logo

YAZILI BASININ ÖNEMİ…


Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net

İnternet gazetelerinin/gazeteciliğinin yazılı basını öldüreceği görüşüne katılmıyorum.

İletişim teknolojilerinin en üst düzeye ulaştığı çağımızda yazılı basında beklenen; daha fazla sorumluk gerektiren habercilik, daha entelektüel içerik ve orada neler olup bittiğine dair panoramik açıdan değerlendirmelerdir.

İnanıyorum ki basılı gazeteler hala en etkili ve güvenilir; halkı haberdar etme, kamuoyu oluşturma ve otoriteyi denetleme araçlarıdır.

Günlük, haftalık veya belirli süreli basılı yayınlar, kapsamlı haberleri/halkın anlayabileceği yorumları ile en başta okuyucuya karşı olan sorumluluklarını her açıdan yerine getirmek, başarılı olmak zorundadırlar. Aksi durumda tiraj kaybedecek, rekabette geride kalacak, ilan-reklam-abonelik geliri azaldığı gibi kamuoyu nezdinde de güvenilirliğini yitirecektir!.. Ki bunu hiçbir gazete yönetimi ve gazeteci göze alamaz. Öyle ya; Sürekli misyoner gazeteciliği ve bunun uğruna tetikçilik yapan, köşelerinde boş lakırdı veya kişisel hırs/intikam/övgü peşinde olan gazeteciyi kim ne yapsın! 

Tüm bunlar ve benzer nedenlerle, en azından elinden geldiğince iyiyi yapmak/yazmak/gazetesini basmak zorundadır gazeteci… Ve bu iyinin ölçüsü okuyucunun ta kendisi, dahası iki dudağı arasıdır!

Hal böyle olunca demokratik ortamlarda, başta halk olmak üzere, devlet daireleri yöneticileri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu, ticari kuruluşlar ile eğitim ve inanç dünyası vs. temsilcilerinin gazetecilere;  gazetecilerin de aynı şekilde bu bilgi, haber kaynaklarına ihtiyacı var.

Ben sık sık iddia ederim: Eğer bir memlekette (çapı önemli değil) ilerleme bakımından başarı varsa, bu başarı aynı zamanda demokratik güçlerin basınla olan ilişkisinin de izdüşümüdür/turnusolüdür. Aynı şekilde memleketin başarısızlığının müsebbiplerinden en önemlilerinden biri de yine basındır, medyadır.

Yazılı basının önemi burada bir kez daha ortaya çıkıyor: Arşivlenebilmesi, değiştirilememesi, kısmen ya da tam sayfa veya tüm gazete olarak saklanıp günü geldiğinde ortaya çıkarılabilecek en pratik haber/bilgi aracı basılı gazetedir. Hatta hesap verilebilirliği açısından da basılı gazete, bir ömrü boyu ajandanın sayfasında öylece durmaktadır.  Elbette internet sitelerimizden alınan çıktılarda benzer işlevi üstlenir ve bu işi çok iyi yapan meslektaşlarımız var. Ancak aynı tadı ve güveni vermediği bizzat okurun kendisi ifade etmektedir. Üstelik tüm maliyetine rağmen, gazetelerde yer alan haberlerin, yayımlanan ilan ve reklamların hedef kitleye daha güvenli ve etkili ulaştığı bilinen bir gerçektir.

Gazeteciliği/gazetecileri güçlü yapan, ellimizdeki potansiyel olarak bulunan kalemlerimiz, kamera ve mikrofonlarımız değil, bunları toplumun yararına olacak şekilde, etkili ve dürüstçe kullanabilmemizden kaynaklanır. 

Ve yakında seçimler var.

Demokrasilerde seçme-seçilme hakkı bulunan herkes ya seçmendir ya seçilen… Yasa koyucu,  seçmenin oy verme kararını verirken bilinçli olduğu varsayımı ile demokratik hak ve özgürlükleri kullandırır.  Tabii ki özgür, tarafsız, bağımsız medyanın/basının ‘aracılığı’ önemi burada da doruğa çıkar.

Bu nedenle halkın belli bir bilinç düzeyine ulaşmasında (ne yazık ki azınlıkta kalan) güvenilir/nitelikli medyanın rolü, yetki ve sorumluluğu büyüktür ve bu azınlığın verilecek desteklerle çoğunluğa dönüşmesi, demokrasimizin, memleketimizin ilerlemesi için önemlidir, elzemdir.

Kibirden arınmış, kalemini silah, ideoloji veya ticaret aracı olarak değil, toplumun yararına kullanan, ister internet ortamında ister baslı gazete olsun, işini yapan gerçek gazeteciler her zaman herkese ve her şartta gereklidir…

Paylaşın:
Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MİLLETVEKİLİ BOZKURT DAHA SERİNKANLI OLMALIYDI!

    31 Mart 2025 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    . Kdz. Ereğli’de Ramazan Bayramı resmi bayramlaşma töreninde kısa süreli de olsa bir gerginlik yaşandı! Öğretmenevinde düzenlenen törene yoğun katılım olması dikkatimi çekmişti. Bazıları bu durumu “Az sonra kopacak fırtına için bindirilmiş kıtalar” olarak yorumlasa da, ben genel-yerel siyasal iklimin gereği olarak düşünmüştüm.   Cici hanımların, şık beylerin katıldığı bayramlaşmada Kaymakam Yapıcı’nın sakin ve güleryüzlü hali ile misafirleri kapıda karşılıyor olması salona da yansımıştı ki!.. Ta ki; CHP’li Belediye Başk...
  • 1844 YILINDA KDZ EREĞLİSİ’NDE CİZYE VERGİSİ UYGULAMASI

    13 Mart 2025 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Cizye vergisi klasik İslam toplumlarında en önemli vergi kalemlerinden biridir. Toplum içerisinde azınlık olarak yaşayan veya bir bölgede azınlık olmasa dahi devletin hükümranlığı altında bulunan geyrımüslim olan bütün unsurlardan alınan bir vergi türüdür. Müslüman olmayan faal nüfustan baş vergisi olarak alınan cizye, gayrımüslimlerin askerlikten muaf olmaları ve himaye edilmeleri yanında Müslümanların hakimiyetinin de bir sembolüdür. Bu vergi türünün Osmanlılarda en önemli vergi olduğu bilinmektedir. Cizye eli silah tutan kimselere...
  • GÖNÜLLÜ YAZDI : VURMAYIN ABALIYA!

    27 Şubat 2025 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık’la ilgili “BAŞKANIN DEDİĞİNİ YAP, YAPTIĞINI YAPMA” başlıklı yazımı “hiciv, manidar ve tarzım dışı” bulup eleştirenlere ve kutlayanlara teşekkür ederim. Gerçekte de manidar ve tarzım dışı-şiirsel oldu. Ama kimse beni haksızlıkla itham etmedi. Başkan Posbıyık’ın da muhtemelen bıyık altından gülmesi de bunun işaretedir.  Kutlama ile gaz vermeler ise daha çok bizim camiadan ve iş dünyasından oldu. Kimi samimiyetle, kimi gayri samimi… Beni bilen bilir; ima etmem, sulandırmam, rövanşizmde...
  • KDZ EREĞLİ HAMİDİYE TABURU

    14 Şubat 2025 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Batılı devletlerin gayrımüslimlerin hakları üzerinden Osmanlı’nın içişlerine karışmaları karşısında Osmanlı da toprak bütünlüğünü korumak için türlü siyasi hamleler geliitirmiştir. Batıl devletler ‘’Şark Meselesi’’ şeklinde formüle ederek  ortaya attıkları bu egniş siyasetin çerçevesine Ayestefanos ve Berlin Antlaşmaları ile devletin doğuusnda bulunan Eremeniler’in haklarını da dahil etmişlerdir. Osmanlı’nın bu hamleye karşı toprak bütünlüğünü korumak için aldığı tedbirler içerisinde geliştirdiği en genel siyaset ‘İslamcılık’ olmuştur...