logo

‘AŞKIM EREĞLİ’ SLOGANI YETMEZ, KİMLİK DE GEREKİR

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
‘AŞKIM EREĞLİ’ SLOGANI YETMEZ, KİMLİK DE GEREKİR

Karadeniz Ereğli sahilinde yer alan “Aşkım Ereğli” temalı pano, kente gelenlerin objektifine ilk takılan, yerel hafızaya en hızlı dokunan simgelerden biri.

Şüphesiz Başkan Posbıyık slogan siyasetini seviyor ve kulağa hoş gelen üretimlerini her yerde söylemek/görmek istiyor: Güneşin Sarısı, Denizin Mavisi, Ormanın Yeşili tekerlemesi… Aşkım EreğliSevgi, Barış, Dostluk selamlaması bunlardan sadece birkaçı… Bu soyut vurgular dünyanın her tarafında her kent için, sosyal yapı için kıymetlidir, buna şüphe yok.

Ancak ateş düştüğü yeri yakıyor; Mesele Karadeniz Ereğli olunca, bu sembolün kentin hikâyesini anlatmakta eksik kaldığını söylemek gerekiyor.

Çünkü Ereğli, Uzun Mehmet’in bulduğu taşkömürüyle, Coğrafi İşaretli Osmanlı çileğiyle, çeliğin sanayileştirme gücüyle ve mitolojik Herakles’in mirasıyla anılan çok katmanlı bir kent. Hatta çınarları, Gazi Alemdar Gemisi, elpek bezi, kaleleri ile…

Bugünkü pano, tüm zamanların evrensel duygusunu yani ‘AŞK’ı anlatıyor; fakat yerel kimliğe-altta kaybolan yazı hariç- hiç vurgu yok! Hatta aynı yazının altına “Ah a benim söm söm yârim” yazsak bile biraz yerelleşirdi!

Turizm çağında şehirler artık yalnızca güzel görünmekle yetinmiyor; kendini anlatabilen kentler öne çıkıyor. Ereğli’nin elinde ise birçok güçlü marka unsurları var.

Sahilin en görünür noktasındaki bir tanıtım panosunun bu unsurları dışarıda bırakması, Ereğli’nin turizm dili açısından kaçırılmış bir fırsat olarak değerlendiriyorum.

İşin en güzel tarafı şu: Yeni bir hikâye icat etmeye hiç gerek yok. Çilek zaten form olarak kalbi andırıyor. Yani Posbıyık’ın mevcut “aşk” teması ile yerel değerler arasında doğal bir köprü kurmak mümkün. Buna; Herakles’in güç ve kahramanlık vurgusu, taşkömürün enerjisi ile şekillenen çeliğin sağlamlık ve gelişmişlik, sanayi mesajı eklendiğinde ortaya yalnızca estetik değil, anlam yüklü bir kent vitrini çıkacaktır. Kahraman Alemdar ise bu tabloda yer almak, tüm azameti ile gurur ve onurla mevcut yerinde olmak isteyecektir. 

Bugün sahile gelen birçok ziyaretçi AŞKIM EREĞLİ yazan o panonun önünde fotoğraf çektiriyor. Yani orası aslında Ereğli’nin: açık hava kartviziti, sosyal medya vitrini ve turizm davetiyesi…

Sevimli bir hali olduğunu kabul ediyorum ama tekâmül gerekiyor. Burada kentle ilgili bir merak uyanmıyor, soru sordurmuyor, organik bağlantı kurulamıyor.

Hal böyleyken, bu alanın Ereğli’nin özet marka değerlerini birlikte anlatan bir kompozisyona dönüştürülmesi, kentimizin tanıtımına önemli bir katma değer sağlayacaktır.

Yani Ereğli’nin büyük imzaları aynı sahnede buluşturulmalı.

Sahil bandındaki “Aşkım Ereğli” panosu; yalnızca duyguyu değil, bu kentin, hikayesini ve karakterini de anlatan bir yapıya kavuştuğunda; inanıyorum ki Ereğli kendi hikâyesini daha gür sesle anlatacaktır, daha farkındalık yaratacaktır, daha kazançlı çıkacaktır.

Ben gördüğünüz gibi naçizane acemice bir taslak çalışma yaptırdım (tarih, sevgi ve sanayi’yi betimledim) ve sihirli dokunuşlarla geliştirilebileceğini düşünüyorum.

Hep söylerim: Turizm Kazandırır.

Hem sonra; “aşkı, sevgiyi, barışı, dostluğu” samimiyette aramak gerekiyor, sloganlarda, panolarda değil. Allah vergisi güzelim coğrafyamızda “samimiyet” en önemli ihtiyacımız aslında!

Yaklaşan TOBB/TSO Organ seçimlerini, bayramdan sonra değerlendirmek üzere, en samimi duygularımla tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Ereğli Çileği tadında kutlarım.

  • Önemli Not: Samimiyet demişken; tam iki yıl önce yazdığım  “BAŞKAN POSBIYIK’A ‘COŞAR’ ÖNERİMDİR”( https://haberhayat.net/baskan-posbiyika-cosar-onerimdir/) başlıklı yazımdan yola çıkılarak önerimin Subaşı’ndaki belediye serasında “aynen” uygulanmasına nasıl sevindim bilemezsiniz. Ah bir de beni davet (evet evet davet) edip bir kare fotoğraf çekmemi sağlasalardı ne iyi olurdu!

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • CANVER YAZDI: KSENEPHON VE ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ

    25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Ksenephon ( d. MÖ 431-ö. MÖ 350’den kısa bir süre önce ), Attika’lı bir Yunan tarihçisi olup Anabasis ( Onbinlerin Dönüşü ) adlı yapıtıyla tanınır. Anlatım biçiminden dolayı Antik Çağ’da çok tutulan bu eser, Latin edebiyatı üzerinde de büyük bir etki bırakmıştır. Varlıklı bir Atinalı aileden gelen Ksenephon, Atina ve Sparta arasındaki Peleponnessos Savaşı ( MÖ 431-404 )’nın karışık ortamında yetişmiştir. Sokrates’in yanında öğrenim gördü. Dolayısıyla aşırı demokratik yönetime karşı eleştirel bir tutum takındı. MÖ 401’de Atina’da demokrasini...
  • ÖZYAMAK YAZDI: GÜVENLİ DAVRANIŞ VE RUHSAL SAĞLIK

    25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    GÜVENLİĞİN GÖRÜNMEZ KAHRAMANI: GÜVENLİ DAVRANIŞ VE RUHSAL SAĞLIK Yazı dizimizi, iş sağlığı ve güvenliğinin en hayati halkasıyla bitiriyoruz: Psikososyal Risk Yönetimi. Bu alan çoğu zaman ihmal edilir ancak kazaları önlemede en etkili yöntemdir. ISO 45001 fiziksel güvenliğin çerçevesini çizerken, ISO 45003 bu yapıyı çalışan ruhu ve refahıyla tamamlar. Zihin Yorulunca Beden Hata Yapar Geleneksel İSG sadece baret ve eldivene bakar. Ancak veriler daha derin bir tablo sunuyor: Genç Çalışanlar (18-25 Yaş):  İş kazalarının...
  • GERGİNLİK BİLE YORULDU MEMLEKETTE!

    24 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir ülke düşünün… İnsanları sabah alarm sesiyle değil, bildirim sesiyle uyanıyor. Döviz artmış mı, biri gözaltına mı alınmış, yeni zam mı gelmiş, sosyal medyada bugün kimler linç edilmiş… Gün daha başlamadan -gece boyunca tetikte olan- zihnimiz mesaiye böyle başlıyor. Aslında uyku, beynin kapandığı değil; tam tersine en yoğun bakımı yaptığı zamandır. İnsan uyurken beden dinleniyor gibi görünür ama beyin arka planda oldukça aktif çalışır. Hafıza düzenlenir, duygusal işleme devam eder, beyinsel temizlik sistemi -glimfatik sistem- daha ak...
  • LOKOMOTİF Mİ, VAGON MUSUN? ASLINDA BÜTÜN MESELE BU!

    19 Mayıs 2026 Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanlar yaşamda çoğu zaman iki role savrulur: Vagon ya da lokomotif. Birileri tarafından çekilen mi olacaksın, yoksa kendi yönünü belirleyen mi? Vagon olan insan, çoğu zaman hayatını dış etkenlerin belirlemesine izin verir. Ailesinin korkuları, toplumun beklentileri, partnerinin kararları, geçmiş travmaları ya da “Elalem ne der” düşüncesi onun raylarını döşer. Hareket eder ama kendi iradesinin gücüyle değil; bağlandığı lokomotifin yönüyle ilerler. Lokomotif olan insan ise kolay bir hayat yaşamaz. Çünkü yön vermek ağırdır. Karar almak, s...