logo

1736-1739 OSMANLI-RUS SAVAŞINDA BENDEREĞLİ

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
1736-1739 OSMANLI-RUS SAVAŞINDA BENDEREĞLİ

Osmanlı Devleti’nin İran üzerine yaptığı sefer sırasında yardımcı Kırım kuvvetlerinin Rusya’ya ait bazı topraklardan geçmesini savaş sebebi sayan bu kadim düşman 1736’da Osmanlı’ya savaş ilan etmişti. Onun müttefiki olan Avusturya da aynı kararı aldı.

İran seferini Kasr-ı Şirin esaslarına göre düzenlenen bir anlaşma ile sonuçlandırmak zorunda kalan Osmanlı Devleti 1736-39 yılları arasında Rusya ve Avusturya ile mücadele etmek zorunda kalmıştı. Ruslar’ın Azak Kalesi’ni muhasara etmesi üzerine 1736 Mayıs’ında Osmanlı donanması acilen Karadeniz’e açıldı. Bu ilk seferdeki amaç Azak Kalesi’ni Rus muhasarasından kurtarmaktı. Donanma ertesi yıl da tekrar Karadeniz’e çıkmış ve yapılan deniz muharebelerinde Rus donanmasını yenmiştir.

İlhami Danış, 2007 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne verdiği ‘’1736-1739 Savaşlarında Karadeniz’de Osmanlı Donanması’’ başlıklı yüksek lisans tezinde konuyu çok güzel irdelemiştir.

Donanmanın ilk seferinde Amasralı Mustafa İbn-i Ahmed adlı kaptan da savaş gemilerinden birine komuta etmekteydi.

8 Mayıs 1736’da İstanbul’dan hareket eden ve 4 çektiri, 40 fıkate ve kancabaştan oluşan Osmanlı filosu 6 gün Karataş’ta kaldıktan sonra Bender Ereğli ( Kdz Ereğlisi ) limanına demir atıp daha önce kadılara gönderilen hükümle Bolu yöresinden donanma eri olarak katılacaklarla, bugün Karadeniz Bölge Komutanlığı amiral lojmanının bulunduğu mevkide yer alan Bender Ereğli tersanesinde çalışan usta ve kalfaları alıp Gideros ( Çıtros ) yoluyla İnebolu’ya ulaşmıştır. Bu limanda bekleyen Kastamonu yöresi donanma erlerini de aldıktan sonra İstefan üzerinden Sinop-İnceburun’a demirledi. Sinop tersanesinde inşa edilmiş iki adet kalyon ve Sinop yöresi donanma erlerini de bünyesine kattıktan sonra Kefe’ye varılmıştır. Osmanlı donanması bu limana ulaştığında diğer yerlerden gelen gemilerle 11 çektiri, 2 kalyon ve 40 fırkate ve kancabaş sayısına ulaşmıştır.

Ağırlıkları ve askerleri indiren Kaptan-ı Derya Canım Hoca Mehmed Paşa padişahın emrini beklemeden 20 Ağustos 1736 günü geri döndü. Donanma Ereğli’ye vardıktan sonra 5 Eylül 1736 günü padişahın hatt-ı hümayunu ulaştı.

Semdanizade’nin ‘’Keyfiyet-i Rusya’’ adlı eserinde yer verdiği bu fermanda Padişah I. Ahmed; ‘’Düstur-u mükerrem vezirim Kapudan paşa işbu sene-i mübarekede Kırım ceziresini bırakıp gelmek bir vechle münasib değil iken iltima oldu ki ol taraftan azm-i rah etmişsiz. İmdi donanma-i hümayunum ile bulunduğun mahalde meks edüp ahır hatt-ı hümayun-ı şevket-makrunum gitmeyince bulunduğun mahalden hareket etmiyesiz’’ diye fermanda bulunmuştu.

Padişahın bu hatt-ı hümayunu üzerine donanma birkaç gün Ereğli’de bekledikten sonra haseki ağa padişahın izin fermanı ile gelip hatt-ı hümayunu okuduktan sonra İstanbul’a doğru hareket edildi. Vezir Süleyman Paşa kalyondan çıkıp Baştarda’ya gitti. Baştarda ve çektiriler Ereğli’ye geldikten sonra birkaç kere Kefken’e gidip dönülmüştü. Fakat kuvvetli fırtınada birkaç fırkate ve kancabaş tahrip olmuştu.

Donanmanın İstanbul’dan ayrılıp Kefe’ye varması ve tekrar İstanbul’a dönüşü toplam 134 gün sürmüştü. Kefe’den dönüş ise 37 gün tutmuştu. Kaptan-ı Derya Canım Hoca Mehmed Paşa görevinden azledildi.

Bütün kış bakımı yapılan ve ihtiyaçları temin edilen donanma 17 Nisan 1737 günü bu kez iki tuğlu Kaptan-ı Derya Süleyman Paşa komutasında yeniden Karadeniz’e açıldı.

Osmanlı filosu Kevken ( Kefken ) üzerinden Ereğli’ye vardığında donanmanın düzeni için burada birkaç gün beklenildi. Daha sonra Amasra, Gideros ve Sinop güzergahı ile 2 Mayıs 1737’de Kefe limanına ulaştı.

Kırım’da İnceki Lori Burnu muharebelerine katılan ve Rus donanmasını yenen Osmanlı donanması, 9 Eylül 1737 günü Kefe’den Yalta’ya geçti ve buradan da Ereğli’ye doğru hareket etti. Kaptan-ı Derya Süleyman Paşa ve donanma 19 Eylül 1737 Pazar günü Balıklova’dan Ereğli’ye doğru hareket etti. Burada soluklanan Kapudan Paşa, 30 Eylül 1737 Cuma günü de İstanbul’a ulaşıp Tersane’ye demirledi. Aynı gün Kırım’da Rusya’ya karşı elde edilen başarılardan sonra Bosna ve Vidin’de Avusturya kuvvetlerinin de mağlup edildiği haberi geldi.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • GÜNÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ DEĞERİ: İNSAN KALABİLMEK

    13 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Teknoloji ilerledi, şehirler büyüdü, bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor. Yapay zeka artık yalnızca sorularımıza cevap vermiyor; metin yazıyor, resim çiziyor, karar süreçlerine ortak oluyor. Buna rağmen çağımızın en büyük sorunu bilgi eksikliği değil; insan eksikliği.Çünkü insan olmak ile insan kalabilmek aynı şey değil! Doğmak bizi biyolojik olarak insan yapar ancak vicdanlı olmak, merhamet göstermek, adalet duygusunu korumak, başkasının acısını hissedebilmek ve gerektiğinde kendi çıkarından vazgeçebilmek bizi gerçekten "insan" yapan özellik...
  • HERAKLEİA PONTİKA’NIN ROMA TANRIÇALARI

    10 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Romalılar, General Cotta ile Herakleia Pontika’ya girerken yanlarında kendi tanrı ve tanrıçalarını da getirdiler. Kentlilerin inandıkları, taptıkları tanrılara ilaveten kendilerininkileri de kattılar. Bunlardan biri tanrıça Epona’dır. Roma dininde atların, eşeklerin ve katırların tanrıçası olarak bilinir. Aslında Romalılar, Epona kültünü Galya, Germania ve Tuna kıyısında yaşayan Barbar kavimlerden almışlardır. İmparatorluk döneminde genelde Augusta olarak anılan, imparatoru ve sarayı korumak için yakarılan bir Barbar tanrıçasıdır. Romalılar...
  • HAYAT GERÇEKTEN İYİ BİR ÖĞRETMEN MİDİR?

    05 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Hayat insana her şeyi öğretir." Bu cümleyi kaç kez duyduk, kaç kez söyledik bilmiyorum. Bir başarısızlığın ardından, bir ayrılığın sonrasında, iflas eden bir iş insanının ya da ağır bir hastalık geçiren birinin ağzından mutlaka çıkar bu söz. Sanki hayat görünmez bir okulmuş da herkes mezun oluyormuş gibi… Oysa biraz durup düşünelim. Gerçekten herkes öğreniyor mu? Belki de sorunun dosrusu "Hayat öğretiyor mu, yoksa sadece yaşatıyor mu?"dur! İnsanlık tarihi boyunca filozoflar deneyimin bilgeliğe dönüşmesini tartıştı. Antik Yunan'da Sokrat...
  • AŞKIN PRODÜKSİYON HALİ; YENİ NESİL EVLENME TEKLİFLERİ

    30 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Aşk, başkasının bakışına ihtiyaç duyduğu anda dönüşmeye başlar." Bir zamanlar evlenme teklifleri iki insanın arasında yaşanan mahrem bir andı. Heyecan vardı, belirsizlik vardı, reddedilme ihtimali vardı ve en önemlisi; o ana tanıklık eden yalnızca iki kalp vardı. Bugün ise aynı soru soruluyor ama farklı bir niyetle… "Benimle evlenir misin?" sorusu artık çoğu zaman "Bunu kaç kişi izleyecek?" sorusunun gölgesinde kalıyor. Çünkü çağ değişti. Biz artık yalnızca yaşamıyoruz; yaşadıklarımızı sergiliyoruz. Fransız düşünür Jean Baud...