logo

SEMPOZYUM SUNUMLARI-3

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
SEMPOZYUM SUNUMLARI-3

100. Yılın ışığında Karadeniz Ereğli Sempozyum Tebliğleri Kitabımızda Turizm arayışlarımızın son serisinde 213. Sayfada Prof Dr. Bektaş Açıkgöz’ün “Karadeniz Ereğli’de Eğitim ve Sağlık” başlıklı yazısındayız…

Ben Bektaş Açıkgöz denilince 5 yıl önce geçirdiğim ağır rahatsızlığı ve sihirli elleri, tıbbı hüneri ile beni hayata döndüren doktorumu hatırlarım, adeta akan sular durur. Aydın insan Açıkgöz hocamın tebliğinde turizmi ararken Ereğli’nin yaşadığı en büyük sorunlardan biri olan ‘Trafik Sorununa’ dikkat çekmesini çok anlamlı buldum. Trafik kazaları nedeni ile yaralanmalar ve ölümlerin çokluğuna dikkat çeken ve eğitim/denetim sistemi öneren hocamız diyor ki; “şehir yöneticilerinin bir stratejik hedefi ortaya koymaları ve yapılacak stratejik planla hedefe ulaşılması gerekmektedir.” Emekliliğini (Bana göre Zonguldak kıymetini bilmediği için)memleketi Antalya’da çalışarak geçiren Açıkgöz, bin km. öteden Ereğli’nin kronik sorununa çözüm önermesi bana göre tebliğler arasında her daim güncel soruna dikkat çeken beylik bir sözdür.

Turizm de kalmıştık… Bektaş Açıkgöz hocamız son paragrafta şöyle diyor: “Doğanın ve tarihin bütün güzelliklerini cömertçe ortaya koyduğu kentimizde geçmişten aldığımız bu sorumlulukla doğanın titizlikle korunmasını, insanların sağlıklı yaşamasını, çocuklarımızın ve gençlerimizin çok iyi gelişmelerini ve eğitilmelerini diliyorum.”daha ne desin; Turizm tüm bunların bileşkesi değil midir?

“Karadeniz Ereğli’si Balıkçılığı Üzerine Genel Bir değerlendirme” başlığı ile tebliğ sunan Dr. Mustafa Zengin’in arkalı önlü 15 sayfalık sunumunda turizmden bahsettiği yada atıf yaptığı yere rast gelmedim. Hoca konuyu daha çok akademik ve teknik/ekonomik düzeyde değerlendirmiş. Eminim sektör için faydalı olacaktır. Ancak balıkçılık denilince benim aklıma turizmin ta kendisi gelir. Hele ki Bozhane’deki salaş mekânlarda Engin Balık’ta veya Musa’nın Yeri… Ereğli’de günü birlik turizmin çok önemli bir parçası olduğuna inandığım balık lokantalarının sorunlarına Vali Tutulmaz,  Kaymakam Çorumluoğlu ve Belediye Başkanı Posbyık’ın iyi niyetli çabaları ile çözüm bulunacağına inanıyoruz. Bunca emek, bunca masraf ve bunca potansiyel,‘Turizm’ gibi okyanusta‘alkol’ detayında boğulmamalı! Ağaçlara bakarken ormanı es geçmemeli.

Şaban Çetinkaya’nın “Kdz. Ereği’de Osmanlı Çileği” sunumunda da turizme dair bir vurgu yok. Oysa kendine has aroması, kokusu, dokusu olan Osmanlı çileğimiz Ereğli Belediyesinin logosuna da girmiş önemli bir tanıtım ürünümüz. Elbette gönül isterdi ki daha çok üretilsin, eskiden olduğu gibi likörü, gazozu üretilsin ama şimdilik pazardaki Hatçe teyzeden tıngıl ile aldığımızla yada reçeli ile yetiniyor ve “Turizm demek değerlerin topyekün tanıtımı demektir.”Hatırlatmasında bulunuyoruz.

“Halk Sağlığı bakış Açısından Ereğli’nin Çevre Sorunları ve sağlık Etkileri” konulu sunumunda önce karamsar tablo çizerken daha sonra da ilgili yöneticileri “koruyucu önlemler” almaya davet eden Prof. Dr. Ali Osman Karababa’ya  “haklısınız hocam” demekle yetiniyoruz.

Ve Dr. Can Canver! Tebliğ konusu : “Ereğlisi’nde İnanç Turizmi.”Can Canver ve İnanç Turizmi kelimeleri yan yana gelince değil köşe yazısında bir paragraf, 8 sayfalık gazetemizin tamamı yetmez. Zira bu işi kendisine adeta misyon edinmiş Can Bey, 9 yıldır hiç aralıksız konuyu gazetemizdeki köşesinde hiç karşılıksız işlemekte ve emeği, sabrı, engin bilgisi ile her kesimin takdirini hak etmektedir. Bu nedenle “Kültürel miras turizmi son yıllarda hızla gelişen ve büyüyen bir turistik pazardır. Bu pazarda birçok kültürel miras değerine sahip olan Batı Karadeniz yerleşim alanlarımız ile Ereğli kentimiz kendi paylarına düşeni neden almasın?” diye soran ve sunumunun son bölümünde de “Harekete geçmek için hala vakit var …” diyen Canver’in 8 sayfalık yazısının “özet” ile  “Değerlendirme ve Sonuç” ara başlığı bölümlerini bu haftaki köşesine taşımaya karar veriyoruz. Zira yazıyı bölsek bütünlüğüne yazık olacak, bölmesek buraya sığmayacak. Kalemine sağlık Dr.Can Canver diyor ve mümkünse yazının tamamını kitaptan;değilse, hiç olmazsa köşesini okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

320 sayfalık kitabımız Doç Dr. Zerrin Karakuzulu’nun“Kdz. Ereğli İlçesinin Beşeri ve İktisadi Coğrafyası” konulu tebliği ile son buluyor ve şu cümlelerle bir keskin turizm önerisi daha bizi karşılıyor:

“Özellikle inanç turizmi açısından öneme sahip mağaralar ile antik kale kalıntısı ve buna ilaveten deniz ve orman bütünlüğü çok iyi tanıtılmalıdır. Çünkü Ankara, İstanbul, Bolu, Düzce, Adapazarı, Bursa gibi büyük nüfus kitlelerine yakınlığı, ilçe için bir avantajdır.Bu avantaj değerlendirilip mevcut potansiyel iyi tanıtılmalı ve ilçe günü birlik turizm faaliyetleri için cazip hale getirilmelidir.”

Bunca turizm tavsiyesi daveti, araştırma ve önerisi yazılır’da Tanıtım Ustası Belediye Başkanı Halil Posbıyık’ın Mr. MJ’i bile çok etkileyen (Haluk Hançer’e göre-Anatomi Harikası Clara’nın deyimi ile) başlı başına şu turizm sloganı yazılmaz mı : “Denizin mavisi, Ormanın Yeşili, Güneşin sarısının orijinal renkleri dünyada sadece Karadeniz Ereğli’de vardır. Karadeniz Ereğli’yi görmeden ölmek öbür dünyaya eksik gitmek demektir.”

Son söz: “Tanrı herkesi mutluluğu anlayabilecek şekilde yarattı.” diyor inançlı Filozof Epiktetos. Kar, kış, yaz, baharlar gelir geçer, Ereğli’mizdeki değerlerimiz kalıcıdır.

Turizm mutluluktur.

Paylaşın:
Etiketler: » »
#

SENDE YORUM YAZ

#

SEMPOZYUM SUNUMLARI-3” için 2 Yorum

  1. Remzi : diyor ki:

    Kitaba nereden ulasabiliriz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...