logo

NEYİ BEKLİYORUZ?

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
NEYİ BEKLİYORUZ?

.

Batı Karadeniz’in en gelişmiş ilçesi Kdz. Ereğli’de inşasının tamamlanması beklenen kamu yapıları ve bağlı hizmetleri, halka “Neyi bekliyoruz?” dedirtti.

  • Daha bir yıl öncesine kadar il olma ihtimali tüm dinamikler tarafından canlı tutulan Karadeniz Ereğli ilçesi kamusal yatırım ve hizmetlerden yeterli payı alamıyor. 2023 yılı ortalarında Kdz. Ereğli TSO Başkanı Keleş’in başını çektiği “Hayalimiz gerçek olsun, Kdz.Ereğli İl olsun” sloganı adeta ortada kaldı.
  • Öte yandan, Erdemir’in Endüstri Bölgesi ilan edilmesinin yaptırımları henüz şehre yansımamışken Belediye Başkanı Posbıyık, şimdiden bütçenin olumsuz etkilendiğini açıklayarak, gelecekte hizmetlerde aksama olacağını söylüyor, Erdemir’den-Şehirden ve iş dünyasından spora katkı olmadığından yakınıyor.  
  • Gerekçeleri bir yana; Ereğli’nin kronik yarası haline gelen çevre yolları yapılmıyor, trafik bir türlü rahatlamıyor, festivaller iptal ediliyor, kampüs binasının betonarme karkası bittiği halde içi yapılamıyor, kaymakamlık ve emniyet binası ise öylece yerinde sayıyor. Belediyenin eski binasının yapımı izinlere, ihale iptallerine takılmış durumda.
  • Ereğli’yi temsil eden milletvekilleri Bozkurt ile Ertuğrul, basın toplantısı yapmıyor-yazılı açıklama ile yetiniyor, Kaymakam Yapıcı ise uzun süredir sessizliğini koruyor. İlçede Kent Konseyi yok gibiyken, Kadın Gücü Kooperatifi daha aktif. TSO yönetimi bir türlü yerel olayları değerlendirmiyor. 
  • Tüm bunlara koşut reel ekonominin yükünü çeken iş dünyası aktif çalışıyor. OSB’de yatırımlar sürüyor, Zonguldak’ın ilk holdingi Ereğli’de kuruluyor, işsizlikten yakınanlarla kalifiye eleman arayanlar adeta haklılık yarışındalar! İnşaatlar artan maliyetlere ve yüksek satış fiyatlarına rağmen devam ederken, yapı ruhsatı bekleyenler sırada…
  • Kent Meydanı projesi rafa kalktı, alan park yeri oldu. Yılan hikayesine dönen Arifiye – Akçakoca -Ereğli-Zonguldak demir yolu hattının zemin etütleri bile yapılmışken tamamlanması beklentimizi saymıyorum bile!…
  • Hal böyleyken Cumhuriyetimizin 101 yılını herşeye rağmen coşku ile kutlamaya hazırlanan Karadeniz Ereğli halkı tepki ile soruyor: “Sahi biz neyi bekliyoruz!”

Buraya kadar yazmıştım ki…

“Dur bunu manşet haber yapalım” dedim ve köşeyi tarihe not kıvamında manşete taşıdım.   

Sonra da birkaç umutlandırıcı değerlendirme ile devam etme kararı aldım…

  • Örneğin ; Maçka Park’ta “Doğada öğrenme” yöntemi eğitmenleri Gaye Amus ile Şeyda Bozkurt ve organizasyonu üstlenen Okul Öncesi Öğretmeni Berrin Demir, gelecek kuşakların eğitimine dair bana umut verdi. Hele ki Amus’un “Doğa Pedagojisine Doğru Bir Öğrenme yolculuğu- Çık Dışarıya Oynayalım” kitabı ise beni geçmişe götürdü ve doğayla barışıklığımı adeta temellendirdi. Kalemine sağlık öğretmenim.      
  • Halk Eğitim Merkezi Taşra Kurslarının devam etmemesi eğilimini sosyal medyada protesto edenlerin (olan biteni seyretmek yerine) cılız da olsa tepkileri beni umutlandırdı. Bu kurslar kırsal ile kent arasında devlet kanalı ile köprü oluyordu, kopukluk olduğunu düşünüyorum.  Boşluk tez elden doldurulmalı. Tasarruf, en mütevazı bütçe ile çalışanlardan/eğitmenlerden değil, şaşalı itibardan olmalı.  
  • Belediye Başkanı Halil Posbıyık’ın son günlerde bazı yetki ve sorumlulukları ile temsil hakkını delege etmeye başlaması, beni “muhtar her gürültüye kapı önüne çıkmaz” atasözünü hatırlatarak umutlandırdı. Ekip işine inanan başkanın biraz arka planda olması, her fırsatta yakasına mikrofon takıp kendi kanalından seslenmemesi kendi ağırlığını artıracak, ekibini daha da sorumlu kılacaktır. 
  • Sahilde fırtınada kopan taş parkelerin yerine cilalı betona derz süsü verilerek sadeleştirilmesi hoş ve yerinde oldu gibi. Magazine kaçmazsam eğer, makyajda tasarruf ve sadeleşmeye dair umutlandım. 
  • Son umudum bir Cumhuriyet kenti olan Kdz. Ereğli halkının dört gözle Cumhuriyet Yürüyüşünü bekliyor olmasına dair: “Bayrağımızı kapıp meydanlarda olacağız ve “Yaşasın Demokrasi, Yaşasın Cumhuriyet” diye haykıracağız.   

BASILI GAZETEYE YETİŞMEYEN EKLENTİLER 2: İktidarda olan MHP-Ak Parti işbirliğinin, Cumhuriyetimizin 101. yıl dönümünde ülkemizi nereye doğru sürüklediklerini üzülerek ve gardımızı alarak izliyoruz. Fetö, PKK, PYD’nin hala canlı kalması, uyuşturucu ile mücadelede yetersizlik, dizginlenemeyen enflasyon, baş edilemeyen ekonomik kriz-emeklilerin-asgari ücretlilerin durumu ve sağlık ile adalet sistemindeki güvensizlik, bu hali ile iktidarın sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Endişeli sorumuz şudur; Aymazlık, korku veya çıkarlar uğruna, dışarıdan müdahalelere göz mü yumuluyor? Ama neyse ki devletimizin bekasının riske atılmasını engelleyecek aklı selimlerin olması, umudumuzu her daim canlı tutuyor.

SON NOT: Ülkemizin dört bir yanında yanında hepimizi Türk Bayrağı çatısı altında buluşturacak olan Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında bile Kdz. Ereğli’de Kaymakamlık ile Belediyenin ortak program üretemediği gözümüzden kaçmadı! Devlet-Millet birlikteliği, yöneticilerin birlikteliği ile ete kemiğe bürünür, halka örnek olunur. Bu çatlak da nereden çıktı, özlenen milli ruh nerede kaldı acaba? Erdemir’in Özel Endüstri Bölgesi İlan edilmesi tartışmalarının arasında mı aramalı?

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...