logo

HAYAT NE ZAMAN YORAR?

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
HAYAT NE ZAMAN YORAR?

Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar?

Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar.

Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada “nasıl” dediğimiz şey; zorluklar, stres, belirsizliklerdir. Ama “neden” ortadan kalktığında, en küçük problem bile katlanılmaz hale gelir. Bugünün insanı tam da bu yüzden yorgundur: Ne için yaşadığını bilmeden yaşamaya çalışmaktadır.

Modern çağ, insana seçenekler sundu ama yön vermedi. İnsan artık istediği hayatı kurabilecek özgürlüğe sahip; fakat aynı zamanda ne istediğini bilmediği için bu özgürlük bir yük haline geliyor. Seçim yapma zorunluluğu, belirsizlikle birleştiğinde, insanı içten içe tüketiyor. Çünkü yönsüzlük, en derin yorgunluk biçimlerinden biridir.

Albert Camus bu durumu “absürd” kavramıyla açıklar. Ona göre insan, anlam arayan bir varlıktır; fakat evren bu anlama karşılık vermez. İşte bu çatışma, yani anlam arayışı ile anlamsızlık hissi arasındaki gerilim, insanı yorar. Ancak Camus burada pes etmeyi değil, bilinçli bir şekilde yaşamaya devam etmeyi önerir. Yani yorgunluğun farkında olarak bile yürümeyi…

Peki hayat neden bu kadar ağır hissediliyor?

Çünkü çoğu insan kendi hayatını yaşamıyor. Toplumun beklentileri, ailenin dayattıkları, sosyal medyanın yarattığı “ideal yaşam” algısı… Tüm bunlar, bireyin kendi iç sesini bastırmasına neden oluyor. İnsan, kendine ait olmayan bir hayatı taşımaya çalıştığında ise kaçınılmaz olarak yoruluyor.

Bugün birçok insanın yaşadığı tükenmişlik, aslında bir “anlam krizi”dir. Bu noktada Viktor Frankl’ın yaklaşımı dikkat çekicidir. Nazi kamplarında hayatta kalmayı başaran Frankl, insanın en temel motivasyonunun haz ya da güç değil, anlam olduğunu söyler. Ona göre insan, acıya bile katlanabilir; yeter ki o acının bir anlamı olsun.

Bu perspektiften bakıldığında, hayatın yorması bir sonuçtur; sebep değil. Asıl mesele, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin zayıflamasıdır. Kendi değerlerinden uzaklaşan, kendi yolunu kaybeden insan, ister istemez tükenir.

Öyleyse çözüm nedir?

Belki de çözüm, sürekli dinlenmekte değil; doğru yönde ilerlemektedir. Çünkü insan, kendine ait bir amaç uğruna çabaladığında yorulsa bile tükenmez. Yorgunluk geçicidir ama anlamsızlık kalıcıdır.

Sonuç olarak hayat; yükler arttığı için değil, anlam azaldığı için yorucu hale gelir. Bu yüzden herkesin kendine sorması gereken en temel soru şudur: “Ben gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum?”

Bu soruya verilecek dürüst bir cevap, belki de tüm yorgunluğun yönünü değiştirir, ne dersiniz?

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİMİZ / POSBIYIKLAR…

    27 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİSİ / POSBIYIKLAR... Kent gündemi hızla değişiyor. Seçimler yapılıyor, yeni yönetimler göreve geliyor, toplantılar düzenleniyor, açıklamalar birbirini izliyor. Biz de haberleştiriyor, kamuoyuna aktarıyoruz. Ancak gazetecilik sorumluluğumuz, açıklamaları yayımlamakla bitmiyor. Söylenenlerin, verilen sözlerin ve kent adına yönelttiğimiz soruların takipçisi olmak da gerekiyor. Bugün birbirinden farklı görünen üç konuya bu gözle bakalım. TSO’DA BALAYINDAN SONRA… Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Od...
  • ENDOPLAZMİK RETİKULUM!

    23 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hücrelerimizin İçinde Bir Psikolog Olsaydı… İnsan, hayatı boyunca bir şeyler üretir: Düşünceler, duygular, kararlar, ilişkiler… Bazen umut üretir, bazen kaygı; bazen çözüm bulur, bazen de aynı sorunu farklı insanlarla yeniden yaşar. Üstelik bütün bunları yaparken kendi davranışlarının nasıl ortaya çıktığını çoğu zaman fark etmez. Oysa bedenimizin en küçük fabrikası olan hücreler bile üretimin nasıl bir iş birliği gerektirdiğini bilir. Peki, insanın iç dünyası bir fabrika olsaydı, kim üretir, kim kontrol eder, kim dengeyi sağlar, kim de ...
  • ZAMANA BIRAKMAK

    16 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Her şeyin bir vakti olabilir, bununla birlikte bilmenizi isterim ki birçok şey kendiliğinden çözülmez. Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyi hemen çözmek zorunda olduğunu düşünmesidir. Bir ilişkinin geleceğini bugün bilmek, bir kaybın acısını yarın unutmak, bir kararın doğruluğundan hemen emin olmak, kırılan bir kalbi birkaç güzel cümleyle onarmak isteriz. Beklemeye tahammülümüz azaldı. Belirsizlik karşısında sabrımızı, sonuç alamadığımızda umudumuzu kaybediyoruz. Oysa hayat, aceleye getirdiğimiz kararlarla değil, za...
  • TANZİMAT DÖNEMİNDE EREĞLİ KÖMÜRLERİ-1

    13 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kömür madeni Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud’un padişahlığı zamanında, Ereğli’de Uzun Mehmet tarafından 1829 yılında bulunmasına karşın işletmeye Padişah Abdülmecid zamanında başlanmıştır. Kömür ocaklarının açılması ve imparatorluğun bu madenden faydalanması ancak 1841 yılında olabilmiştir. Ereğli kömür ocakları 5 Kasım 1842-30 Kasım 1845 tarihleri arasında ilk defa yerli girişimci ve sermaye ile aralarında bir grup Galata sarrafının girişimleri ile Kömür Kumpanyası adı altında birleşmiştir. Ereğli kömür ocakları bu kumpanya tarafında...