, mesele tutarlı olabilmek. Ve belki de en çarpıcı yüzleşme şu cümlede gizli: “Biz, sadece çocuklara örnek olmuyoruz… Onların maruz kaldığı çelişkinin ta kendisi oluyoruz.”
Etiketler: Tugay YazganİLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
01 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
27 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler