DANIŞTAY BAŞKANI YİĞİT ALAPLI VE EREĞLİ’DE
ÖZÖLÇER: “ERİŞİLEBİLİRLİK TEMEL DEĞERLERİMİZDENDİR”
BEUN, 4 ALANDA TÜRKİYE’NİN SEÇKİN ÜNİVERSİTELERİ ARASINDA
“BAĞ-KUR BORCU ÇİFTÇİNİN KREDİYE ERİŞİMİNİ KİLİTLEDİ”
İSTİFACI 8 CHP’Lİ MECLİS ÜYESİNDEN 6’SI GERİ DÖNDÜ
BAŞKAN DEMİR’DEN GENÇ GİRİŞİMCİLERE VE KOBİ’LERE MÜJDE!
Zamanın Ritmini Kaybettiğimiz Bir Çağın Anatomisi:
Eskiden yıl biterken toplumun ortak bir duası vardı: “Bitsin artık şu yıl da yenisi gelsin; kötülükler geride kalsın.” Takvimin son sayfası, bir umut alanıydı. Yeni yıl; beyaz sayfa, yeni başlangıç, ferahlık demekti. Aynı cümleleri tekrar tekrar duyardık: “Bu yıl bizi çok yordu… İnşallah yenisi daha güzel gelir.”
Farkındaysan artık kimse bunu söylemiyor.
Çünkü yorulmak için bir “Yıl”a bile ihtiyaç kalmadı.
Bugünün insanı için kötülükler yıl yıl değil, gün gün, hatta saat saat akıyor. Eskiden bir an önce geçsin diye beklediğimiz şey “Zaman”dı… Şimdi ise zamanın kendisi üzerine çöküyor. Kimse “Yeni yıl gelsin de rahatlarsak” diyemiyor; çünkü biliyoruz ki yarının bugünle pek bir farkı olmayacak. Umut artık takvim yapraklarında değil; insanın içinden dışarı kaçmış, sahiplerini arıyor.
Aslında toplumun ruh hali sessizce şunu fısıldıyor:
“Durdurun dünyayı… Nefes alabileceğimiz bir yer olmalı.”
Modern Yorgunluk: Süreklilik Hissi
Eskiden sorunlar dalga dalga gelirdi; şimdi tsunami gibi. Haber akışı durmuyor, felaket döngüsü bitmiyor, gündem insana nefes aldırmıyor. İnsanlık tarihte ilk kez, hiç durmayan bir stres kaynağı ile yaşıyor.
Bu yüzden yeni yılın bir anlamı kalmadı.
“Umudun takvimi” bozuldu.
Artık insanlar tükenmişliklerini yıllara değil, doğrudan hayata yüklüyor.
Neden ‘Yeni Yıl’ Artık Bir Umut Değil?
Çünkü kötülükler artık 365 güne yayılmıyor; cebimize, ekranımıza, zihnimize saniyesi saniyesine akıyor.
Çünkü insanlar sadece yılın yorgunluğunu değil, varoluşun yorgunluğunu taşıyor.
Çünkü hepimiz fark ettik ki yeni yıl, sadece tarihin değiştiği bir sayıdan ibaret; yaşamın kendisi değişmiyor.
Çünkü insanlar artık “Beklemeyi” unuttu. Her şey anlık, haz anlık, öfke anlık, tükeniş anlık.
Takvim eskiden bir “Ritim”di. Şimdi ise sadece hatırlatıcı bir grafik.
Asıl Kayıp: Umut Disiplini
İnsan, umut etmeyi bile unutur mu?
Evet, unutuyor.
Eskiden umut bir alışkanlıktı. Bir yıl biterken toplu bir içsel tören yapılırdı: “Bu sene iyi olmadı ama yenisi gelir.” Bu aslında bir çeşit psikolojik onarım mekanizmasıydı. Toplumsal bir nefes alma biçimiydi.
Şimdi bu mekanizma çöktü.
İnsanlık uzun süren bir koşturmadan sonra artık şunu söylüyor:
“Ben artık yeni yıl falan istemiyorum… Sadece biraz durmak istiyorum.”
Dünyanın hızını kaldıramayan, kalbi kendi ritmini kaybetmiş bir insanlık var karşımızda.
Durdurun Dünyayı: İnecek Var… Ama Nereye?
Bu cümlenin ağırlığı tam da burada:
İnecek bir yer yok.
Dünya döndükçe insanlar savruluyor, ama durduklarında nereye tutunacaklarını bilmiyorlar. Modern insanın en derin yalnızlığı bu: Kaçmak istiyor ama kaçabileceği bir yer yok.
Belki de bu yüzden kimse yeni yıldan bir şey beklemiyor; çünkü beklentiyi karşılayacak bir “Dış dünya” kalmadı.
Peki Çözüm?
Dünyayı durduramayız.
Ama kendi iç dünyamızın hızını ayarlayabiliriz.
Belki de esas ihtiyaç:
Zihni yavaşlatmak,
Tüketim hızını düşürmek,
Haber akışını kesmek,
Ruhun ritmini yeniden kurmak,
İçsel takvimimizi yeniden tasarlamak…
Yeni yıl bunu yapmayacak.
Takvim değiştirmek insanı değiştirmez.
Ama insan isterse kendi takvimini yeniden yaratabilir.
Son Söz
Modern insan artık yılın bitmesini beklemiyor; hayatın yükünün biraz hafiflemesini bekliyor.
Ve içten içe şu cümleyi kuruyor:
“Durdurun dünyayı, ben biraz inmek istiyorum… Sonra belki geri binerim. Ama şu an bir nefes almaya ihtiyacım var.”
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
15 Ocak 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
15 Ocak 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
05 Ocak 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
30 Aralık 2025 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler