logo

GÖNÜLLÜ YAZDI : SEKTÖREL TEŞVİK KONUSU

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
GÖNÜLLÜ YAZDI : SEKTÖREL TEŞVİK KONUSU

Türkiye’de “Emeğin Başkenti” olarak anılan Karaelmas
Diyarı Zonguldak, her anlamda gerçek bir büyük
şehirken gövdesinden Karabük ve Bartın illerini çıkarmış,
sadece nüfus ve coğrafi olarak değil ekonomik olarak
da zayıflamıştır.

İl olma potansiyelini her açıdan fazlası ile barındıran
gelişmiş Ereğli’yi ise haklı olarak bırakmak istememektedir.
Hal böyle iken Ereğli’nin ve son dönemde atağa
geçen Alaplı’nın gelişmesi Zonguldak’ın gelişmesidir.

Manşet haberimizde yer alan Sertan Yalçın’ın
“Demir çelik, Tersaneler ve Kömür sektörlerini” baz
alarak “Teşvik” talebini yinelediği sektörler sadece bölgenin
değil ülkenin de sanayi lokomotifidir. Cazibelerle
geliştirilmeleri elzemdir.

Zonguldak ve ilçeleri, en zorlu koşullarda iş yapılan
bölgedir. Metrelerce yerin altında kömürün karasının
temiz alınlarda siyah tere dönüştüğü, yüksek ısıda cevherin
eritilmesi ile elde edilen demire su verilerek en
sert çeliğe
ve kesilip bükülerek sanayi hammaddesine
dönüştürüldüğü, her tülü hava şartlarında gemi yapımında
kirin-pasın ve kaynak kıvılcımlarının
birbirine karıştığı
çile şehridir Zonguldak.

Görünen o ki; Ağır sanayi şehrinde, “ağır işçilik” ve
her türlü zor koşullarda krediyle bile işini çeviren “ağır
işverenlik” Zonguldak’ta fazlası ile vardır…
Bu ağırlığın
taşınmasına bir el atılmalı, yük finansal enstrümanlarla
hafifletilmelidir.

99 depreminden sonra teselli olarak il yapılan komşumuz
Düzce’nin 4.teşvik bölgesinde olması ve özel
teşvikler alması nedeniyle, Zonguldak il dışından gelebilecek
yatırımcılar için yatırım cazibesini yitirmiştir.

Başta “işsizlik ve göç” olmak üzere tüm işçi ve işveren
sırtındaki ağırlıkları hafifletmenin, ekonomik çarkları yeniden
döndürmenin önemli bir yolu da teşviktir. Devletin
ekonomik araçlarını elinde bulunduran hükumet, Zonguldak’ı
bu imkandan yoksun bırakmamalıdır.

Sektörel Teşvik talebi; siyaset dışı, hatta siyaset üstü
aklıselim bir konu olarak tüm kesimlerin açık ve net bir
talebidir. Zonguldak’lı yatırımcı için ve İl-ülke dışından
Zonguldak’a yatırım yapılması için, bir taşla birçok kuş
vurulması için bir cazibedir.

Nitekim son olarak Sertan Yalçın’ın hatırlattığı konuda
geçmişte ve güncelde görev yapan siyasiler ile ilgili
STK temsilcileri konuyu zaman zaman gündeme
taşımışlardı.

• İşte yakın geçmişteki kısa örnekler :

Yaşar Tetiker(Merhum) /Kdz. Ereğli TSO önceki
dönem Başkanı:
“Özel sektöre yol gösterici işlevi sağlayacak
teşvik ve düzenlemeler getirilerek yerin altında
atıl yatan servet yer üstünde milli servete dönüştürülmelidir.”

Arslan Keleş /Kdz. Ereğli TSO Başkanı : “Zonguldak
iline has sektörel teşvik yada teşvikte bulunduğumuz 1.bölgeden 4. bölge hatta 5. bölge teşvik olanaklarından yararlanmamız gerekiyor.”

Fatih Çakır /Ak Parti Kdz. Ereğli ilçe Başkanı :
“Zonguldak kamu yatırımları noktasında istihdama çok
fazla çözüm bulamadığımız, ayrıca özel sektör yatırımları
da komşularımız Bartın ve Düzce´nin bizden avantajlı
olmasının zorluğunu yaşıyoruz. Bu zorluğu defaatle
milletvekillerimiz aracılığıyla bakanlarımızın önüne koyduk.”

Ünal Demirtaş/CHP Zonguldak Milletvekili:
“Zonguldak Sanayicisi ve esnafının da, Zonguldak’ın Yatırım Teşvik
Derecesinin artırılması ve sektörel teşviklerin
hem derecesinin artırılması,
hem de kapsamının genişletilmesi konusunda
büyük beklentisi vardır.

KOVİD-19 salgınında ‘yeni normal’e dönmenin
beklentisi içinde sağlıklı ve rahat bir yaşam dilerim.

Paylaşın:
Etiketler: » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TANZİMAT DÖNEMİNDE EREĞLİ KÖMÜRLERİ-1

    13 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kömür madeni Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud’un padişahlığı zamanında, Ereğli’de Uzun Mehmet tarafından 1829 yılında bulunmasına karşın işletmeye Padişah Abdülmecid zamanında başlanmıştır. Kömür ocaklarının açılması ve imparatorluğun bu madenden faydalanması ancak 1841 yılında olabilmiştir. Ereğli kömür ocakları 5 Kasım 1842-30 Kasım 1845 tarihleri arasında ilk defa yerli girişimci ve sermaye ile aralarında bir grup Galata sarrafının girişimleri ile Kömür Kumpanyası adı altında birleşmiştir. Ereğli kömür ocakları bu kumpanya tarafında...
  • PLATON’UN MAĞARASI: GÖRDÜĞÜMÜZ ŞEY GERÇEK Mİ?

    10 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bazen insanın en büyük yanılgısı, gördüğü şeyin gerçek olduğuna inanmasıdır. Oysa görmek, her zaman bilmek değildir. Yaklaşık 2.400 yıl önce Platon, Devlet adlı eserinde bugün hala insan zihnini sarsan bir hikaye anlattı: Mağara Alegorisi. Bir grup insan düşünün: Doğduklarından beri bir mağaranın içinde zincire vurulmuşlar. Başlarını çeviremiyor, arkalarına bakamıyorlar. Önlerinde yalnızca mağaranın duvarı var. Arkalarında ise bir ateş ve ateşin önünden geçen insanların taşıdığı çeşitli nesneler... Mağaranın duvarına yansıyan gölgeleri ...
  • BALCI’YA FIRSAT, KELEŞ’E İHTAR, YAĞIZ’A DENGE…

    04 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Karadeniz Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin çok parçalı bir tablo ortaya çıkaracağı önceden belliydi. Arslan Keleş’in başını çektiği mevcut yönetimin listesine karşı Yüksel Balcı’nın listesi yarıştı. Hizmet meslek grubunda bağımsız hareket eden Kürşat Yağız’ın Balcı ile ittifak yapması, seçim öncesindeki dengeyi Balcı lehine değiştirdi. Bu birlikteliğin sandığa da yansıdığı kanaatindeyim. Aday ve proje tanıtım toplantıları, sonucun işaretlerini vermişti. Burada sadece Keleş’in 10 projesi ile Balcı’nın 23 projesi yarışmad...
  • RECEP İVEDİK BİZE NE ANLATIYOR?

    02 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Baskın kültürün aynasında Türkiye Bazı filmler yalnızca güldürmez. Topluma ayna tutar. Recep İvedik serisi de bunlardan biri. İlk bakışta karşımızda kaba, yüksek sesli, kuralları önemsemeyen, öfkesini kontrol etmekte zorlanan ve toplumsal nezaket kodlarına mesafeli bir karakter vardır. Fakat Recep İvedik’i yalnızca “kaba adam” olarak okumak, karakterin toplumsal karşılığını anlamamızı engeller. Çünkü Recep İvedik aslında tek başına bir karakter değil; Türkiye’de var olan bazı kültürel gerilimlerin görünür hale gelmiş biçimidir...