logo

GÖNÜLLÜ YAZDI : ÜÇ KİTAP

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
GÖNÜLLÜ YAZDI : ÜÇ KİTAP

Daha “100. Yılın ışığında Karadeniz Ereğli Sempozyum Tebliğleri” kitabında ‘TURİZM’ mesajlarını aramayı tamamlayamadan dostlar sayesinde bir sürü yeni kitabımız oldu.  Sağ olsunlar okumayı sevdiğimi bildikleri için gönderiyorlar. Hem de en değerlisinden; imzalayarak…

Başucumdaki “EMEĞE ADANAN BİR ÖMÜR ŞİNASİ BOZKURT” (Derviş Beyhan’In kaleminden- Akıl Fikir Yayınlarından);  “ÖĞRETMENİN GÜNLÜĞÜNDEN EĞİTİM VE TOPLUM”– (Osman Siral Tezel’in kaleminden Cinius Yayınlarından) ve Haluk Hançer’in kaleme aldığı “ASLINDAN OLAY ŞÖYLE OLDU” (Clinart Yayıncılık’tan) kitaplarını soğuk kış gecelerinin sıcak ev ortamında dönüşümlü olarak okumaya çalıştım.

Kitap yazmak, kitaba konu olmak ve hatta kitabın yazılmasına vesile olmak; üretimdir, çalışmaktır, kalıcılıktır…Tıpkı Tezel’in kitabının sunuşuna başlamadan önce Yusuf Has Hacip’in KUTADGU BİLİG yapıtından alıntıladığı gibi: “Dünyaya gelen ölür, ondan eser olarak söz kalır.”

Bu bağlamda ‘söz’ü yazan, ‘söz’e ilham kaynağı olan ve nihayet, ‘söz’ün mesajını ileten tüm maharet sahiplerini hararetle kutlamak gerek.

“Okumak” derken; Hatırlatmak isterim ki kutsal kitabımız Kuranı Kerim’in ilk emri de ‘oku’maktır, O, ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku” der. Kuru bir okumak değil ama anlamlandırarak, çıkarım sağlayarak okumak da bir anlamda bana göre ilahidir.  Tıpkı dürüstçe çalışmanın da adeta ibadet olduğu gibi…  

Kadim dostlarımız kitaplarımızı çalışarak kaleme alanları ve onlara ‘söz’leri ile konu olanları sitayişle selamlayıp kısa alıntılarla sürdürelim:

“EMEĞE ADANAN BİR ÖMÜR ŞİNASİ BOZKURT”

Karadeniz Ereğli’de yaşayıp da Şinasi Bozkurt‘la yolu kesişmeyen insan çok azdır. Şıklığı, beyefendi kişiliği ve mesleği olan yeme-içme sektörünün önceleri sunanı, sonraları yapanı ve en sonunda da yöneteni/kazananı, hatta kaybedeni kısımlarında uzun yıllar boyunca yer almış ama neresinde olursa olsun mesleğinde titizliği ile öne çıkmış bir isimdir o. Yazar Beyhan kitabında bu titiz insanı akıcı bir tarzla anlatıyor. Öyle ki doğum öncesi yaşanan dramatik deprem olayından başlayarak, okul yılları, zorlu öğrenciliği, askerliği, Erdemir’e işe girmesi ve girişimcilik yılları su gibi akıtılmış kitapta.  Hızla gelinen son bölümde de “zorlu geçen bir ömür… Mücadelelerle geçen bir hayat… Şerefli bir yaşam… Alın terinin hikayesidir Şinasi Beyi’in hikâyesi.” diyerek ‘söz, aile yakınlarına ve kendisini tanıyanlara veriliyor.

Düşünüyorum da bir insanın kendisi için yazılan kitap için konuşması zor bir olay. Böbürlenmemek elde değil gibi sanki! Şinasi Bey’in, içinde biriktirdiği anılarını derlemek, aktarmak gibi bir ukdesi olduğunu bilenlerdenim. Yaşamını, ‘Söz’ lerini kağıda dökerek kalıcı hale getirmek, bu arada küçük bir sahil kasabasından sanayi kantine dönüşen Ereğli’nin evrilmesine tanıklık etmek az bir şey değil. Oğlu, dostumuz Cevat Bozkurt’un adının KARDEMİR-ERDEMİR Eski Genel Müdürlerinden Cevat Süberk‘ten geldiğini öğrenmiş olmakla birlikte Cevat Beyin “kitap umarım ufuk açıcı olur” dileklerine aynen katlıyor ve emeği geçenleri kutlayarak, zarif insan Şinasi Bozkurt ve eşi Fatma Hanıma sağlıklı ömürler diliyoruz.

ÖĞRETMENİN GÜNLÜĞÜNDEN EĞİTİM VE TOPLUM

Akçakoca’dan PTT kargo ile elime 15 günde ulaşan kitap… Ve yazarı eğitimci, entelektüel bir dostumuz: Osman Siral Tezel. 

Tezel, eğitim ve çevre duyarlılığı için doğmuş bir isim sanki. Eğitim işinin hem teorik, hem pratik; hem devlet, hem özel tarafında yıllarca bulunan Osman Hoca, 2010- ile 2020 yılları arasında günlüğünde biriktirdiği makale tadındaki yazılarını bu kitapta toplamış. İçerisinde iktisat ve siyaset yakın tarihinden tutun, çevre, turizm değerlerimize ve kalkınmaya dair birçok konuda yazılar bulunan kitap, dünü bilen, günü yaşayan ve yarına dair kaygı ile öngörülerini paylaşan aydın bir insanın mesajlarını içeriyor.

Tezel’in kitabından da 15.05 2012 tarihli ‘KENTLERİMİZ VE TURİM’ başlıklı yazsından “sanayi şehri Ereğl’de bal gibi turizm olur” savımı destekleyen şu cümleyi alkışlayarak alıntılıyorum : “Günümüzde kentler yatırım çekmek, ekonomilerini güçlendirmek, öne geçmek için birer çekim merkezine dönüştürmek, farklı olmak zorundalar. Bu çerçevede turizmin her türü; kültür turizmi, sanat turizmi, fuar ve kongre turizmi, festival turizmi sağlık turizmi, vb. kentlerin can damarı. Bu uğurda her kent, kendi özgün kimliğini, farkını özelliklerini öne çıkaramaya, rekabette öne geçmeye çalışıyor…”

ASLINDA OLAY ŞÖYLE OLDU

Kitabı okurken içimden sık sık “İlahi Haluk Hançer, sen çok yaşa”  demek geldi. Hayal dünyasının genişliğine, evrensel değerlerle yerel değerleri bir güzel harmanlayıp,  içine espri, gözlem ve empati yeteneğini katınca harika bir kitap çıkmış ortaya .

Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık’ın “2009 yılındaki Festivale Micheal Jackson’nu getirecektim ama o ‘2009’da doluyum Halilciğim, 2010 yılına hazır olun’ dedi” söyleminden yola çıkarak “neden olmasın” düşüncesiyle, gelişmelerin –güya- perde arkasını anlatarak bizi kitabın içine çekiyor Hançer. Kahramanları tanıdığımız için hayal olduğunu bile bile merak ediyorsunuz acaba şimdi ne olacak diye.

Uzun yıllar festival gönüllüsü olarak görev yapmış ve bu yüzden az kalsın işinden ve dönemin Meclis Üyesi Nurdan Oğuz’un verdiği vitaminler olmasa sağlığından olma sıkıntısı yaşamış olan bendeniz, kitabı okurken ayrı heyecan yaşadım. Zira Hançer’in hayal diye yazdığı bazı yaşanmışlıklara yakın birçok konuşma ve olaya bizzat şahit oldum. (Allah’tan o sıralar yanımızda değildi yoksa kitap değil cilt malzemesi çıkardı Hançer‘e.

Yani efendim; okurken kıs kıs gülmek, harika yerel gözlemlerin hayallerle, taklitlerle ve lehçelerle süslenerek evrensel bir esere dönüştüğüne şahit olmak istiyorsanız bu kitap kaçmaz. Bence tiyatro uyarlaması çok yerinde olur. (Olursa da Başkan Yardımcısı rolüne adayım-dermişim)

Kitapta Başkan Posbıyık’ı bazen çaktırmadan hicveden Hançer, çoğu zaman Posbıyık’ın ‘insan’ yönünden yola çıkıyor ama aslen o’nun bir lider, koordinatör ve birleştirici yönüne vurgu yapıyor. Posbıyık‘ın çıtayı hep yüksek tuttuğunu okuyucuya bilinçaltı mesajlarla algılatmaya çalışan yazarın ilham kaynağının Namık Kemal olduğundan şüphe yok!

Kalemine sağlık üstat; Ağzı olan konuştu, kalemi olan yazdı ama sen detaylandırdığın ciddi(!) hayalinle Ereğlimize  Mr. MJ‘yi getirmekle kalmadın bir de Beyonce’yi aklımıza soktun. İlahi Haluk Hançer;  Başkan’ın sahne anonsundan sonra seyirciye kızıp sahneyi terk ederken “Ulan! Ben size daha ne diyeyim bilmem” diye acı acı ‘söz‘ söylediğine gülünmez mi!.

*

İnsanları/kurumları barışık, esnafı-sanayicisi kazançlı, halkı sözde ve özde kenetlenmiş, sağlıklı çevresi olan, kardan temizlenmiş yolları açık, çöpleri alınmış, elektrikleri-suları kesilmeyen, trafik sorunu olmayan Ereğli dileklerimle iyi hafta sonları…   

Paylaşın:
Etiketler: » » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...