logo

YAŞ ALDIKÇA ZAMAN NEDEN HIZLANIR?

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
YAŞ ALDIKÇA ZAMAN NEDEN HIZLANIR?

Çocukken günleri hiç bitmeyecek sanırdık. Okul zilinin çalmasını saatlerce bekler, doğum günümüze aylar var diye üzülürdük. Bugün ise takvim yaprakları sanki rüzgara kapılmış gibi ardı ardına düşüyor. Daha yeni pazartesiydi, Temmuz da bitti, daha dün gençtik…

Oysa zaman değişmedi.

Değişen biziz.

Psikoloji, bu durumu “zaman algısı” ile açıklar. Çocuk beyni her günü yeni keşiflerle doldurur. İlk bisiklet, ilk arkadaş, ilk başarısızlık, ilk aşk… Beyin, yeni deneyimleri ayrıntılarıyla kaydeder. Hafızada ne kadar çok iz bırakılırsa, geriye dönüp bakıldığında o dönem o kadar uzun görünür.

Yetişkinlikte ise hayat büyük ölçüde rutine dönüşür. Aynı yollar, aynı işler, aynı sohbetler, aynı ekranlar… Beyin tekrar eden olayları ayrıntılı kaydetmez. Günler yaşanır ama hafızada derin iz bırakmaz. İşte bu yüzden aylar hızla geçmiş gibi hissedilir.

Belki de zaman hızlanmıyor; biz yaşamayı erteliyoruz.

Çünkü insan yaş aldıkça geleceğin sonsuz olmadığını fark etmeye başlar. Çocuk için gelecek sınırsızdır; yaşlı için ise her geçen gün kıymetlidir. Bu farkındalık, zamanı daha görünür ve daha acımasız hale getirir.

Eskiden insanlar mevsimlerle yaşardı. Ekin ekilir, hasat beklenirdi. Beklemek hayatın doğal parçasıydı. Bugün ise saniyeler içinde mesaj geliyor, yemek geliyor, haber geliyor. Hızlanan teknoloji, farkında olmadan zaman algımızı da hızlandırıyor. Sürekli bir sonraki ana yetişmeye çalışan insan, bulunduğu anı yaşayamaz hale geliyor.

Aslında zamanın en büyük hırsızı saat değildir; dikkattir.

Çünkü dikkatimizi ne kadar dağıtırsak, yaşadığımız an o kadar silikleşir. Silikleşen anılar ise geçmişi kısaltır. Böylece yıllar küçülür, ömür hızlanır.

Belki de bu yüzden bazı insanlar seksen yaşına geldiklerinde “Hayat su gibi geçti.” derken, bazıları aynı yaşta “Dolu dolu yaşadım.” diyebiliyor. İkisi de aynı süreyi yaşadı; fakat biri zamanı tüketti, diğeri zamanı deneyime dönüştürdü.

Belki de ömrün uzunluğu takvimle değil, hatırladığımız anların sayısıyla ölçülür.

“Zaman neden bu kadar hızlı geçiyor?” demek yerine “Ben bugün, yarın hatırlamaya değer ne yaşadım?” diyebilmek çok daha doğru olacaktır.

Çünkü insanın gerçek yaşı, nüfus cüzdanındaki rakam değil; hafızasında biriktirdiği anlamlı anlardır. Ve belki de zamanı yavaşlatmanın tek yolu, her günü biraz daha fark ederek yaşamaktır.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YAŞ ALDIKÇA ZAMAN NEDEN HIZLANIR?

    01 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Çocukken günleri hiç bitmeyecek sanırdık. Okul zilinin çalmasını saatlerce bekler, doğum günümüze aylar var diye üzülürdük. Bugün ise takvim yaprakları sanki rüzgara kapılmış gibi ardı ardına düşüyor. Daha yeni pazartesiydi, Temmuz da bitti, daha dün gençtik… Oysa zaman değişmedi. Değişen biziz. Psikoloji, bu durumu "zaman algısı" ile açıklar. Çocuk beyni her günü yeni keşiflerle doldurur. İlk bisiklet, ilk arkadaş, ilk başarısızlık, ilk aşk… Beyin, yeni deneyimleri ayrıntılarıyla kaydeder. Hafızada ne kadar çok iz bırakılırsa, ge...
  • PİNOKYO’NUN BURNU, BİZİM HAYATIMIZ!

    28 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Çocukken Pinokyo'nun burnunun her yalan söylediğinde uzamasına şaşırırdık. Bugün ise dönüp etrafımıza baktığımızda, burnu uzamayan binlerce Pinokyo'nun arasında yaşadığımızı fark ediyoruz. Modern insanın en büyük başarısı, gerçeği saklamayı becerebilmesidir. En büyük trajedisi ise, bunu önce başkalarına, sonra da kendisine yapmasıdır. Artık yalan sadece ağızdan çıkan bir cümle değil, sosyal medyada "mutluyum" diye paylaşılan fotoğraflar, hiç bitmeyen başarı hikayeleri, kusursuz görünen ilişkiler, gösterişli yaşamlar… Bunların önemli bir ...
  • DR. TUGAY YAZGAN, GÜNCEL KONU ‘SINAVLARI’ ELE ALDI

    21 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir Milletin Karnesi: Çocuklarımız mı Kaybediyor, Yoksa Geleceğimiz mi? Her yıl aynı manzarayı yaşıyoruz. Milyonlarca öğrenci aylarca, hatta yıllarca hazırlanıyor. Evlerde sessizlik hakim oluyor, özel dersler, kurslar, deneme sınavları birbirini takip ediyor. Sonra birkaç saatlik sınavın ardından milyonlarca hayalin kaderi açıklanan sonuçlarla yeniden şekilleniyor.Ancak bu sonuçlar yalnızca öğrencilerin başarısını göstermiyor. Onlar aynı zamanda bir ülkenin eğitim sisteminin, aile yapısının ve toplumsal önceliklerinin de aynası oluyor ve bu...
  • TÜKETEN İNSAN, TÜKENEN İNSAN: DOYUMSUZLUĞUN PSİKOLOJİSİ

    16 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir zamanlar insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için üretirdi. Bugün ise çoğu zaman ihtiyaçlarını değil, eksiklik duygularını satın almaya çalışıyor. Evler büyüyor, dolaplar doluyor, telefonlar yenileniyor, otomobiller değişiyor fakat insanın içindeki boşluk aynı hızla büyümeye devam ediyor. Çünkü modern insan artık nesneleri tüketmiyor; çoğu zaman tükettiği şey, kendi huzuru oluyor. Schopenhauer: "Hayat, istek ile can sıkıntısı arasında gidip gelen bir sarkaçtır." Der. Gerçekten de insanın psikolojisi bu sarkaçtan çok farklı işlemiyor. ...