logo

GÖNÜLLÜ YAZDI: BELEDİYE- ERDEMİR POLEMİĞİ VE e-SEMPOZYUM

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
GÖNÜLLÜ YAZDI: BELEDİYE- ERDEMİR POLEMİĞİ VE e-SEMPOZYUM

Kdz. Ereğli son Haziran ayının ikinci yarısına hareketli başladı.

Belediye Başkanı Halil Posbıyık, Erdemir konulu basın toplantısında kimine göre Erdemir’i masaya davet etti. Kimine göre  kilitli çekmeceyi açıp masaya da yumruğunu vurdu, bize (Haber Hayat)göre ise Erdemir ara kademe yöneticilerini (ilişkileri bozan ve belediyenin hak gasbına neden olan suçlular olarak) işaret etti.

Detaylar sayfalarımızda var, tekrar etmeyeceğim ama  Posbıyık’ın; Erdemir’le ilgili “çevre ve imar kirliliği yarattığı/ihlal ettiği/belediyenin yerlerini haksızlıkla ele geçirdiği ve ayrıca emlak- elektrik havagazı tüketim vergisini ödemekten kaçındığı” gibi ciddi iddiaları vardı. Söylenenleri aynen yayınladık şimdi de kısaca soru-yorum halinde yeniden değerlendirme yapacağız.

Öncelikle toplantıda yönelttiğim soruları tekrarlamak istiyorum: 1- Bu alanlar(Cumartesi pazarı sınırlarının Erdemir tarafında kalan ve Gülüç Köprüsü karşısındaki büyük alan) belediyenin ise, neden şimdiye kadar sahip çıkılmamış? 2- Ara/alt kademeden yakınıyorsunuz ama en üst kademe ile bir buluşturucu aracılığı ile İstanbul’da bir ara gelinmiş, yine de çözülememiş?

Başkan, ilk soruma geçmiş dönem yönetimini suçlayarak cevapladı. 2. soruma ise yemekte tüm detayların konuşulmadığı sadece genel ifadeler kullanıldığını ancak iki aydır bir gelişme kaydedilmediği için hukuksal mücadeleye başlanıldığını ifade etmekle yetindi. Ayrıca Anadolu Ajansından Mustafa Kemel Bektaş’In” belediyede para yok ama para da istemiyorum diyorsunuz, bu iş nereye varacak?” mealindeki harika sorusuna da hukuksal mücadeleyi tekrarlayarak yanıtladı.

Ben zaman zaman dile getirdiğim görüşlerimi tekrar etmek istiyorum: Ereğli’nin sözü edilen bu alanlara, belediyenin bu gelirlere ihtiyacı var. Erdemir bu alanları derhal belediyeye vermeli, çalışanlarının çoğunluğunu oluşturduğu Kdz. Ereğli halkına hizmet etmekle görevli belediyeye ilgili vergileri ödemeli. Yapmıyorsa gerekçesini açıklamalı. Dahası, sosyal sorumluluğu kapsamında fazlasını da yapmalı. Fakülte, köprü, kültür merkezi yapmalı, stadı açıp üstüne bir de sosyal/kültürel etkinlikler düzenlemeli. Unutmayalım ki; Veren el alan elden üstündür. Ticari bir kuruluşa duygusal ifadeler kullanmak doğru değil ama sürdürülebilir büyüklüğe  de bu yakışır.

Öte yandan; Ereğli’ye öğrenci gelsin, akademiysen gelsin diye yırtınırken, büyük sermayeyi de (kasabayı kent yapan  Oyak/Erdemir’i de) küstürerek kaybetmemeli. Sonuçları çok daha dramatik olur. Kamu eli ile yatırımı yapılan gelişen, serpilen, büyüyen Erdemir özelleştirilmesin diye hepimiz çırpınmışken, Oyak aldı- yerli de kaldı sevinmişken, İrfan Erdem‘in çağrısı ile diyalog yoluna girilmişken, Posbıyık beyaz sayfa açmışken, Çorumluoğlu gibi başarılı bir devlet yetkilimiz varken;  gelin bu güzel süreci ziyan etmeyelim, evdeki bulgurdan da olmayalım. Eğer şehrin en büyük ekonomik gücünün yetkilileri(temsilcisi demiyorum) ile şehrin seçilmiş en emini bir araya gelemiyorsa  asıl sorunun ta kendisi budur. Olmaz böyle şey! Bir araya gelinmeli, görüşmeler formel tutanakla kaydedilmeli ve gerçekler kamuoyu ile paylaşılmalı. Sayın taraflar lütfen yani…  

SON DAKİKA 1: Makale yazıldığında Ereğli heyetinin Sanayi Bakanı Varank’la görüştüğü haberi geldi ve bize “işte budur!” dedirtti.

SON DAKİKA 2: Gazete baskıya gittiğinde Posbıyık, Varank toplantısının ardından Endüstri Bölgesine karşı mücadelesini başlatmamıştı.

EŞSİZ BİR SEMPOZYUM OLDU; KUTLUYORUZ

Kdz. Ereğli’nin Fransız işgalinden kurtuluşunun 100. yıl dönümünde eşsiz bir etkinlikler dizisi gerçekleştirildi. 3 gün boyunca salonlarda ve farklı alanlarda planlanan sempozyum konuşmaları ve etkinlikler pandemi salgını nedeni ile e-sempoyum halinde gerçekleştirildi.. 3 gün boyunca 30’u aşkın konuşmacı harika sunumlar, konuşmalar yaptılar, tebliğler sundular.  Organizasyonun aksamadan sürdüğüne şahit olduk. Bilirim ki kolay değildir bu işler.  İnsanları, olayları ve teknolojik imkanları, bilgi becerileri bir araya getirmek ayrı bir maharet gerektirir. Bu organizasyonel beceri de  belediye başkanımız Halil Pasbıyık’ta Allah vergisi olarak var. Bu aşamada fikir babalığını Kemal Anadol‘un yaptığı helvada ustalığını gösterdi . Kutluyoruz…

Tabii ki yayında ve yapımda emeği geçenleri unutmamak gerek. Kültür ve sosyal işlerle ilgili danışmanlar, başkan yardımcıları ve personellere katkılarından dolayı Ereğli adına teşekkür ediyoruz. İnşallah sempozyum gelenekselleşecektir. Ve umarım önümüzdeki dönemlerde güncel ekonomik  ve siyasi kişi ve kurumsal aktörler de bu halkaya dahil edilir de tarihe boğulmayız!…

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...