logo

HERAKLEİA PONTİKA’DA ŞEHİR YAŞAMI VE YÖNETİMİ-1

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
HERAKLEİA PONTİKA’DA ŞEHİR YAŞAMI VE YÖNETİMİ-1

Miletos ve Megaralılar tarafından kurulan Herakleia Pontika, ‘polis’ ( poleis ) denen bir kent devleti idi. Her polis gibi Herakleia kenti de surlarla çevtilmişti ve bugün Kaletepe denilen Zungurlu’da ‘akropolis’i yer alıyordu.

Surlarla çevrili Herakleia ‘polis’inin çevresinde ise Yunanca’da halk denen ‘demos’ bulunuyordu. Kent devletinin dışında kalan taşra bölgesi ya da köylere Herakleia Pontika ‘demos’u adı verilmekteydi. Demos terimi Latince’deki ‘pleb’ gibi, sıradan halkı belirtmek için de kullanılırdı. ‘Demos’lara zaman zaman Herakleia Pontika’nın yerel ve devlet yönetimlerinde de yer verilmiştir. Böylece 18 yaşını geçmiş bütün Herakleia erkekleri yerel demos’larına kaydolma yoluyla yurttaşlık statüsü ve hakları elde etmişlerdir.

Herakleia Pontika çevresindeki ‘demos’lar, kendi kolluk kuvvetleri, arazileri, kültleri ve memurları olan yerel birimler biçiminde örgütlenmişlerdi. Deos’a ilişkin tüm sorunlar bütün üyelerin katıldığı toplantılarda görüşülür ve mülkiyet kayıtları vergilendirme amacıyla düzenli bir biçimde tutulurdu. ‘Demos’lardaki bu meclislere ‘boule’ denilir ve bunların ‘bouletai’ denen üyeleri, her demosun nüfusuyla orantılı sayıda seçilirdi. Ortalama bir ‘demos’, ‘boule’de üç üyeyle temsil edilirdi ve bu sayı en büyük demos için 22’ye kadar çıkabilirdi.

Hellenistik dönemde ve Roma yönetimi sırasında, yerel alt bölümleri ifade eden ‘demos’ sözcüğü, MS 5.ve 6.yz.da, düzenlenen at yarışmalarında çekişen gruplar için de kullanılmıştır.

Dolayısıyla Herakleia Pontika’da, ‘polis’ ve ‘demos’ların birleşmesiyle, bir başka deyişle köylü ve şehirli birleşmesi ile site devlet oluşturulmuştu.

Herakleia Pontika’da, yurttaşlar yönetime çeşitli düzeylerde katılırdı. Devlet işleri genellikle yurttaşlar meclisi, konsey ve yöneticiler eliyle yürütülürdü. Yurttaşlık haklarından yoksun olan kadınların, çocukların, yabancıların ve kölelerin sayısı da önemli bir oranı bulurdu.

Herakleia Pontika’da yurttaşların katıldığı ‘Halk Meclisi’ne ‘eklessia’ adı verilir ve toplantıları çoğu zaman ‘agora’da yapılırdı. Aylık toplantılarına büyük bir olasılıkla yalnız 30 yaşını aşmış, tüm haklara sahip yurttaşlar katılırdı. Bu toplantılara önceleri ‘efor2lar başkanlık ederken, demokrasinin ortadan kaldırıldığı dönemde ‘tiran2lar başkanlık etmiştir. Tiranlık devrinde öneri sunma yetkisi bulunmayan meclis, 2gerousia’ ( yaşlılar kurulu )’nın ortaya attığı konuları değerlendirirdi. Tartışmalara ise yalnızca tiranlar, yaşlılar, eforlar ve bazen de öteki yüksek görevliler katılabilirdi. Oylama sözlü yapılırdı. ‘Yurttaş Meclisi’, antlaşma, barış ve savaşa karar verme gibi dış siyaset konularından başka, komutanları atar, yaşlılar kurulu üyeleri ile ‘efor’ları seçer ve yasa değişikliği önerilerini oylardı.

‘Ephoros’ ( efor )’lar, Herakleia Pontika’nın en yüksek düzeydeki devlet görevlileriydi. Sayıları beş olan ‘efor’lar tiranlarla birlikte site devletin yürütme organını oluştururlardı.

Antikçağ’da her ay düzenlenen yemin törenlerinde Herakleia tiranları, yasaları gözeteceklerine, ‘ephoros’lar da kent adına tiranın otoritesini ancak bu yeminlere uygun davranmaları koşuluyla koruyacaklarına  ant içerlerdi. ‘Gerousia’ ( yaşlılar kurulu )’nın toplantılarına başkanlık eden ‘ephoros’lar, çıkarılan yasaların uygulanmasından sorumluydular.

Herakleia’nın kolluk güçlerini denetlemeleri ve devlet mülkiyetindeki köleler olan ‘helot’lara hükmetmeleri, gerektiğinde tiranı da tutuklama, hapsetme ve yargılanmasına katılma gibi yetkiler sağlıyordu. İki devlet arasında yapılan savunma ittifaklarını  ( symmakhia ) da bunlar imzalamakla yetkiliydiler.

‘Halk Meclisi’nin de toplandığı ‘agora’, Herakleia Pontika’da, çeşitli etkinlikler için yurttaşların toplantı yeri olarak kullandıkları açık bir alana verilen isimdi ve muhtemelen bugün Orta Cami ( Orhan Gazi Cami )’den Akarca yokuşuna doğru açılan geniş alanda yer alıyordu.

Devamı gelecek sayıda…

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİMİZ / POSBIYIKLAR…

    27 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİSİ / POSBIYIKLAR... Kent gündemi hızla değişiyor. Seçimler yapılıyor, yeni yönetimler göreve geliyor, toplantılar düzenleniyor, açıklamalar birbirini izliyor. Biz de haberleştiriyor, kamuoyuna aktarıyoruz. Ancak gazetecilik sorumluluğumuz, açıklamaları yayımlamakla bitmiyor. Söylenenlerin, verilen sözlerin ve kent adına yönelttiğimiz soruların takipçisi olmak da gerekiyor. Bugün birbirinden farklı görünen üç konuya bu gözle bakalım. TSO’DA BALAYINDAN SONRA… Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Od...
  • ENDOPLAZMİK RETİKULUM!

    23 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hücrelerimizin İçinde Bir Psikolog Olsaydı… İnsan, hayatı boyunca bir şeyler üretir: Düşünceler, duygular, kararlar, ilişkiler… Bazen umut üretir, bazen kaygı; bazen çözüm bulur, bazen de aynı sorunu farklı insanlarla yeniden yaşar. Üstelik bütün bunları yaparken kendi davranışlarının nasıl ortaya çıktığını çoğu zaman fark etmez. Oysa bedenimizin en küçük fabrikası olan hücreler bile üretimin nasıl bir iş birliği gerektirdiğini bilir. Peki, insanın iç dünyası bir fabrika olsaydı, kim üretir, kim kontrol eder, kim dengeyi sağlar, kim de ...
  • ZAMANA BIRAKMAK

    16 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Her şeyin bir vakti olabilir, bununla birlikte bilmenizi isterim ki birçok şey kendiliğinden çözülmez. Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyi hemen çözmek zorunda olduğunu düşünmesidir. Bir ilişkinin geleceğini bugün bilmek, bir kaybın acısını yarın unutmak, bir kararın doğruluğundan hemen emin olmak, kırılan bir kalbi birkaç güzel cümleyle onarmak isteriz. Beklemeye tahammülümüz azaldı. Belirsizlik karşısında sabrımızı, sonuç alamadığımızda umudumuzu kaybediyoruz. Oysa hayat, aceleye getirdiğimiz kararlarla değil, za...
  • TANZİMAT DÖNEMİNDE EREĞLİ KÖMÜRLERİ-1

    13 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kömür madeni Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud’un padişahlığı zamanında, Ereğli’de Uzun Mehmet tarafından 1829 yılında bulunmasına karşın işletmeye Padişah Abdülmecid zamanında başlanmıştır. Kömür ocaklarının açılması ve imparatorluğun bu madenden faydalanması ancak 1841 yılında olabilmiştir. Ereğli kömür ocakları 5 Kasım 1842-30 Kasım 1845 tarihleri arasında ilk defa yerli girişimci ve sermaye ile aralarında bir grup Galata sarrafının girişimleri ile Kömür Kumpanyası adı altında birleşmiştir. Ereğli kömür ocakları bu kumpanya tarafında...