logo

KONULAR…

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
KONULAR…

Montaigne ‘DENEMELER’de şöyle diyordu:

“Yasalar doğru oldukları için değil, yasa oldukları için yürürlükte kalırlar…”

Tabii ki her yasa ve yaptırımı için bunu söyleyemeyiz ama Kdz.Ereğli Bozhane bölgesindeki balık lokantalarının durumunu gözden geçirmek için “doğru mu/değil mi” tartışmasını yapabiliriz.

Evrendeki hiçbir şey ayı anda hem kaliteli, hem, hızlı, hem de ucuz olamaz. Eğer bizler “Ereğli’de turizm de olur/olsun” diye çırpınıyorsak bunun elbet bir bedeli olacaktır. Mülki amirler yörelerin gerçeklerine göre karar vermeleri gerekir. İnsanlar Ereğli Bozhane’de ailecek balık yiyip, sosyal içmek istiyorlar ve herhangi bir olumsuzluğa neden olmuyorlarsa buna müsaade etmek gerekir. Yoksa Başkan Posbıyık’ın da haklı olarak dediği gibi gayri meşru yerlerde kamuya çok daha zararlı durumlar olacaktır. Ve yasaların temel amacı vatandaşa, kamuya adilce fayda sağlamaktır.  Daha önceki bürokrat ve siyasilerin de sorunun çözüleceğine dair söylemlerini hatırlıyoruz. Neticeyi kelam; Bozhane Mevkii, De Facto olarak ‘Turizm Bölgesi’ haline gelmiştir. Kanımca belediyenin de limanını kaldırması ile 12 ay balıkçılık ve turizme hizmet verecek hale gelmelidir. Hatta o alan mendirek dahil tüm hat boyunca denize doğru güvenli bir ahşap yürüme yolu ile dantellenmelidir.

SAFFET BOZKURT

Ak Parti’nin yeni ilçe Başkanı Avukat Saffet Bozkurt oldu. Hayırlı olsun. O’nun sessiz, sakin görünümün altından yarın cin gibi ve cevval bir siyasetçi çıkarsa kimse şaşırmasın! Şimdiden, bir lider gibi “sorumluk ve hizmet” gibi iki önemli konuyu vurgulamasını önemsiyor ve başarılar diliyoruz. Ta ki yanlışını görene kadar…  

OZON JENERATÖRÜ İLE TANIŞMA

Sür manşette okuduğunuz haberin kısa bir hikayesi var: Tatilimizin ilk günü ve güvenli bir otel odasındayız. Tatil ailemizin eşi elinde bilgisayar kasası gibi bir cihazla odamıza geliyor ve tüm güler yüzü ile bir saatliğine bizi dışarıya davet ediyor. Nedenini kısa sürede anlıyoruz. Odamızı/eşyalarımızı koronavirüs’e karşı ozonla dezenfekte edecek ve o anda zararlı gazlardan etkilenmememiz gerekirmiş. Peki diyor gereğini yapıyor ve mutlu oluyoruz. Daha sonra da sayfada okuyacağınız röportaj ortaya çıkıyor. Semih Dinçman, Ereğli’de yetişen, Ereğli aşığı her yıl aile kabir ziyaretini ihmal etmeyen, kendisini ve çocuklarını iyi yetiştiren genç, güvenilir, girişimci bir Endüstri Mühendisi. Umar ve dilerim ki gün olur yatırımlarını Ereğli’de görür ve gururlanırız.

COVİD 19

Kaymakam Çorumluoğlu’nun dilinde uyara uyara tüy bitti, bizde salgını umursamazlık bitmedi! Üç basit tedbir gittikçe daha çok önem kazanıyor: Maske, mesafe, hijyen. Çok basit bir düşünceyle herkes kendini korursa bütün insanlık korunmuş olur. Basit, ucuz ve etkili ilaç: maskeni tak, mesafeni koru ve özellikle ellerini sabunla yıka, dezenfekte et. Çok mu zor yahu bunlar uymak; niye bu kadar uğraştırıyoruz devletin resmi güçlerini? Bulaş ve etkisi artıyor; dikkat! Bu arada bir dikkat de pazaryerlerinde (maskesiz) bağıran satıcılara!

ORTA ÖLÇEKLİ OSB

 Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz, Ereğli’de  Kaymakam Çorumluoğlu ve ilgili heyetle birlikte Süleymanbeyler Köyü’nde 130 dönüm arazi üzerine yapılması planlanan orta ölçekli sanayi sitesi proje alanını inceledi. Öteden beri konuşulan bir konunun gündeme somutlaşarak gelmesinden memnun olduk. Bu arada Zonguldak TSO Başkanı Metin Demir’in açıklamalarından öğreniyoruz ki; Gökçebey ve Kilimli ilçelerine yapılacak yatırımlar avantajlı üst derece teşviklerden faydalanacak. Ekonomisi zayıflayan, yatırımları dışarıya kaçan, gelecek yatırımcıları da tereddüde düşen Kdz. Ereğli’ye de aynı avantaj sağlanmaya çalışılmış ve bu güne kadar başarılamamıştı. Diyorum ki; Belki iktidarın yeni ilçe başkanı Bozkurt, TSO’yu da alır yanına ve bu işi de bir el atar.  

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HERAKLEİA PONTİKA’NIN ROMA TANRIÇALARI

    10 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Romalılar, General Cotta ile Herakleia Pontika’ya girerken yanlarında kendi tanrı ve tanrıçalarını da getirdiler. Kentlilerin inandıkları, taptıkları tanrılara ilaveten kendilerininkileri de kattılar. Bunlardan biri tanrıça Epona’dır. Roma dininde atların, eşeklerin ve katırların tanrıçası olarak bilinir. Aslında Romalılar, Epona kültünü Galya, Germania ve Tuna kıyısında yaşayan Barbar kavimlerden almışlardır. İmparatorluk döneminde genelde Augusta olarak anılan, imparatoru ve sarayı korumak için yakarılan bir Barbar tanrıçasıdır. Romalılar...
  • HAYAT GERÇEKTEN İYİ BİR ÖĞRETMEN MİDİR?

    05 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Hayat insana her şeyi öğretir." Bu cümleyi kaç kez duyduk, kaç kez söyledik bilmiyorum. Bir başarısızlığın ardından, bir ayrılığın sonrasında, iflas eden bir iş insanının ya da ağır bir hastalık geçiren birinin ağzından mutlaka çıkar bu söz. Sanki hayat görünmez bir okulmuş da herkes mezun oluyormuş gibi… Oysa biraz durup düşünelim. Gerçekten herkes öğreniyor mu? Belki de sorunun dosrusu "Hayat öğretiyor mu, yoksa sadece yaşatıyor mu?"dur! İnsanlık tarihi boyunca filozoflar deneyimin bilgeliğe dönüşmesini tartıştı. Antik Yunan'da Sokrat...
  • AŞKIN PRODÜKSİYON HALİ; YENİ NESİL EVLENME TEKLİFLERİ

    30 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Aşk, başkasının bakışına ihtiyaç duyduğu anda dönüşmeye başlar." Bir zamanlar evlenme teklifleri iki insanın arasında yaşanan mahrem bir andı. Heyecan vardı, belirsizlik vardı, reddedilme ihtimali vardı ve en önemlisi; o ana tanıklık eden yalnızca iki kalp vardı. Bugün ise aynı soru soruluyor ama farklı bir niyetle… "Benimle evlenir misin?" sorusu artık çoğu zaman "Bunu kaç kişi izleyecek?" sorusunun gölgesinde kalıyor. Çünkü çağ değişti. Biz artık yalnızca yaşamıyoruz; yaşadıklarımızı sergiliyoruz. Fransız düşünür Jean Baud...
  • “BİZ FUTBOLU ÇOK SEVİYORUZ AMA FUTBOLU ANLIYOR MUYUZ?”

    27 Haziran 2026 Genel, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Türkiye’nin Dünya Kupası hikayesi, aslında bir spor hikayesinden çok daha fazlasıdır. Bu hikaye; bir toplumun sabırsızlığının, duygusallığının, kısa yoldan başarı arzusunun ve kendisiyle yüzleşmekten kaçmasının hikayesidir. Dünya Kupası tarihinde Türkiye’nin en büyük başarısı 2002’de gelen üçüncülüktür. O yaz, sadece bir futbol başarısı değil; bir ulusun kendini yeniden güçlü hissetme anıydı. Ancak asıl soru şudur: Biz o başarıdan bir kültür mü çıkardık, yoksa onu bir hatıra olarak duvara mı astık?Aradan geçen yıllar ikinci seçeneğin daha d...