logo

BU ÇİLEYİ HAK ETMİYORUZ!

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
BU ÇİLEYİ HAK ETMİYORUZ!

Karadeniz Ereğli’nin artık yalnızca bir trafik sorunu değil, bir “trafik sorunsalı” var.

Çünkü mesele birkaç kavşaktaki yoğunluk, yanlış parklar ya da bozulan yollardan ibaret değil. Sorun yapısal hale geliyor ve bana göre burada üç temel eksiklik öne çıkıyor:

İrade, teori ve pratik.

Asfalt sermek, dubalar koymak, bazı yolları kapatmak, yön değiştirmek ya da yasaklar getirmek zaman zaman gerekli olabilir. Ancak bunlar tek başına trafik politikası değildir. Bunlar olsa olsa günü kurtaran palyatif müdahalelerdir.

Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık da trafiğin kentin en önemli sorunlarından biri olduğunu kabul ediyor ve çözümün merkezine çevre yolunu koyuyor. (Kendisine geçmiş olsun dileklerimi tekrar iletiyorum)

Posbıyık, benim de katıldığım değerlendirme toplantısında, şaşırtıcı bir şekilde “Trafiğe hiç kimse Ereğli’de bir şey yapamaz. Yapacak olan bakanlıktır. Çevre yolu yapılması lazım” diyor.

Çevre yolunun yapılması gerektiğine elbette katılıyorum. Kent içinden geçen transit ve ağır vasıta trafiğinin şehir dışına alınması Ereğli’yi ciddi ölçüde rahatlatacaktır. Ancak çevre yolu çözümün önemli bir parçasıdır, çözümün tamamı değildir.

Posbıyık, sorunun çözümünü yalnızca bakanlığın yapacağı yatırıma bağlamakla, çareyi ister istemez tek seçeneğe sıkıştırıyor.

Bu yaklaşım bana “öğrenilmiş çaresizliği” hatırlatıyor.

Çünkü yarın önümüze “Çevre yolu yapılmadı, biz ne yapalım?” gerekçesi çıkabilir.

Peki gerçekten belediyenin yapabileceği hiçbir şey yok mu?

Otopark politikası, toplu taşıma, kavşak düzenlemeleri, alternatif güzergâhlar, servis ve yükleme-boşaltma saatleri, taksi durakları, yaya alanları, akıllı sinyalizasyon, kent merkezine araç girişinin yönetimi, en ufak yağmurda göl olan yollarımız, hatta küçümsemeyelim ama sahildeki bisiklet yolunda fink atan elektrikli motosikletler…

Bunların tamamını Bakanlık mı yapacak?

Elbette hayır!

Bu noktada konuk yazarımız Dr. Tugay Yazgan’ın konuya panoramik açıdan yaklaşan değerlendirmelerini çok önemli buluyorum. Akademisyen hemşerimiz Yazgan, “…sorunsala dikkat çekti” üst başlığı ile manşete çektiğimiz yazısında aydın insan duyarlılığı ile trafik meselesini yalnızca yol ve araç sayısı üzerinden değil; “altyapı, denetim ve kültür” başlıkları altında ele alıyor. Otoparklardan kavşaklara, toplu taşımadan trafik kültürüne kadar geniş bir çözüm alanı ortaya koyuyor.

Evet, Ereğlimize bütüncül, bilimsel ve planlı bir yaklaşım kesinlikle gerekli.

Ben yazılarımda şu iktisadi terimi sık sık kullanırım:

“Hiçbir mal veya hizmet; hem daha ucuz, hem daha kaliteli hem de daha hızlı olamaz.”

Üçünü aynı anda istediğinizde mutlaka birinden taviz verirsiniz.

Bugün bazı belediyecilik uygulamalarında gördüğüm de buna benziyor: Ucuz olsun, hızlı olsun, bir an önce bitsin…

Peki konfor, güven yani “kalite” nerede?

İnce asfalt dökmek kolaydır. Dubayı dikmek kolaydır. Yolu kapatmak ya da yönünü değiştirmek kolaydır. “Ben yapmadım kaymakamlık başkanlığındaki komisyon yaptı” demek de kolaya kaçmaktır. Üst geçide “ucube” demek insanlara gülünç gelebilir ama “ya o da olmasaydı” diye düşünmek hiç de komik olmazdı.   

Bakın şehir planlaması başka bir şeydir. Şehir planlaması bugünü değil, yıllar sonrasını düşünmektir, siyasetçilerin üretecekleri politikalar bu merkezde olmalıdır. Kaosu önlemekle ilgili olmalıdır.

Ereğli’nin araç sayısını, nüfus hareketlerini, okul giriş-çıkış saatlerini, sanayi ve ağır vasıta trafiğini, toplu taşıma güzergâhlarını, otopark kapasitesini ve gelecekteki yapılaşmayı birlikte değerlendiren güncel bir Ulaşım Ana Planı ortaya konulmalıdır. Seçim zamanı lakırdısı değil, hemen şimdi!

Üstelik bu çalışma yalnızca belediye bürokratlarının masasında hazırlanmamalıdır. Şehir plancıları, trafik mühendisleri, emniyet, üniversite, meslek odaları, toplu taşıma temsilcileri, esnaf ve sivil toplum kuruluşları da sürece katılmalıdır.

Nerede trafik oluşuyor? Neden oluşuyor? Hangi saatlerde yoğunlaşıyor? Hangi kavşak darboğaz yaratıyor? Kent merkezinde kaç araçlık otopark açığı var? Toplu taşıma özel otomobile gerçek bir alternatif oluşturabiliyor mu?

Bu soruların bilimsel cevabı ortaya konmadan yapılan her müdahale biraz deneme-yanılma değil midir?

Başa dönelim: Çevre yolu elbette yapılsın.

Başkan Ankara’ya seslensin, milletvekilleri takip etsin, Bakanlık sadece çevre yolunu değil, Arifiye-Zonguldak tren yolunu da hemen yatırım programına alsın, kent bütün kurumlarıyla bu taleplaerin arkasında dursun, basın olarak biz de takipçisi/baskıcısı olalım.

Ama bir şeyi de unutmayalım:

Çevre yolunu beklerken şehir bekleyemez!

İnsanlar bugün işe gidiyor, çocuklar bugün okula gidiyor, esnaf bugün mal indiriyor, ambulans bugün trafikte ilerlemeye çalışıyor, vatandaş bugün park yeri arıyor. Bozhane’den Kepez’e bazen 45 dakikada gidiliyor.

Dolayısıyla uzun vadeli yatırımı beklerken kısa ve orta vadeli çözümleri de üretmek zorundayız.

Bakın kampüs diyoruz, yurt diyoruz, yetmiyor üniversite istiyoruz, hastane-terminale kadar raylı sistem olmalı diye iç geçiriyoruz, hatta fırsat buldukça il olalım diyoruz!..

Tamam, hepsi olsun. Kesinlikle isteriz de…

Ben Belediye Başkanı değilim, şehir plancısı değilim, trafik polisi veya mühendisi hiç değilim.

Benim görevim kavşak projesi çizmek değil.

Ama soru sormak, sorgulamak benim demokratik görevim.

Ereğli’nin güncel bir ulaşım vizyonu var mı? Varsa kamuoyu neden bilmiyor? Yoksa neden hazırlanmıyor? Çevre yolu yapılana kadar uygulanacak plan nedir? Yeni otopark alanları nerede? Alternatif güzergâhlar hangileri? Posbıyık’ın önerdiği gibi sahili doldurup yolu genişletmek ipe un sermek, sorunu ötelemek değil midir?

Eleştirmek görevimizdir ama yalnızca eleştirmek yetmez. Çözümü tartışmak ve doğru yolu işaret etmek de basının sorumluluğudur.

Bakınız ta uzaklardan yazan dostumuz çözüme işaret ediyor; “altyapı, denetim ve kültür” diyor.

Çünkü biliyor ki; trafik yalnızca araçların hareketi değildir. Aynı zamanda bir kentin planlama anlayışının ve yönetim kültürünün aynasıdır.

Ve günün sonunda söyleyeceğim söz nettir:

Bu çileyi hak etmiyoruz!


İLGİLİ HABER BAĞLANTISI :

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BALCI’YA FIRSAT, KELEŞ’E İHTAR, YAĞIZ’A DENGE…

    04 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Karadeniz Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin çok parçalı bir tablo ortaya çıkaracağı önceden belliydi. Arslan Keleş’in başını çektiği mevcut yönetimin listesine karşı Yüksel Balcı’nın listesi yarıştı. Hizmet meslek grubunda bağımsız hareket eden Kürşat Yağız’ın Balcı ile ittifak yapması, seçim öncesindeki dengeyi Balcı lehine değiştirdi. Bu birlikteliğin sandığa da yansıdığı kanaatindeyim. Aday ve proje tanıtım toplantıları, sonucun işaretlerini vermişti. Burada sadece Keleş’in 10 projesi ile Balcı’nın 23 projesi yarışmad...
  • RECEP İVEDİK BİZE NE ANLATIYOR?

    02 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Baskın kültürün aynasında Türkiye Bazı filmler yalnızca güldürmez. Topluma ayna tutar. Recep İvedik serisi de bunlardan biri. İlk bakışta karşımızda kaba, yüksek sesli, kuralları önemsemeyen, öfkesini kontrol etmekte zorlanan ve toplumsal nezaket kodlarına mesafeli bir karakter vardır. Fakat Recep İvedik’i yalnızca “kaba adam” olarak okumak, karakterin toplumsal karşılığını anlamamızı engeller. Çünkü Recep İvedik aslında tek başına bir karakter değil; Türkiye’de var olan bazı kültürel gerilimlerin görünür hale gelmiş biçimidir...
  • BU ÇİLEYİ HAK ETMİYORUZ!

    28 Eylül 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Karadeniz Ereğli’nin artık yalnızca bir trafik sorunu değil, bir “trafik sorunsalı” var. Çünkü mesele birkaç kavşaktaki yoğunluk, yanlış parklar ya da bozulan yollardan ibaret değil. Sorun yapısal hale geliyor ve bana göre burada üç temel eksiklik öne çıkıyor: İrade, teori ve pratik. Asfalt sermek, dubalar koymak, bazı yolları kapatmak, yön değiştirmek ya da yasaklar getirmek zaman zaman gerekli olabilir. Ancak bunlar tek başına trafik politikası değildir. Bunlar olsa olsa günü kurtaran palyatif müdahalelerdir. Kdz. Ereğli Bele...
  • TAHSİN ÖZYAMAK AHİLİK KÜLTÜRÜNÜ YAZIYOR

    25 Eylül 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    2. BÖLÜM Üretici, çalışan, müşteri, tedarikçi, vatandaş, kamu çalışanı, sivil toplum gönüllüsü… İş dünyası, kamu yönetimi ve sivil toplum insanı nasıl görüyor? Bir rakam, bir maliyet kalemi, bir işlem olarak mı? Yoksa emeği, hakkı, sorumluluğu ve beklentileri olan bir insan olarak mı? Ahiliğin bize bugün soracağı sorulardan biri belki de tam olarak budur. İlk bölümde Ahiliğin yalnızca bir esnaf teşkilatı olmadığını ele aldık. Onun; emek, dürüstlük, adalet, güven, dayanışma ve toplumsal sorumluluk üzerine kurulu bir hayat anlayışı o...