logo

DR.TUGAY YAZGAN AİLELERE VE ÇOCUKLARA SESLENDİ

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
DR.TUGAY YAZGAN AİLELERE VE ÇOCUKLARA SESLENDİ

Anne/Baba Olunca Anlarsın!

Bir Cümlenin İçine Gizlenen Sessiz Baskı

Toplumda bazı cümleler vardır; ilk duyulduğunda öğüt gibi gelir, ama biraz durup düşündüğümüzde içinde yargı, bastırma ve görünmez bir üstünlük taşıdığı fark edilir. “Anne olunca anlarsın.”, “Baba olunca anlarsın.” da bu cümlelerden biri…
Elbette niyet kötü değil, hatta çoğu ebeveyn bunu deneyim aktarımı olarak söyler. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında bu söz, yalnızca bir hayat tecrübesi paylaşımı değil; aynı zamanda duygusal hiyerarşi kuran bir ifade olarak karşımıza çıkar.
Gelin görün ki bu cümle, fark edilmeden şunu söyler:
“Şu an seni tam anlamıyla anlayacak olgunlukta görmüyorum.” Bu mesaj çoğu zaman karşı tarafın yaşadığı duyguyu küçültür.

Deneyim mi, Üstünlük mü?

Ebeveyn olmak gerçekten insanın hayatını değiştiren bir deneyimdir. Uykusuzluk, kaygı, sorumluluk, fedakarlık, korku, sevgi… Bunların yoğunluğu tarif edilmekte zorlanabilir. Ancak bir deneyimin yoğun olması, onu “tek geçerli hakikat” haline getirmez.
“Anne/baba olunca anlarsın” cümlesi çoğu zaman empati kurmak yerine empatiyi askıya alır.
Karşıdaki kişinin mevcut duygusunu anlamaya çalışmak yerine, gelecekte yaşayacağı varsayımsal bir role gönderme yapar.
Örneğin bir çocuk “Beni hiç anlamıyorsun.” der; cevap
“Anne olunca anlarsın.” cevabı gelir.
Burada çocuğun duygusu duyulmaz. Onun yerine gelecekteki ebeveyn rolü merkeze alınır. Böylece iletişim, “şu an ne hissediyorsun?” sorusundan uzaklaşır; “ileride benim gibi olacaksın” noktasına kayar.
Bu da ilişkinin duygusal eşitliğini bozar.

Travmatik Çocukluklar İçin Bu Cümle Neden Daha Ağırdır?

Bu söz özellikle sevgiyi koşullu yaşamış bireylerde daha derin yaralar bırakabilir.
Çünkü bazı insanlar için annelik ya da babalık; güven, şefkat ve aidiyet değil, eksiklik ve kırgınlık çağrıştırır. Çocukken yeterince sevilmediğini hisseden bir birey, “Anne olunca anlarsın” cümlesini bazen şöyle duyar:
“Benim yaptıklarımı ancak bana benzediğinde haklı bulacaksın.”
Bu durum psikolojide “Kuşaklararası Aktarım” dediğimiz bir döngüyü güçlendirebilir. Yani kişi çocukken anlaşılmamış hisseder, sonra büyüdüğünde aynı dili kendi ilişkilerinde kullanmaya başlayabilir.
En çarpıcı taraf ise şudur:
Bazı insanlar gerçekten anne/baba olduklarında annelerini daha iyi anlamaz; tam tersine, çocukluk yaralarını daha net görmeye başlar.
Çünkü kendi çocuğuna sarılırken şu soruyla karşılaşırlar:
“Ben bu sevgiyi verebiliyorsam, bana neden verilmedi?”
İşte tam da bu yüzden “Anne olunca anlarsın” cümlesi herkes için aynı anlamı taşımaz.

Sevgi Her Zaman Bilgelik Üretmez

Toplumda ebeveynlik çoğu zaman otomatik bir kutsallık alanına yerleştirilir. Oysa bir insanın anne ya da baba olması, onun psikolojik olarak olgun, empatik veya sağlıklı iletişim kurabilen biri olduğu anlamına gelmez.
Bir çocuk dünyaya getirmek biyolojik bir süreçtir ama güven veren bir ebeveyn olabilmek duygusal bir emektir.
Bu ayrımı yapamadığımızda ebeveynlik eleştirilemez hale gelir ve eleştirilemeyen her alan, zamanla duygusal baskı üretmeye başlar.
“Ben annenim.”
“Ben babanım.”
“Sen anlamazsın.”
Bu cümleler bazen sevginin değil, otoritenin dili olur.

Çocukların Anlaşılmaya İhtiyacı Var, Geleceğe Ertelenmeye Değil

Psikolojik olarak sağlıklı ilişkilerde duygu, geleceğe ertelenmez. Bir çocuğun ya da yetişkinin yaşadığı acı, “ileride anlarsın” denilerek askıya alınmaz.
Çünkü insan bazen gerçekten anlaşılmak ister; eğitilmek değil.
Belki de bu yüzden daha sağlıklı bir cümle şuna benzerdi: “Şu an seni anlamaya çalışıyorum.”
Bu ifade hem ebeveynin deneyimini küçültmez hem de karşı tarafın duygusunu yok saymaz.

Her Nesil Birbirini Anlamak Zorunda

“Anne/baba olunca anlarsın” sözü kuşaklar arasında yıllardır dolaşan bir cümle.
Ama artık insanlar yalnızca itaat etmek değil, anlaşılmak istiyor.
Yalnızca ebeveynlerin fedakarlıkları değil, çocukların duygusal ihtiyaçları da görünür olmak istiyor.
Çünkü bazen büyümek; anne babayı haklı bulmak değil, onların da eksik ve yaralı insanlar olduğunu fark etmektir. Bazen insan gerçekten anne/baba olunca şunu anlar:

Sevgi, korkuyla değil anlaşılmayla büyür.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KDZ EREĞLİSİ ŞEHİR MERKEZİNDE TESCİLLİ KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ

    12 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Avrupa Konseyi Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma envanteri ve Türkiye Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından tescillenerek koruma altına alınmış kültür varlıklarımız, Ereğli’mizin önemli zenginlikleri olarak gelecek kuşaklara aktarılmayı hak etmektedirler. Kdz Ereğli Tarih, Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği’nin yazdığı Akheron Vadisi Projesi ve geçmiş dönem Zonguldak Milletvekilimiz Boray Baycık’ın, Turizm Bakanlığı nezdinde başvuru ve girişimleri sonucu 2000-2002 yıllarında yapılan kamulaştırma, temizlik, bakım ve aydınl...
  • MUTLU BİR ŞEHİR

    12 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Charles Dickens’ın ‘’İki Şehrin Hikayesi’’ roman girişi şu cümlelerle başlar; ‘’Zamanların hem en iyisi hem de en kötüsüydü; bilgeliğin ve aptallığın çağıydı. Hem inanç hem de kuşku devriydi. Işığın da asrıydı karanlığın da. Hem umut baharıydı hem de umutsuzluk kışı. Her şeye sahiptik hiçbir şeyimiz yoktu.’’ Yaşam hakkında bugünün dünyasına dair, 167 yıl öncesinden verilen gizli mesaj, bana nasıl döndü dersiniz. Dickens edebiyatının etkili giriş cümlesinden yola çıkarak, Dünyanın en yaşanabilir şehirlerini araştırdım. Neticede rotamı Da...
  • SESSİZ SALGIN: SOSYAL İZOLASYONUN GÖRÜNMEYEN YIKIMI

    08 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Dünya Sağlık Örgütü’nün sosyal izolasyonu ciddi sağlık riskleri arasında değerlendirmesi, aslında modern insanın uzun zamandır sessizce yaşadığı bir gerçeği görünür hale getirdi. Çünkü bugün insanlar hiç olmadığı kadar “bağlantıda”, ama bir o kadar da yalnız. Kalabalıkların içinde büyüyen bu yalnızlık hali, artık sadece duygusal bir mesele değil; psikolojik ve fiziksel sağlığı tehdit eden küresel bir risk olarak karşımızda duruyor. İnsan zihni ilişkiyle gelişir. Güvende hissetmek, anlaşılmak, bir yere ait olmak; ruh sağlığının temel ihtiyaç...
  • CANVER YAZDI: KSENEPHON VE ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ

    25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Ksenephon ( d. MÖ 431-ö. MÖ 350’den kısa bir süre önce ), Attika’lı bir Yunan tarihçisi olup Anabasis ( Onbinlerin Dönüşü ) adlı yapıtıyla tanınır. Anlatım biçiminden dolayı Antik Çağ’da çok tutulan bu eser, Latin edebiyatı üzerinde de büyük bir etki bırakmıştır. Varlıklı bir Atinalı aileden gelen Ksenephon, Atina ve Sparta arasındaki Peleponnessos Savaşı ( MÖ 431-404 )’nın karışık ortamında yetişmiştir. Sokrates’in yanında öğrenim gördü. Dolayısıyla aşırı demokratik yönetime karşı eleştirel bir tutum takındı. MÖ 401’de Atina’da demokrasini...