logo

LOKOMOTİF Mİ, VAGON MUSUN? ASLINDA BÜTÜN MESELE BU!

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
LOKOMOTİF Mİ, VAGON MUSUN? ASLINDA BÜTÜN MESELE BU!

İnsanlar yaşamda çoğu zaman iki role savrulur: Vagon ya da lokomotif. Birileri tarafından çekilen mi olacaksın, yoksa kendi yönünü belirleyen mi?

Vagon olan insan, çoğu zaman hayatını dış etkenlerin belirlemesine izin verir. Ailesinin korkuları, toplumun beklentileri, partnerinin kararları, geçmiş travmaları ya da “Elalem ne der” düşüncesi onun raylarını döşer. Hareket eder ama kendi iradesinin gücüyle değil; bağlandığı lokomotifin yönüyle ilerler.

Lokomotif olan insan ise kolay bir hayat yaşamaz. Çünkü yön vermek ağırdır. Karar almak, sorumluluk almak, bazen yalnız kalmayı göze almak gerekir. Nietzsche’nin dediği gibi: “İnsan, aşılması gereken bir varlıktır.” Kendi yolunu seçmek, çoğu zaman konfor alanının dışına çıkmayı gerektirir.

Psikolojide buna “Özne Olmak” denir. Kendi hayatının öznesi olmak… Birçok insan kendi yaşamını yaşamaktan çok, başkalarının beklentilerini oynar. Carl Jung’un söylediği gibi: “İnsan bilinçaltını bilinçli hale getirmedikçe, bilinçaltı hayatını yönlendirir ve kişi bunu kader zanneder.”

Belki de birçok insanın “Kaderim bu” dediği şey, yıllardır sorgulamadan bağlandığı lokomotiflerden ibarettir.

Bazı insanlar sürekli birilerine tutunur. Onlar olmadan yönünü kaybedeceğini düşünür. Çünkü özgürlük romantik görünse de psikolojik olarak ağırdır. Erich Fromm’un dediği gibi: “İnsan özgürlükten kaçar.” Çünkü özgür olmak; seçim yapmak, hata yapmak ve sonuçlarına katlanmak demektir.

Bu yüzden insanlar bazen mutsuz oldukları ilişkilerde kalır, sevmedikleri işlerde çürür, kendi fikirleri yerine kalabalığın düşüncelerini tekrar ederler. Hareket halindedirler ama aslında gitmezler. Çünkü gitmek ile sürüklenmek aynı şey değildir.

Bir de diğerlerinin hayatında lokomotif olan insanlar vardır.

Bir öğretmen…

Bir dost…

Bir anne…

Bazen tek bir cümlesiyle bir insanın hayatını değiştiren biri…

İnsan sadece kendi hayatında değil, başkalarının yaşamında da bir yön duygusu oluşturur. Viktor Frankl’ın söylediği gibi: “İnsanı ayakta tutan şey haz değil, anlamdır.”

Belki de gerçek lokomotiflik güç göstermek değildir. İnsanlara yön vermek, umut taşımak, kendi karanlığına rağmen ışık üretebilmektir.

Ama burada tehlikeli bir nokta da vardır: Sürekli başkalarını taşıyan insanlar, bazen kendi hayatlarını yaşamayı unutur. Herkese yetişmeye çalışan kişi, bir gün kendi içindeki boşlukla karşılaşır. Çünkü lokomotif olmak da tükenmeye açıktır.

Bu yüzden insanın ara sıra kendine şu soruyu sorması gerekir:

Ben gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum, yoksa bana çizilmiş raylarda mı ilerliyorum?

Çünkü bazı insanlar yaşar gibi yapar. Bazıları ise gerçekten yaşar.

Ve insanın en büyük trajedisi, yıllarca hareket edip aslında hiç yol almamış olduğunu fark etmesidir.

Hayat herkesi bir yere götürür. Ama çok az insan gerçekten gitmek istediği yere gider.

Asıl mesele şu: Sen kendi hayatının lokomotifi misin, yoksa başkalarına bağlanmış bir vagon mu?

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 3000 YILINA MEKTUP!

    19 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Taş Devri’ne mektup yazıp günümüz yaşantısıyla pek farkı olmadığını vurgulayınca bir umut 3000’li yıllara mektup yazmak farz oldu…Sevgili NEO-43,Sana 2026'dan yazıyorum.Evet, yanlış okumadın. Kolay değil yaklaşık bin yıl sonrasına bir mektup gönderiyorum.Muhtemelen senin zamanında mektup diye bir şey kalmadı, bu nedenle elindekine ablak ablak bakma; biz elindeki maddeye kağıt, okuduğuna da mektup diyorduk! Belki senin için “okumak”, bizim için ekmek yemek kadar eski ve ilkel bir davranıştır.Ama merak ediyorum NEO-43, siz gerçekten ilerlediniz ...
  • TAŞ DEVRİ’NE MEKTUPLAR

    14 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Sevgili Kovukhan,Sana bu mektubu, aradan geçen birkaç yüz bin yılın ardından yazıyorum. Evet, yanlış duymadın: Birkaç yüz bin yıl. Sen beni tanımazsın, ben de seni hiç görmedim ama seni tanıyorum. Merak etme, dünya hala dönüyor; insanlık da hala geçim derdinde.Senin de bir eşin, çocukların ve başını sokacak bir mağaran vardı. Akşam eve döndüğünde çocuklarının karnını doyurmak, eşinin güvenliğini sağlamak, ertesi gün ne yiyeceğinizi düşünmek zorundaydın. Senin hayatın zordu Kovukhan ama bizimki de pek kolay sayılmaz.Aramızdaki en büyük fark...
  • GÖNÜLLÜ “KAMPÜSTE FİKRİ TAKİP” YAZISINI GÜNCELLEDİ

    10 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    EDİTÖR NOTU : BU YAZIM 11 ŞUBAT 2026'DA YAYINLANMIŞTI. O GÜNDEN BU GÜNE GELİŞME OLMADIĞI GİBİ, "SENİN DAHA HABERİN YOK MU?" GİBİ SORULARLA MUHATAPLIĞIM SIKLAŞTIĞINDAN YAZIYI "OLDUĞU GİBİ, AYNEN" GÜNCELLEMEK İSTEDİM. OLA Kİ "HABERİMİZ/BİLGİMİZ" OLUR! ZİRA "BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLUNMAZ.... HABER KUTSAL YORUM HÜRDÜR" DERİZ BİZ.... İŞTE VİRGÜLÜNE DOKUNMADAN O YAZI: Kdz. Ereğli’de eski Devlet Hastanesi alanında inşası devam eden fakülte kampüsünün yapımı için karar 10 yıl önce alındı, 5 yıl önce belediye ruhsatını kesti, temeli is...
  • GEÇİM DERDİ İLE GELECEK HAYALİ AYNI EVDE YAŞAYABİLİR Mİ?

    05 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir ev düşünün…Mutfakta ay sonuna kadar yetmesi gereken bir bütçe hesaplanıyor. Salonda ise üniversite hayali kuran bir genç, bilgisayar ekranına bakarak geleceğini inşa etmeye çalışıyor. Aynı evin içinde iki görünmez misafir yaşıyor: Geçim derdi ve gelecek hayali. Peki bu iki misafir gerçekten aynı çatı altında uzun süre yaşayabilir mi?İnsan psikolojisi, yalnızca bugünü değil yarını da yaşayabilen tek sistemdir. Bugün karnımızı doyururken, on yıl sonrasını düşünebiliriz. Fakat temel ihtiyaçlar sürekli tehdit altındaysa zihin geleceği inşa ...