Batı Karadeniz’in en gelişmiş ilçesi Kdz. Ereğli’de inşasının tamamlanması beklenen kamu yapıları ve bağlı hizmetleri, halka “Neyi bekliyoruz?” dedirtti.
Daha bir yıl öncesine kadar il olma ihtimali tüm dinamikler tarafından canlı tutulan Karadeniz Ereğli ilçesi kamusal yatırım ve hizmetlerden yeterli payı alamıyor. 2023 yılı ortalarında Kdz. Ereğli TSO Başkanı Keleş’in başını çektiği “Hayalimiz gerçek olsun, Kdz.Ereğli İl olsun” sloganı adeta ortada kaldı.
Öte yandan, Erdemir’in Endüstri Bölgesi ilan edilmesinin yaptırımları henüz şehre yansımamışken Belediye Başkanı Posbıyık, şimdiden bütçenin olumsuz etkilendiğini açıklayarak, gelecekte hizmetlerde aksama olacağını söylüyor, Erdemir’den-Şehirden ve iş dünyasından spora katkı olmadığından yakınıyor.
Gerekçeleri bir yana; Ereğli’nin kronik yarası haline gelen çevre yolları yapılmıyor, trafik bir türlü rahatlamıyor, festivaller iptal ediliyor, kampüs binasının betonarme karkası bittiği halde içi yapılamıyor, kaymakamlık ve emniyet binası ise öylece yerinde sayıyor. Belediyenin eski binasının yapımı izinlere, ihale iptallerine takılmış durumda.
Ereğli’yi temsil eden milletvekilleri Bozkurt ile Ertuğrul, basın toplantısı yapmıyor-yazılı açıklama ile yetiniyor, Kaymakam Yapıcı ise uzun süredir sessizliğini koruyor. İlçede Kent Konseyi yok gibiyken, Kadın Gücü Kooperatifi daha aktif. TSO yönetimi bir türlü yerel olayları değerlendirmiyor.
Tüm bunlara koşut reel ekonominin yükünü çeken iş dünyası aktif çalışıyor. OSB’de yatırımlar sürüyor, Zonguldak’ın ilk holdingi Ereğli’de kuruluyor, işsizlikten yakınanlarla kalifiye eleman arayanlar adeta haklılık yarışındalar! İnşaatlar artan maliyetlere ve yüksek satış fiyatlarına rağmen devam ederken, yapı ruhsatı bekleyenler sırada…
Kent Meydanı projesi rafa kalktı, alan park yeri oldu. Yılan hikayesine dönen Arifiye – Akçakoca -Ereğli-Zonguldak demir yolu hattının zemin etütleri bile yapılmışken tamamlanması beklentimizi saymıyorum bile!…
Hal böyleyken Cumhuriyetimizin 101 yılını herşeye rağmen coşku ile kutlamaya hazırlanan Karadeniz Ereğli halkı tepki ile soruyor: “Sahi biz neyi bekliyoruz!”
Buraya kadar yazmıştım ki…
“Dur bunu manşet haber yapalım” dedim ve köşeyi tarihe not kıvamında manşete taşıdım.
Sonra da birkaç umutlandırıcı değerlendirme ile devam etme kararı aldım…
Örneğin ; Maçka Park’ta “Doğada öğrenme” yöntemi eğitmenleri Gaye Amus ile Şeyda Bozkurt ve organizasyonu üstlenen Okul Öncesi Öğretmeni Berrin Demir, gelecek kuşakların eğitimine dair bana umut verdi. Hele ki Amus’un “Doğa Pedagojisine Doğru Bir Öğrenme yolculuğu- Çık Dışarıya Oynayalım” kitabı ise beni geçmişe götürdü ve doğayla barışıklığımı adeta temellendirdi. Kalemine sağlık öğretmenim.
Halk Eğitim Merkezi Taşra Kurslarının devam etmemesi eğilimini sosyal medyada protesto edenlerin (olan biteni seyretmek yerine) cılız da olsa tepkileri beni umutlandırdı. Bu kurslar kırsal ile kent arasında devlet kanalı ile köprü oluyordu, kopukluk olduğunu düşünüyorum. Boşluk tez elden doldurulmalı. Tasarruf, en mütevazı bütçe ile çalışanlardan/eğitmenlerden değil, şaşalı itibardan olmalı.
Belediye Başkanı Halil Posbıyık’ın son günlerde bazı yetki ve sorumlulukları ile temsil hakkını delege etmeye başlaması, beni “muhtar her gürültüye kapı önüne çıkmaz” atasözünü hatırlatarak umutlandırdı. Ekip işine inanan başkanın biraz arka planda olması, her fırsatta yakasına mikrofon takıp kendi kanalından seslenmemesi kendi ağırlığını artıracak, ekibini daha da sorumlu kılacaktır.
Sahilde fırtınada kopan taş parkelerin yerine cilalı betona derz süsü verilerek sadeleştirilmesi hoş ve yerinde oldu gibi. Magazine kaçmazsam eğer, makyajda tasarruf ve sadeleşmeye dair umutlandım.
Son umudum bir Cumhuriyet kenti olan Kdz. Ereğli halkının dört gözle Cumhuriyet Yürüyüşünü bekliyor olmasına dair: “Bayrağımızı kapıp meydanlarda olacağız ve “Yaşasın Demokrasi, Yaşasın Cumhuriyet” diye haykıracağız.
BASILI GAZETEYE YETİŞMEYEN EKLENTİLER 2: İktidarda olan MHP-Ak Parti işbirliğinin, Cumhuriyetimizin 101. yıl dönümünde ülkemizi nereye doğru sürüklediklerini üzülerek ve gardımızı alarak izliyoruz. Fetö, PKK, PYD’nin hala canlı kalması, uyuşturucu ile mücadelede yetersizlik, dizginlenemeyen enflasyon, baş edilemeyen ekonomik kriz-emeklilerin-asgari ücretlilerin durumu ve sağlık ile adalet sistemindeki güvensizlik, bu hali ile iktidarın sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Endişeli sorumuz şudur; Aymazlık, korku veya çıkarlar uğruna, dışarıdan müdahalelere göz mü yumuluyor? Ama neyse ki devletimizin bekasının riske atılmasını engelleyecek aklı selimlerin olması, umudumuzu her daim canlı tutuyor.
SON NOT: Ülkemizin dört bir yanında yanında hepimizi Türk Bayrağı çatısı altında buluşturacak olan Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında bile Kdz. Ereğli’de Kaymakamlık ile Belediyenin ortak program üretemediği gözümüzden kaçmadı! Devlet-Millet birlikteliği, yöneticilerin birlikteliği ile ete kemiğe bürünür, halka örnek olunur. Bu çatlak da nereden çıktı, özlenen milli ruh nerede kaldı acaba? Erdemir’in Özel Endüstri Bölgesi İlan edilmesi tartışmalarının arasında mı aramalı?
Savaş eskiden belirli bir coğrafyaya sıkışmıştı. Cephe vardı, cephe gerisi vardı…
Kurşunların ve bombaların menzili belliydi. Bu yüzden savaşın psikolojik ve fiziksel etkileri de çoğunlukla o sınırların içinde kalıyordu. Ancak modern savaşlar artık sadece askerlerin karşı karşıya geldiği bir cephe mücadelesi değil; toplumların tamamını etkileyen geniş bir psikolojik alan haline geldi.Bunun en çarpıcı göstergelerinden biri sivil kayıplarındaki artıştır. I. Dünya Savaşı sırasında ölenlerin yaklaşık %30’u sivildi. Cepheler belirgindi ve s...
Üniversitelerin gelişimi çoğu zaman yıllara yayılan bir süreçtir. Ancak bazı dönemler vardır ki, yapılan çalışmaların etkisi yalnızca akademik çevrelerde değil; şehirde, bölgede ve hatta ulusal ölçekte daha görünür hale gelir.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi son yıllarda tam da böyle bir dönemden geçiyor.
Tam dört yıl önce rektörlük görevine başlayan Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in yönetim dönemine bakıldığında, üniversitenin yalnızca merkez kampüsünde değil; ilçelerde bulunan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında da dik...
Karadeniz Ereğli sahilinde yer alan “Aşkım Ereğli” temalı pano, kente gelenlerin objektifine ilk takılan, yerel hafızaya en hızlı dokunan simgelerden biri.
Şüphesiz Başkan Posbıyık slogan siyasetini seviyor ve kulağa hoş gelen üretimlerini her yerde söylemek/görmek istiyor: Güneşin Sarısı, Denizin Mavisi, Ormanın Yeşili tekerlemesi… Aşkım Ereğli… Sevgi, Barış, Dostluk selamlaması bunlardan sadece birkaçı… Bu soyut vurgular dünyanın her tarafında her kent için, sosyal yapı için kıymetlidir, buna şüphe yok.
Ancak ateş düştüğü yeri yakıyor...
Son yıllarda Türkiye’de çocuklar ve gençler arasında hem suç işleme hem de şiddetin mağduru olma oranlarında ciddi bir artış yaşanıyor. 2024 ve 2025 yıllarına ait resmi verilere göre:Suça sürüklenen çocuk sayısı her yıl artıyor:• 2015–2024 döneminde suça karışan çocuk sayısı önceki dönemlere göre %50’den fazla artarak 2024’te 202.785’e çıktı. 2025’e gelindiğinde de yaklaşık 186.256 çocuk suça karıştı. Bu on yıllık artış %17’yi buluyor.2024’te toplam 612.651 çocuk, güvenlik birimlerine ya mağdur ya da şüpheli olarak bildirildi… Bu sayı bir ...