“Aşk, başkasının bakışına ihtiyaç duyduğu anda dönüşmeye başlar.”
Bir zamanlar evlenme teklifleri iki insanın arasında yaşanan mahrem bir andı. Heyecan vardı, belirsizlik vardı, reddedilme ihtimali vardı ve en önemlisi; o ana tanıklık eden yalnızca iki kalp vardı.
Bugün ise aynı soru soruluyor ama farklı bir niyetle…
“Benimle evlenir misin?” sorusu artık çoğu zaman “Bunu kaç kişi izleyecek?” sorusunun gölgesinde kalıyor.
Çünkü çağ değişti.
Biz artık yalnızca yaşamıyoruz; yaşadıklarımızı sergiliyoruz.
Fransız düşünür Jean Baudrillard, modern insanın artık gerçekliği değil, gerçekliğin gösterisini tükettiğini söyler. Ona göre insanlar nesneleri ihtiyaç duydukları için değil, temsil ettikleri anlamlar için satın alırlar. Belki de bugün evlenme tekliflerinde satın alınan şey yalnızca bir yüzük değildir; satın alınan aynı zamanda “kusursuz çift” imajıdır.
Drone çekimleri, profesyonel ekipler, havai fişekler, ışıklı harfler, kiralanmış adalar, helikopterler…
Bir tekliften çok bir prodüksiyon…
Ve ilginç olan şu ki; organizasyon büyüdükçe duygunun görünürlüğü artıyor ama çoğu zaman derinliği artmıyor.
Çünkü sevginin en büyük paradoksu şudur: Gösterilmeye ihtiyaç duydukça, yaşanmaktan uzaklaşabilir.
Sosyolog Erving Goffman, insan ilişkilerini bir tiyatro sahnesine benzetir. Ona göre hepimiz başkalarının önünde roller oynarız. Sosyal medya ise bu sahneyi sınırsız büyüttü. Artık yalnızca ailemize ya da arkadaşlarımıza değil, tanımadığımız binlerce insana da hayatımızı sunuyoruz.
Evlenme teklifleri de bu sahnenin en çok alkış alan gösterilerinden biri hâline geldi.
Artık aşk yaşanmıyor demek doğru olmaz.
Ama aşk, giderek daha fazla performans sergiliyor.
Psikoloji açısından bakıldığında ise mesele daha derin…
İnsan beyni sosyal onaydan hoşlanır. Beğeniler, yorumlar, alkışlar, takdirler… Bunların tamamı ödül sistemimizi harekete geçirir. Böylece mutluluğun kaynağı ilişkinin kendisinden yavaş yavaş dış dünyanın onayına doğru kaymaya başlar.
İşte tam bu noktada tehlike başlar.
Çünkü dışarıdan beslenen mutluluk, dışarıdan gelen ilgi azaldığında aç kalır.
Ünlü filozof Soren Kierkegaard şu cümleyi kurar:
«”Kalabalık hakikat değildir.”»
Belki de bugün aşkın en büyük sınavı budur.
Kalabalığın alkışladığı bir ilişki ile iki insanın gerçekten birbirini duyabildiği bir ilişki aynı şey değildir.
Daha da düşündürücü olan ekonomik boyutudur.
Gösteriş, tarih boyunca yalnızca zenginlerin ayrıcalığıydı. Bugün ise sosyal medya sayesinde herkes, zengin görünme baskısını üzerinde hissediyor.
Amerikalı iktisatçı ve sosyolog Thorstein Veblen, bundan yaklaşık yüz otuz yıl önce “gösterişçi tüketim” kavramını ortaya attığında muhtemelen Instagram’ı hayal etmiyordu. Ama anlattığı mekanizma tam da bugünü tarif ediyordu:
İnsanlar bazen sahip olmak için değil, sahip olduklarını göstermek için harcarlar.
Bugün bazı gençler, aylarca kredi ödeyecekleri organizasyonlarla evlenme teklif ediyor. Çünkü artık teklif yalnızca sevgiliye yapılmıyor; görünmeyen bir jüriye de sunuluyor.
En trajik tarafı ise şu…
Evlilik, gösterinin bittiği yerde başlıyor.
Kimse evliliğini drone eşliğinde yaşamıyor.
Hiç kimse geçim sıkıntısını keman dinletisiyle çözmüyor.
Çocuk uykusuzluğu havai fişeklerle hafiflemiyor.
Hayat, organizasyon şirketlerinin hazırladığı senaryolardan çok daha sıradan, çok daha gerçek ve çok daha sabırlı.
Belki de bu yüzden Antoine de Saint-Exupery’nin şu sözü bugün her zamankinden daha anlamlı geliyor:
«”Sevmek, birbirine bakmak değil; birlikte aynı yöne bakmaktır.”»
Aşk, dekor değildir.
Aşk, izlenme sayısı değildir.
Aşk, algoritmaların önüne düşen bir içerik hiç değildir.
Aşk, gösteri sona erdiğinde birbirinin gözlerine aynı samimiyetle bakabilmektir.
Belki de yeniden şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Evlenme tekliflerini gerçekten sevdiğimiz insan için mi hazırlıyoruz, yoksa bizi hiç tanımayan insanların birkaç saniyelik hayranlığı için mi?
Çünkü tarihin hiçbir döneminde mutlu evlilikler, en pahalı tekliflerle kurulmadı.
Ve hiçbir algoritma, iki insan arasında sessizce verilen “ömür boyu yanında olacağım” sözünün yerini tutamayacak.
Belki de aşkın en güzel prodüksiyonu…
Hiç sahnelenmeyendir.
Etiketler: Tugay YazganİLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
30 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
27 Haziran 2026 Genel, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
26 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
23 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler