logo

GÖNÜLLÜ YAZDI : NELER OLMUYOR HAYATTA!

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
GÖNÜLLÜ YAZDI : NELER OLMUYOR HAYATTA!

Ereğlimizin sorunlarından çok ‘sorunsalları’ var bana göre!

Sorunlar yumağı haline gelmişler, başı-ucu, düğümü-çözümü birbirinin içine geçmiş.

Kovid 19 pandemisini bir kenara ayırıyorum, bazıları dilimize pelesenk olmuş!

Ezberden biliyor ve sıralıyoruz: Fakülte kampüsü, şehir trafiği, Ereğli-Devrek yolu, kamu binalarının durumu, tersaneler bölgesinin bir türlü canlanamaması ve Ereğli Belediyesi ile Erdemir Belediyesi arasında süren gerginlik…

Siz bunlara ekleme çıkartma yapabilirisiniz. 

Oysa tüm bu sorunlar tek tek ele alındığında başlıbaşına birer “sorunsal” oldukları görülecektir.

Tam fakülte kampüsü yola girdi, hafriyat bile başladı diyorsunuz. Şehrin Kaymakamı “Ahmet Erman Bağışta bulundu, Tat Metal bir binayı üstlendi, Erdemir bir binayı üstlendi, TOBB destek sözü verdi, sırada başka hayırseverler var.” diyor.

Pat diye çıkıyor TSO Başkanımız “hayır efendim tümünü Erdemir yapsın” diyor… Tamam oldu, Eğitim Vakfımız bir de komisyon kursun ve işi ona havale etsin. O da alt komisyon kurarak vs…

Burada devletimiz nerede? Hazır toplanan bağışlar ciddi bir rakam oluşturmuşken, haydi biz yapacağımızı yaptık dense ve Zonguldak paranoyasından kurtulup hatta desteği de alınarak Ankara kapıları çalınsa olmaz mı? Olmaz, çünkü; sorunsallığı severiz biz!

Tersaneleri bildim bileli konuşuruz. Oradaki çoğunluğun mülkiyet sorunu da çözüldü. Son dönemlerde canlanma var ama biz orada hala bir sorun varmış gibi ezberimizi bozamadık. Limanı tersaneler bölgesine taşıma işine ise (yeni bir yan yol üretmek şartı ile) kesinlikle öteden beri “ne iyi olur” diyenlerdenim.

Ya şehir trafiği… Bu kaçıncı İTÜ heyeti gelip gidiyor, projeler çiziliyor, kavşaklar düzenleniyor, polisler, zabıtalar denetliyor ama yok mirim öğrenilmiş çaresizlik hastalığına tutulmuşuz bir kere. Yeni yol üretmediğimiz, sürücü ve yayalara kentlilik kültürünü öğretmediğimiz, tuvalete araçla gitmekten vazgeçmediğimiz sürece bu sorunsal devam eder.     

Ereğli Devrek yolunda özellikle iktidar partisi yetkililerin poz vermesi âdeti şahanelerimizdendir. Ama ne hikmetse yıllarca bitmez, bitirilemez. İnanıyorum ki oraya şimdiye kadar harcanan bunca para ve enerji ile tren yolu bile yapılabilirdi. Ama yok! Öyle kalsın ki dostlar alışverişte görsün. Sorunsallık metabolizmamıza işlemiş!…

Ereğli’de kamu binalarımızın hali içler acısı! Kaymakamlık(ve maiyetindeki birimler), emniyet müdürlüğü hatta belediye bile emanet binalarda hizmet veriyor. “Neden?” sorusuna verilecek hiç bir mantıklı cevap yokken ben ne diyeyim ‘sorunsallıktan’ başka!…

Ya Ereğli Belediyesi ile Erdemir arasında süregelen gerginliğe ne demeli? Nerede kaldı Kdz. Ereğli Geleceğine Sahip Çıkıyor Platformu, Hani ya diyalog çağrıları, Oyak-Erdemir’in olumlu yaklaşımları sonrası açılan beyaz sayfa… Başkan Posbyık’ın “yumruğumu değil, elimi uzatıyorum” tatlı-sertleri…

Dedik ya; “Neler olmuyor hayatta!” faslında bunları çoğaltır veya azaltabiliriz.

Sayılar önemli değil ki!

Sorunları ve çözümleri damıtalım ve işin özüne bakalım:

Bir ; Para yok,

İki ; Kolektif irade yok

Üç ; Galiba üzüm yemeye niyet de yok mirim!

Oysa şehir olarak ne de güzel felsefelerimiz vardır bizim; ‘Sevgi Barış Dostluk’ gibi, ‘Güneş, Orman ve Deniz’ sembollerinde metaforlaştırılan ‘Turizm Çağrısı’ gibi, hatta ‘Sanayi Şehri’, ‘Çelik Çilek ve Çınar Şehri’ ve de ‘Şirin Ereğli’ gibi…

Peki, Tanrı’nın verdiği doğal güzellikler dışında hangisinin içini ideolojik olarak, samimiyetle doldurabiliyoruz, söyleyebilirmisiniz bana?

Yok, hayır aniden değil; ya derin inziva sonrası, ya da kuş bakışı-yukarıdan bir süre bakarak cevap veriniz.

Sağlık ve başarı dileklerimle…

  • Not: Bu köşe yazısı Başkan Posbıyık’ın meclis toplantısından önce yazılmıştı. Manşeti değiştirerek verdiğimiz “barış rüzgârı estirmek” ile ilgili söylediklerini ayakta alkışlıyor ve teşekkür ediyorum.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...