logo

PİNOKYO’NUN BURNU, BİZİM HAYATIMIZ!

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
PİNOKYO’NUN BURNU, BİZİM HAYATIMIZ!

Çocukken Pinokyo‘nun burnunun her yalan söylediğinde uzamasına şaşırırdık. Bugün ise dönüp etrafımıza baktığımızda, burnu uzamayan binlerce Pinokyo’nun arasında yaşadığımızı fark ediyoruz.

Modern insanın en büyük başarısı, gerçeği saklamayı becerebilmesidir. En büyük trajedisi ise, bunu önce başkalarına, sonra da kendisine yapmasıdır.

Artık yalan sadece ağızdan çıkan bir cümle değil, sosyal medyada “mutluyum” diye paylaşılan fotoğraflar, hiç bitmeyen başarı hikayeleri, kusursuz görünen ilişkiler, gösterişli yaşamlar… Bunların önemli bir kısmı, burnu uzamayan Pinokyoların sessiz çığlıkları!

Psikoloji bize ilginç bir gerçeği söyler: İnsan en çok başkasını değil, kendisini kandırır. Çünkü gerçek bazen ağırdır. Zihin ise acıyı hafifletebilmek için savunma mekanizmaları üretir. Bir süre sonra kişi söylediği yalana gerçekten inanmaya başlar. İşte o anda burnumuz uzamaz ama karakterimiz kısalmaya başlar.

Sosyoloji açısından bakıldığında ise toplumlar da Pinokyo olabilir. Gerçek sorunları konuşmak yerine vitrinleri parlatan, adaletsizlikleri görmezden gelip başarı masalları anlatan toplumlar, zamanla gerçeklerden uzaklaşırlar. Çünkü bir toplumun geleceğini yalanlar değil, gerçekle yüzleşme cesareti belirler.

Ne diyordu Sokrates, “Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez.” Bu söz aslında bize kendi içimizdeki Pinokyo’yu sorgulamamızı öğütlüyordu. Nietzsche ise insanın çoğu zaman gerçeği değil, kendisini rahatlatan yanılsamaları tercih ettiğini anlatıyordu. Gerçek çoğu zaman can sıkıcı olsa da insanı olgunlaştıran ders ve öğeleri içerir.

Her yalan, vicdan ile insan arasındaki mesafeyi biraz daha artırır. Çünkü insanın en büyük kaybı, başkalarının güvenini yitirmesi değil; aynaya baktığında kendisine duyduğu saygıyı kaybetmesidir.

Bugün insanlar güven krizinden söz ediyor. Oysa güven, büyük sözlerle değil, küçük doğruların birikimiyle oluşur. Bir toplumda doğruluk sıradanlaştığında huzur artar; yalan sıradanlaştığında ise şüphe normalleşir. İşte o zaman herkes birbirine bakar ama kimse kimseye inanmaz.

Pinokyo‘nun hikayesinin sonunda gerçek bir insana dönüşmesi tesadüf değildir. Çünkü insan olmak, nefes almakla değil; dürüstlük, vicdan ve sorumlulukla mümkündür. Gerçek insan, hiç hata yapmayan değil; hatasıyla yüzleşebilendir.

Soralım o zaman: Burnumuz uzamadığı için mi rahatız, yoksa vicdanımız sustuğu için mi?

Çünkü hakikat er ya da geç ortaya çıkar. O güne kadar büyüyen şey ise burnumuz değil, taşıması giderek ağırlaşan sessizliğimizdir.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • PİNOKYO’NUN BURNU, BİZİM HAYATIMIZ!

    28 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Çocukken Pinokyo'nun burnunun her yalan söylediğinde uzamasına şaşırırdık. Bugün ise dönüp etrafımıza baktığımızda, burnu uzamayan binlerce Pinokyo'nun arasında yaşadığımızı fark ediyoruz. Modern insanın en büyük başarısı, gerçeği saklamayı becerebilmesidir. En büyük trajedisi ise, bunu önce başkalarına, sonra da kendisine yapmasıdır. Artık yalan sadece ağızdan çıkan bir cümle değil, sosyal medyada "mutluyum" diye paylaşılan fotoğraflar, hiç bitmeyen başarı hikayeleri, kusursuz görünen ilişkiler, gösterişli yaşamlar… Bunların önemli bir ...
  • DR. TUGAY YAZGAN, GÜNCEL KONU ‘SINAVLARI’ ELE ALDI

    21 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir Milletin Karnesi: Çocuklarımız mı Kaybediyor, Yoksa Geleceğimiz mi? Her yıl aynı manzarayı yaşıyoruz. Milyonlarca öğrenci aylarca, hatta yıllarca hazırlanıyor. Evlerde sessizlik hakim oluyor, özel dersler, kurslar, deneme sınavları birbirini takip ediyor. Sonra birkaç saatlik sınavın ardından milyonlarca hayalin kaderi açıklanan sonuçlarla yeniden şekilleniyor.Ancak bu sonuçlar yalnızca öğrencilerin başarısını göstermiyor. Onlar aynı zamanda bir ülkenin eğitim sisteminin, aile yapısının ve toplumsal önceliklerinin de aynası oluyor ve bu...
  • TÜKETEN İNSAN, TÜKENEN İNSAN: DOYUMSUZLUĞUN PSİKOLOJİSİ

    16 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir zamanlar insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için üretirdi. Bugün ise çoğu zaman ihtiyaçlarını değil, eksiklik duygularını satın almaya çalışıyor. Evler büyüyor, dolaplar doluyor, telefonlar yenileniyor, otomobiller değişiyor fakat insanın içindeki boşluk aynı hızla büyümeye devam ediyor. Çünkü modern insan artık nesneleri tüketmiyor; çoğu zaman tükettiği şey, kendi huzuru oluyor. Schopenhauer: "Hayat, istek ile can sıkıntısı arasında gidip gelen bir sarkaçtır." Der. Gerçekten de insanın psikolojisi bu sarkaçtan çok farklı işlemiyor. ...
  • GÜNÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ DEĞERİ: İNSAN KALABİLMEK

    13 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Teknoloji ilerledi, şehirler büyüdü, bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor. Yapay zeka artık yalnızca sorularımıza cevap vermiyor; metin yazıyor, resim çiziyor, karar süreçlerine ortak oluyor. Buna rağmen çağımızın en büyük sorunu bilgi eksikliği değil; insan eksikliği.Çünkü insan olmak ile insan kalabilmek aynı şey değil! Doğmak bizi biyolojik olarak insan yapar ancak vicdanlı olmak, merhamet göstermek, adalet duygusunu korumak, başkasının acısını hissedebilmek ve gerektiğinde kendi çıkarından vazgeçebilmek bizi gerçekten "insan" yapan özellik...