logo

CANVER YAZDI : ZONGULDAK MÜFREZESİ VE EREĞLİ

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
CANVER YAZDI : ZONGULDAK MÜFREZESİ VE EREĞLİ

Birinci Dünya Savaşı’ndan beri Mersinli Cemal Paşa’nın yaverliğini üstlenen Yüzbaşı Cevat Rifat Bey, paşanın Malta’ya sürgün edilmesinin ardından Milli Mücadele saflarına katılmak üzere Anadolu’ya geçme kararı aldı. Tehlikeli bir yolculuğun ardından 18 Nisan 1920 tarihinde İnebolu’ya ulaştı. Ardından Mustafa Kemal ve Ali Fuat Paşa’ların tensibiyle merkez Çaycuma’da bulunan Bartın ve Havalisi Komutanlığı’nın başına getirildi. Söz konusu komutanlık, başında Muhittin Paşa’nın bulunduğu Kastamonu ve Bolu Havalisi Komutanlığı’na bağlandı. Bartın ve Havalisi Komutanlığı, sonradan Zonguldak Müfrezesi’ne dönüştürüldü.

Düzce Üniversitesi Akçakoca Bey Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Celil Bozkurt, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi’nin Güz 2018’de basılan 63.sayısında yayınlanan ‘’Milli Mücadele’de Bartın ve Havalisi Komutanlığı ( Zonguldak Müfrezesi )’’ başlıklı makalesinde konuyu oldukça geniş bir şekilde incelemiştir.

Yüzbaşı Cevat Rifat Bey, Kastamonu’da ilk olarak piyade taburlarından ve hapishanelerdeki mahkumlardan seçilen ve yaklaşık 100 civarında askerden oluşan bir müfreze teşkil etti. Ayrıca çevre illerden gelen gönüllü gençlerin katılımıyla birlikte ciddi bir süvari kuvveti ile piyade mevcudu elde edildi.

Bartın ve Havalisi Komutanlığı, Milli Mücadele açısından son derece stratejik bir bölgeyi kontrol etmekteydi. Zonguldak’ı işgal altında tutan Fransızlar’ın Çaycuma ve Bartın üzerinden Ankara’yı tazyik etmesi yüksek ihtimaldi. Nitekim Fransızlar, Sapça Geçidi’nde mevzilenmiş Türk kuvvetlerine karşı iki büyük yarma harekatı düzenlediler.

Milli kuvvetlerin Sapça Geçidi’nde gösterdiği başarı, Kumandan Muavini Etem Bey tarafından Ankara’ya bir telgrafla iletildi. Türk birliğinin Sapça’da kazandığı stratejik zafer, Ankara’da sevinçle karşılandı ve ertesi gün Erkan-ı Harbiye zafer haberlerini ajanslarla paylaştı.

Cevat Rifat Bey’in Sapça Geçidi’nde kazandığı başarıdan dolayı 10 Ağustos 1920 tarihinde 4. Fırka vasıtasıyla gelen bir emirle kendisine ‘’Milis Generalliği’’ tevcih edildi.

Kastamonu ve Havalisi Komutanı Muhittin Paşa, 1921 yılının Nisan başlarında, Zonguldak Müfrezesi Komutanı Yüzbaşı Cevat Rifat Bey’i gündemi görüşmek üzere Kastamonu’ya davet etti. Bartın ve Havalisi Komutanlığı’nın Çaycuma’da konuşlanmasıyla birlikte sonradan Erzurum Mebusu da olan Nusret Efendi birliğin müftülüğüne getirildi. Yüzbaşı Cevat Rifat Bey, Nusret Efendi’yle birlikte Zonguldak’ta Fransız birliğinde bulunan Müslüman askerlere yönelik bir propaganda beyannamesi hazırladı. Beyannameler, Rıfat Kaptan vasıtasıyla el altından Müslüman askerlere ulaştırıldı

Beyannamenin dağıtılmasında üç gün sonra Fransız birliğinden firar eden çok sayıda Müslüman asker Türk birliğinin Sapça Geçidi’nde buluna ileri karakollarından birine iltica etti. Böylece Cevat Rifat Bey’in komuta ettiği Bartın ve Havalisi Komutanlığı; Türk, Tunuslu ve Cezatirli askerlerden oluşan kozmopolit bir Müslüman birliğine dönüştü.

Kastamonu ve Havalisi Komutanı Muhittin Paşa, Zonguldak Mutasarrıflığı’na gönderdiği 7 Aralık 1920 tarihli telgrafında; propaganda faaliyetine devam edilmesini bildiriyordu.

Çerkez Ethem’in Yozgat İsyanı’nı bastırmak amacıyla bölgeden ayrılmasıyla birlikte 1000 civarında asi 19 Temmuz 1920’de yeniden ayaklanarak Düzce’yi işgal etti. Ayaklanma Ali Fuat Paşa’nın sıkı tertibat ve önlemleri sayesinde 23 Eylül 1920’de tamamen bastırıldı. Ayaklanmanın bastırılmasında büyük pay sahibi olan Yüzbaşı Cevat Rifat Bey’in Bartın ve Havalisi kuvvetleri, düşmanın Zonguldak ve Bolu üzerinden Ankara’ya baskın yapmasını önledi. Cevat Rifat Bey, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın bölgede tahkimat yapan Fransız birliğine dikkat çekmesinin ardından tekrar Çaycuma’ya döndü.

Bartın ve Havalisi Komutanlığı, Milli Mücadele döneminde Zonguldak ve civarında faaliyette olan çetelerle de mücadele etti. Bartın’ın zenginliklerini talan etmek maksadıyla harekete geçen Rıfat Reis liderliğindeki 200 kadar Sürmeneli, Bartın Boğazı’nda tahkimat yaptı. 100 kişilik bir müfrezeyle Bartın Boğazı’na hareket eden Cevat Rifat Bey, asileri ikna ederek kendilerini Kuvayı Milliye saflarına kazandırdı.

23 Ocak 1921’de İstanbul’dan kaçırılarak Ankara Hükümeti’nin hizmetine alınan Alemdar kurtarma gemisi, Ereğli limanında Fransızlar tarafından ele geçirilip İstanbul’a doğru götürülürken gemi personelinin müdahalesi sonucunda Fransız askerler etkisiz hale getirilerek gemi Ereğli limanında yeniden karaya yanaştırılmıştır. Fransızlar, Zonguldak Mutasarrıflığı’na bir nota vererek Alemdar gemisini kaçıran korsanların cezalandırılmasını ve Fransız esirlerin salıverilmesini istedi. Ayrıca, talepleri geri çevrilirse karaya asker çıkaracakları tehdidinde bulunarak Ereğli limanı açıklarına gemilerini getirdiler. Fransızlar’ın taleplerini olumsuz karşılayan Ankara Hükümeti, muhtemel bir Fransız çıkartmasına karşı Ereğli ve civarına geniş tahkimat yaptırdı. Yüzbaşı Cevat Rifat Bey, Rizeli İpsiz Recep kuvvetleriyle birlikte oluşturduğu bir haftalık tahkimatla Fransızlar’ın müdahalesine meydan vermedi.

Bartın ve Havalisi Komutanlığı’nın kuvvetleri İnönü Savaşları’nın akabinde ihtiyaç duyulan cephelere kaydırıldı. Bunlardan 173 kişilik bir bölük 2 Nisan 1921 tarihinde Kastamonu’ya nakledildi. Geri kalan kısmı da Fransızlar’ın 21 Haziran 1921’de Zonguldak’ı tahliye etmeleri üzerine Batı Cephesi emrine verildi. Yüzbaşı Cevat Rifat Bey de Ankara’ya hareket etti.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • PİNOKYO’NUN BURNU, BİZİM HAYATIMIZ!

    28 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Çocukken Pinokyo'nun burnunun her yalan söylediğinde uzamasına şaşırırdık. Bugün ise dönüp etrafımıza baktığımızda, burnu uzamayan binlerce Pinokyo'nun arasında yaşadığımızı fark ediyoruz. Modern insanın en büyük başarısı, gerçeği saklamayı becerebilmesidir. En büyük trajedisi ise, bunu önce başkalarına, sonra da kendisine yapmasıdır. Artık yalan sadece ağızdan çıkan bir cümle değil, sosyal medyada "mutluyum" diye paylaşılan fotoğraflar, hiç bitmeyen başarı hikayeleri, kusursuz görünen ilişkiler, gösterişli yaşamlar… Bunların önemli bir ...
  • DR. TUGAY YAZGAN, GÜNCEL KONU ‘SINAVLARI’ ELE ALDI

    21 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir Milletin Karnesi: Çocuklarımız mı Kaybediyor, Yoksa Geleceğimiz mi? Her yıl aynı manzarayı yaşıyoruz. Milyonlarca öğrenci aylarca, hatta yıllarca hazırlanıyor. Evlerde sessizlik hakim oluyor, özel dersler, kurslar, deneme sınavları birbirini takip ediyor. Sonra birkaç saatlik sınavın ardından milyonlarca hayalin kaderi açıklanan sonuçlarla yeniden şekilleniyor.Ancak bu sonuçlar yalnızca öğrencilerin başarısını göstermiyor. Onlar aynı zamanda bir ülkenin eğitim sisteminin, aile yapısının ve toplumsal önceliklerinin de aynası oluyor ve bu...
  • TÜKETEN İNSAN, TÜKENEN İNSAN: DOYUMSUZLUĞUN PSİKOLOJİSİ

    16 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir zamanlar insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için üretirdi. Bugün ise çoğu zaman ihtiyaçlarını değil, eksiklik duygularını satın almaya çalışıyor. Evler büyüyor, dolaplar doluyor, telefonlar yenileniyor, otomobiller değişiyor fakat insanın içindeki boşluk aynı hızla büyümeye devam ediyor. Çünkü modern insan artık nesneleri tüketmiyor; çoğu zaman tükettiği şey, kendi huzuru oluyor. Schopenhauer: "Hayat, istek ile can sıkıntısı arasında gidip gelen bir sarkaçtır." Der. Gerçekten de insanın psikolojisi bu sarkaçtan çok farklı işlemiyor. ...
  • GÜNÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ DEĞERİ: İNSAN KALABİLMEK

    13 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Teknoloji ilerledi, şehirler büyüdü, bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor. Yapay zeka artık yalnızca sorularımıza cevap vermiyor; metin yazıyor, resim çiziyor, karar süreçlerine ortak oluyor. Buna rağmen çağımızın en büyük sorunu bilgi eksikliği değil; insan eksikliği.Çünkü insan olmak ile insan kalabilmek aynı şey değil! Doğmak bizi biyolojik olarak insan yapar ancak vicdanlı olmak, merhamet göstermek, adalet duygusunu korumak, başkasının acısını hissedebilmek ve gerektiğinde kendi çıkarından vazgeçebilmek bizi gerçekten "insan" yapan özellik...