logo

DOĞAN GÖNÜLLÜ YAZDI: MERHABA ‘YENİ NORMAL’ HAYAT

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
DOĞAN GÖNÜLLÜ YAZDI: MERHABA ‘YENİ NORMAL’ HAYAT

Logomuzdaki “Haber=Hayat” kelimelerini çok seviyorum. Evrensel olmaları bir yana zaman, mekan, yön, şekil, etnitise, inanç veya herhangi bir ayrım gözetmiyor. Dünyanın her yerinde, her zaman ve her nitelik ve nicelikteki bir hayat, habere eşitlenebiliyor!

Hatta uzayda bile; tıpkı daha dün gece SpaceX’in uzay aracı Crew Dragon‘un Falcon-9 roketiyle fırlatılıp Uluslararası Uzay İstasyonu’yla kenetlendiği ve ekiplerin uzayda birleşerek yeni bir hayata başladıkları haberinde olduğu gibi.

Hayat demişken….

Hayat, sürprizlerle dolu; 2,5 ay önce bugünler için ne planlar yapmıştık…

Bugün ise sadece ve sadece “sağılığımızı nasıl koruruz?” hesabını yapıyoruz.

Bir yandan heyecanla “maskeli, mesafeli, hijyenik yeni normal hayata merhaba” diyoruz. Diğer yandan kalabalığa giriş tedirginliği yaşıyoruz.

Elbette her şey sil baştan olmayacak ama birçok “yeni” ile tanışacağız.  

Ticari, sosyal ve mesleki ilişkilerimizi, portföylerimizi konsolide edeceğiz.

Eski köye yeni adetler gelecek; saysak satırlar yetmeyecek ama inanıyorum ki her şey daha bir başka sıcak, doğal olacak.

İnsanlar, doğa, siyasiler, tüm sosyokültürel ve ekonomik çevreler yapmacıklıktan uzaklaşacak; daha bi kendimiz, kıymet bilen, dayanışmacı olacağız!

Ah, salgınından etkilenerek agresifliği seçenler de olacaktır elbet; şımarıklığı; belki de kibri veya bencilliği tercih edenler bile olur.

Korkuya esir olanları da göreceğiz, deli cesaretine sahip olanları da…

Ama şurası bir gerçek ki…

15 Mart 2020 öncesi hayatımız ile 1 Haziran 2020 sonrası çalışma ve sosyal hayatımız (içeriksel değişim zaman alacak ama) şeklen daha farklı olacak. Uzaktan çalışmayı da benimseyeceğiz, video toplantıyı da; hasret kaldığımıza sarılmamayı, her bir fırsatta el yıkamayı normalden sayacağız.

“Maske, mesafe ve temizlik” üç ayrılmazımız, sağlıkçılarımız başımızın üstünde olacak.

Doğayla inatlaşmayı ise ayaklarımızın altına alacağız.

Korona virüsünün demoklesin kılıcı gibi tepemizde durduğunu ve yalın- yaygınlaşma eğilimini hiç ama hiç unutmayacağız.  

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR AMA

Zonguldak ve Ereğli’de Koronavirüs salgını ile mücadelede başarılı bir sınav verdi bence.

Bakmayın siz ulusal medya haberlerindeki 30 büyükşehir ve Zonguldak anonslarına…

Maden ocaklarında çalışıp emekli olanların yoğun yaşadığı kentimizde elbette tedbirler daha yoğun olarak alınacaktı. İyi de oldu. Zira ateş düştüğü yeri yakar, ama şükür ki ateş büyümeden kontrol altına alındı!

Zonguldak genelinde (ilçeler ve şehir dışından gelenler dahil) 62, Ereğli’de 4 vefat…  İstatistikler Türkiye ortalamasının altında vefat oranını gösteriyor. Bu sonuçların oluşmasında; Önlemleri titizlilikle uygulayan başta Vali Erdoğan Bektaş, Kaymakam İsmail Çorumluoğlu ve Belediye Başkanı Halil Posbıyık olmak üzere kamu yöneticilerimizin önemli rolleri var. Tabii ki sağlıkçılarımızın olağanüstü çabalarını unutmadan… Bu arada emek yoğun çalışan ama şu ana kadar virüse bulaşmadan süreci başarı ile yöneten Erdemir gibi, Tat Metal gibi sanayi işletmesi yöneticilerini de kutlamak gerek. Zira ilçemiz nüfusunun dörtte üçü bu kesimlerde çalışanlar ve yakınlarından oluşuyor. Ah bir de Alaplı’daki tekstil fabrikasında pozitif vakalar olmasaydı!.. İnşallah sağ salim onu da atlatırız.

Evet, büyük salgın kontrol altına alındı gibi görünüyor. Şimdi kişisel önlemleri elden bırakmama, risk almama ve basit kurallara uyma zamanı…

Maske takmak, 1,5 metrelik mesafeyi korumak ve el temizliği öncelikli- hijyen kurallarına uymak zamanı…

İslam Peygamberimiz Hz. Muhammet, hadisinde “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” der. İnsanlara faydalı olmak hiç bu kadar basit, hiç bu kadar önemli olmamıştı: “maske, mesafe, hijyen”

Aman dikkatle kalın, sağlıkla kalın!

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TANZİMAT DÖNEMİNDE EREĞLİ KÖMÜRLERİ-1

    13 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kömür madeni Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud’un padişahlığı zamanında, Ereğli’de Uzun Mehmet tarafından 1829 yılında bulunmasına karşın işletmeye Padişah Abdülmecid zamanında başlanmıştır. Kömür ocaklarının açılması ve imparatorluğun bu madenden faydalanması ancak 1841 yılında olabilmiştir. Ereğli kömür ocakları 5 Kasım 1842-30 Kasım 1845 tarihleri arasında ilk defa yerli girişimci ve sermaye ile aralarında bir grup Galata sarrafının girişimleri ile Kömür Kumpanyası adı altında birleşmiştir. Ereğli kömür ocakları bu kumpanya tarafında...
  • PLATON’UN MAĞARASI: GÖRDÜĞÜMÜZ ŞEY GERÇEK Mİ?

    10 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bazen insanın en büyük yanılgısı, gördüğü şeyin gerçek olduğuna inanmasıdır. Oysa görmek, her zaman bilmek değildir. Yaklaşık 2.400 yıl önce Platon, Devlet adlı eserinde bugün hala insan zihnini sarsan bir hikaye anlattı: Mağara Alegorisi. Bir grup insan düşünün: Doğduklarından beri bir mağaranın içinde zincire vurulmuşlar. Başlarını çeviremiyor, arkalarına bakamıyorlar. Önlerinde yalnızca mağaranın duvarı var. Arkalarında ise bir ateş ve ateşin önünden geçen insanların taşıdığı çeşitli nesneler... Mağaranın duvarına yansıyan gölgeleri ...
  • BALCI’YA FIRSAT, KELEŞ’E İHTAR, YAĞIZ’A DENGE…

    04 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Karadeniz Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin çok parçalı bir tablo ortaya çıkaracağı önceden belliydi. Arslan Keleş’in başını çektiği mevcut yönetimin listesine karşı Yüksel Balcı’nın listesi yarıştı. Hizmet meslek grubunda bağımsız hareket eden Kürşat Yağız’ın Balcı ile ittifak yapması, seçim öncesindeki dengeyi Balcı lehine değiştirdi. Bu birlikteliğin sandığa da yansıdığı kanaatindeyim. Aday ve proje tanıtım toplantıları, sonucun işaretlerini vermişti. Burada sadece Keleş’in 10 projesi ile Balcı’nın 23 projesi yarışmad...
  • RECEP İVEDİK BİZE NE ANLATIYOR?

    02 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Baskın kültürün aynasında Türkiye Bazı filmler yalnızca güldürmez. Topluma ayna tutar. Recep İvedik serisi de bunlardan biri. İlk bakışta karşımızda kaba, yüksek sesli, kuralları önemsemeyen, öfkesini kontrol etmekte zorlanan ve toplumsal nezaket kodlarına mesafeli bir karakter vardır. Fakat Recep İvedik’i yalnızca “kaba adam” olarak okumak, karakterin toplumsal karşılığını anlamamızı engeller. Çünkü Recep İvedik aslında tek başına bir karakter değil; Türkiye’de var olan bazı kültürel gerilimlerin görünür hale gelmiş biçimidir...