logo

BEUN’DA ‘SESLİ’ YÜKSELİŞ!

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
BEUN’DA ‘SESLİ’ YÜKSELİŞ!

Üniversitelerin gelişimi çoğu zaman yıllara yayılan bir süreçtir. Ancak bazı dönemler vardır ki, yapılan çalışmaların etkisi yalnızca akademik çevrelerde değil; şehirde, bölgede ve hatta ulusal ölçekte daha görünür hale gelir.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi son yıllarda tam da böyle bir dönemden geçiyor.

Tam dört yıl önce rektörlük görevine başlayan Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in yönetim dönemine bakıldığında, üniversitenin yalnızca merkez kampüsünde değil; ilçelerde bulunan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında da dikkat çekici bir hareketlilik yaşandığı görülüyor.(Ereğli’nin bitmek bilmeyen kampüs binasını paranteze alıyoruz)

Bu hareketliliğin en önemli özelliği ise üniversitenin farklı birimlerinde ortaya çıkan gelişmelerin senkronize bir şekilde ilerlemesi oldu.

Nitekim mühendislik kökenli üniversitenin yükselişi sadece rakamlardan değil; şehirde duyulan sesten ve toplumsal işbirliklerinden de anlaşılıyor. ( Özölçer döneminde kuruluş tarihinin 1924 yılına kadar gittiği tescil ve kabul edilmiştir)

Devrek’ten Ereğli’ye, Çaycuma’dan Alaplı’ya kadar uzanan akademik yapılanma içinde; bilimsel etkinliklerin artması, akademik çalışmaların görünürlüğünün yükselmesi ve üniversite–şehir ilişkisinin güçlenmesi dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Ben en çok üniversite –şehir ilişkilerini önemsiyorum. Yoksa aynı kaptaki su ve zeytinyağı gibi ayrı ayrı durdukları dönemler de oldu.

Haber Hayat arşivlerine bakıldığında da bu tabloyu doğrulayan çok sayıda örnek görmek mümkün. Son yıllarda üniversitenin farklı yerleşkelerinde gerçekleştirilen akademik kongreler, bilimsel projeler, sosyal ve kültürel etkinlikler yalnızca üniversite içinde değil; şehir yaşamı içinde de daha görünür hale geldi.

Bu durum, benim çok önemsediği üniversitenin şehirle kurduğu ilişkiyi de yeni bir seviyeye taşıdı. Öyle ya ; üniversiteler sadece ders verilen kurumlar olmamalı. Aynı zamanda şehirle birlikte yaşayan, şehirle birlikte düşünen ve şehirle birlikte üreten aydınlık saçan kurumlar olmalı.

Batı Karadeniz havzasında son yıllarda yaşanan ekonomik ve sektörel gelişim de bu ilişkiyi daha önemli hale getiriyor. Filyos Vadisi ve Ereğli odaklı gelişen sanayi işbirlikleri, enerji ve lojistik yatırımları, TEKNOPARK’ın tekamülü, BEUN Araştırma hastanesinin sağlık üssü haline gelmesi… aklıma ilk gelen somut örnekler. Sosyal-kültürel etkinlikler, ‘Aile Yılı’ vurguları ve TSO’larla oluşturulan işbirlikleri de unutulmamalı.

Bugün Rektör Özölçer döneminde Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’ne bakıldığında; merkez kampüsle birlikte ilçelerdeki akademik birimlerin de daha görünür hale geldiği, üniversite–şehir ilişkisinin güçlendiği ve bilimsel faaliyetlerin daha geniş bir alana yayıldığı bir dönemden söz etmek mümkün. Buna öğrencilerin elde ettiği spor, sanat ve akademik başarılarını da ekleyelim.

Özetle; Son yıllarda Bülent Ecevit Üniversitesi’nde Rektör Özölçer ve ekibi döneminde yalnızca bir gelişim değil, bir yükseliş yaşanıyor. Ve bence bu yükseliş artık yalnızca akademik raporlarda değil; şehirde, bölgede ve kamuoyunda da daha “sesli” bir şekilde hissediliyor.

Elbette üniversitelerde yönetim süreçleri rektörlük seçimleri odağında doğal olarak farklı adayların ortaya çıktığı, farklı görüşlerin dile getirildiği süreçlerdir. Bu durum akademik ve idari hayatın doğasında var.

Ancak kurumların gelişiminde bazen en önemli unsur değişim değil, doğru ivmenin devam etmesidir. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde son yıllarda ortaya çıkan tablo da tam olarak böyle bir sürecin işaretlerini taşıyor.

Daha önceleri rektörlük görevlerinde bulunan Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz ve Prof. Dr. Mahmut Özer dönemlerinde de yaşanan benzer kurumsal yükseliş ivmesi, hazır bu dönemde yakalanmışken Özölçer’le daha da güçlü noktaya taşınmalı.

“Yiğidi öldürüp hakkını yeme” derler; Bazen görüş ayrılığına da düştüğümüz Özölçer çıtayı görünür bir şekilde yükseltti, sesli yükseliş bundandır. 

Doğruya doğru!

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YAZGAN DİKKAT ÇEKTİ: “MASLOW’UN KEMİKLERİNİ SIZLATTIK!”

    22 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir toplum düşünün… Hala karnını nasıl doyacağını düşünüyor; hala ısınmak, barınmak, güvende hissetmek temel amacı… Ve bir yandan da kendi kendine “gelişiyoruz” diyor. Psikolojinin en bilindik kuramlarından biri olan Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi, insanın önce en temel gereksinimlerini karşılayıp sonra kendini gerçekleştirmeye yöneldiğini söyler. Piramidin en altında fizyolojik ihtiyaçlar vardır: Yemek, su, uyku, nefes… Yani hayatta kalmanın çıplak gerçeği. Üst basamaklara çıktıkça güvenlik, aidiyet, saygı ve en tepede kendini ge...
  • ŞEHİR MERKEZİNDE TESCİLLİ KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ

    20 Nisan 2026 Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Avrupa Konseyi Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma envanteri ve Türkiye Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından tescillenerek koruma altına alınmış kültür varlıklarımız, Ereğli’mizin önemli zenginlikleri olarak gelecek kuşaklara aktarılmayı hak etmektedirler. Kdz Ereğli Tarih, Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği’nin yazdığı Akheron Vadisi Projesi ve geçmiş dönem Zonguldak Milletvekilimiz Boray Baycık’ın, Turizm Bakanlığı nezdinde başvuru ve girişimleri sonucu 2000-2002 yıllarında yapılan kamulaştırma, temizlik, bakım ve aydınl...
  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...