logo

DİKKAT! SEMT PAZARI CAN PAZARI OLMASIN!

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
DİKKAT! SEMT PAZARI CAN PAZARI OLMASIN!

Aman dikkat!

Pazara alışverişe gideceğim derken, sağlığınız verip, virüsünüzü kapıp gelmeyin.

Bilindiği gibi Kdz. Ereğli’de pazaryeri, yoğunluklu olarak çarşı yerine cumartesi pazar alanına kaydırıldı.

O alanın bilenler bilir; Erdemir Bağlık kapıdan itibaren uzun ve geniş koridor; önce manavlar, ardından kahvaltıcılar, oyuncakçılar, küçük ev malzemeleri ve tekstil ürünleri diye devam eder. Koridordan ayrı olarak da köylü pazarı yer alır.

Ben ve eşim genellikle Cumartesi günleri pazara gider, illa ki sadakatle tanıdık pazarcılardan alışverişimiz yapar döner-dik.

Ta ki KOVİD-19 Salgın pandemi salgınına kadar…

Tabi ki ara verdik ve 11 mayıs Pazartesi günü pazarın açılması ile hem alışveriş hem de gözlem (Yukarıdaki kareleri orada çektim) amacı ile pazara giriş yaptık.

Adet olduğu üzere önce köylü pazarı…

Burada asayiş berkemal; Yoğunluk yok. Maskeler takılmış, mesafeler alınış, alıcı ve satıcı kollarını uzatarak ürün alıyor, para ödüyorlar. Arada bir yalnız kalınca kaçamak yapıp maskeyi çene altına indirenleri ise görmüyoruz bile!..

Ancak bahsettiğim koridorda yer alan ve karşılı konuşlanmaktan dolayı iyice daralan manavlar tarafı çok kalabalık ve önlemlere dikkat etmeyenler fazlaca var.

Bakın; aynı müşteri manav bölümünde pervasız, köylü pazarı bölümünde dikkatli. Vallahi çok ilginç!..

Bunun sosyolojik olarak açıklaması mutlaka vardır. Hani insanoğlu yaşadığı yere çabucak uyum sağlar, yetiştiği çevrenin ürünü haline gelir ya; işte öyle bir şey. Şahsen ben irkildim ve eşime “hemen buradan çıkalım” uyarısı yaptım.

Pazardan dönünce de sosyal sayfamda aynen şu notu paylaştım:

“Bence yasaklamak ve ceza yetmiyor. Bir süre sonra “neden” ve “nasıl”ları da taraflara inandırarak açıklamak gerekiyor. Örneğin Pazardaki bazı satıcılar hala (üstelik maskesiz) haykırarak/bağırarak(güya farkındalık sağlıyor) ürününü tanıtmaya çalışıyor. Nasıl olur da bunun ağzından damlacık çıkmaz… ürüne veya insanlara bulaşmaz. Pazarcılara önce bir toplantıda neden bağırmaması, el kol hareketi yapmaması gerektiği anlatılmalı. Yine de yapıyor mu : Anında ruhsatı iptal edilmeli. Yoksa zabıtanın maske ve dezenfektan dağıtması ile bu işler düzelmez. … Ha bunun bir de alıcı tarafı da var ki; sorma gitsin. Bir şeylerin değiştiğinin farkında değiller. Hala ürünler seçiliyor, hala sosyal mesafe korunmuyor. Maske ise kimileri için sembolik bir aksesuardan öte gitmiyor; var mı var!…Birileri bulaşın çeneden olmayacağını, ağızdan-burundan olacağını her akşam söylese de laf dinlemeyen ne yazık ki çok. Pazar konusunda üzgün ve kızgınım..”

Evet aynı fikirdeyim; Yöneticilerin pazarı serbest kılması yetmiyor, “bağırma kardeşim… maskeni tak ey müşteri…” de desin!

Bu aşamada teorik planlama yetmez. Sahada sorumluluk bilinci ile yetkilendirilmiş görevlilerin birbirlerini etkili ve kademeli kontrolü şart.  

Evde, işte, okulda, bürokraside, siyasette, stk’larda hatta çekmecemizde, dolabımızda bile… Nihayet her yerde ne kadar yanlış varsa KONTROLSÜZLÜKTEN ileri gelir.

Matematikte bir problem çözülünce sağlamasını yapardık değil mi?

Hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürüdürmek istiyorsak 2. Dalgaya yakalanmak istemiyorsak kontrolü elden bırakmayalım. Alınan kararların kağıt üzerinde kalmaması için sağlamasını yapalım.

Pazarı açtık, oldu bitti yok. Plajı açtık her şey tamam yok. AVM’ler serbest hurra alışverişe yok. Yok efendim böyle olmamalı!…

Peki ne yapılabilir :

Aslında yukarıda yazdım:

Toplam Kalite Yönetimi Felsefesinin en önemli ilkesini uygulayalım yeter.: EĞİTİM

YAZDIĞINI YAP, YAPTIĞINI YAZ.

“Bağırarak satış yapılmayacaktır” sembolünde; “yazılan kuralları uygula, uygulayacağın kuralları yaz.”

Bu iş için belediye, kaymakamlık, pazarcılar odası toplantı yapmalı ve güncellenen kararları taraflara (halka ve satıcılara) duyurmalı.( Hatta pazarcılara “artık bağırmayacağım” taahhüdü tebellüğ edilmeli.)

Sonra alınan kararlara uyulup uyulmadığı kontrol edilip, uymayan uyarılmalı, olmadı cezalandırılmalı.

Nihayet, satıcı ve alıcılardan kurallara uyanları tenzih edip teşekkür edelim ve diyelim ki ; “Aman dikkat! Üç kuruş ekmek parası için ticaretlerini yapan pazarcı dostlarımız ve halkımız, pazara giderken, eldeki sağlıktan olmasın.”  

Can pazarı yaşamayalım.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİMİZ / POSBIYIKLAR…

    27 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİSİ / POSBIYIKLAR... Kent gündemi hızla değişiyor. Seçimler yapılıyor, yeni yönetimler göreve geliyor, toplantılar düzenleniyor, açıklamalar birbirini izliyor. Biz de haberleştiriyor, kamuoyuna aktarıyoruz. Ancak gazetecilik sorumluluğumuz, açıklamaları yayımlamakla bitmiyor. Söylenenlerin, verilen sözlerin ve kent adına yönelttiğimiz soruların takipçisi olmak da gerekiyor. Bugün birbirinden farklı görünen üç konuya bu gözle bakalım. TSO’DA BALAYINDAN SONRA… Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Od...
  • ENDOPLAZMİK RETİKULUM!

    23 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hücrelerimizin İçinde Bir Psikolog Olsaydı… İnsan, hayatı boyunca bir şeyler üretir: Düşünceler, duygular, kararlar, ilişkiler… Bazen umut üretir, bazen kaygı; bazen çözüm bulur, bazen de aynı sorunu farklı insanlarla yeniden yaşar. Üstelik bütün bunları yaparken kendi davranışlarının nasıl ortaya çıktığını çoğu zaman fark etmez. Oysa bedenimizin en küçük fabrikası olan hücreler bile üretimin nasıl bir iş birliği gerektirdiğini bilir. Peki, insanın iç dünyası bir fabrika olsaydı, kim üretir, kim kontrol eder, kim dengeyi sağlar, kim de ...
  • ZAMANA BIRAKMAK

    16 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Her şeyin bir vakti olabilir, bununla birlikte bilmenizi isterim ki birçok şey kendiliğinden çözülmez. Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyi hemen çözmek zorunda olduğunu düşünmesidir. Bir ilişkinin geleceğini bugün bilmek, bir kaybın acısını yarın unutmak, bir kararın doğruluğundan hemen emin olmak, kırılan bir kalbi birkaç güzel cümleyle onarmak isteriz. Beklemeye tahammülümüz azaldı. Belirsizlik karşısında sabrımızı, sonuç alamadığımızda umudumuzu kaybediyoruz. Oysa hayat, aceleye getirdiğimiz kararlarla değil, za...
  • TANZİMAT DÖNEMİNDE EREĞLİ KÖMÜRLERİ-1

    13 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kömür madeni Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud’un padişahlığı zamanında, Ereğli’de Uzun Mehmet tarafından 1829 yılında bulunmasına karşın işletmeye Padişah Abdülmecid zamanında başlanmıştır. Kömür ocaklarının açılması ve imparatorluğun bu madenden faydalanması ancak 1841 yılında olabilmiştir. Ereğli kömür ocakları 5 Kasım 1842-30 Kasım 1845 tarihleri arasında ilk defa yerli girişimci ve sermaye ile aralarında bir grup Galata sarrafının girişimleri ile Kömür Kumpanyası adı altında birleşmiştir. Ereğli kömür ocakları bu kumpanya tarafında...