logo

AŞKIN PRODÜKSİYON HALİ; YENİ NESİL EVLENME TEKLİFLERİ

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
AŞKIN PRODÜKSİYON HALİ; YENİ NESİL EVLENME TEKLİFLERİ

“Aşk, başkasının bakışına ihtiyaç duyduğu anda dönüşmeye başlar.”

Bir zamanlar evlenme teklifleri iki insanın arasında yaşanan mahrem bir andı. Heyecan vardı, belirsizlik vardı, reddedilme ihtimali vardı ve en önemlisi; o ana tanıklık eden yalnızca iki kalp vardı.

Bugün ise aynı soru soruluyor ama farklı bir niyetle…

“Benimle evlenir misin?” sorusu artık çoğu zaman “Bunu kaç kişi izleyecek?” sorusunun gölgesinde kalıyor.

Çünkü çağ değişti.

Biz artık yalnızca yaşamıyoruz; yaşadıklarımızı sergiliyoruz.

Fransız düşünür Jean Baudrillard, modern insanın artık gerçekliği değil, gerçekliğin gösterisini tükettiğini söyler. Ona göre insanlar nesneleri ihtiyaç duydukları için değil, temsil ettikleri anlamlar için satın alırlar. Belki de bugün evlenme tekliflerinde satın alınan şey yalnızca bir yüzük değildir; satın alınan aynı zamanda “kusursuz çift” imajıdır.

Drone çekimleri, profesyonel ekipler, havai fişekler, ışıklı harfler, kiralanmış adalar, helikopterler…

Bir tekliften çok bir prodüksiyon…

Ve ilginç olan şu ki; organizasyon büyüdükçe duygunun görünürlüğü artıyor ama çoğu zaman derinliği artmıyor.

Çünkü sevginin en büyük paradoksu şudur: Gösterilmeye ihtiyaç duydukça, yaşanmaktan uzaklaşabilir.

Sosyolog Erving Goffman, insan ilişkilerini bir tiyatro sahnesine benzetir. Ona göre hepimiz başkalarının önünde roller oynarız. Sosyal medya ise bu sahneyi sınırsız büyüttü. Artık yalnızca ailemize ya da arkadaşlarımıza değil, tanımadığımız binlerce insana da hayatımızı sunuyoruz.

Evlenme teklifleri de bu sahnenin en çok alkış alan gösterilerinden biri hâline geldi.

Artık aşk yaşanmıyor demek doğru olmaz.

Ama aşk, giderek daha fazla performans sergiliyor.

Psikoloji açısından bakıldığında ise mesele daha derin…

İnsan beyni sosyal onaydan hoşlanır. Beğeniler, yorumlar, alkışlar, takdirler… Bunların tamamı ödül sistemimizi harekete geçirir. Böylece mutluluğun kaynağı ilişkinin kendisinden yavaş yavaş dış dünyanın onayına doğru kaymaya başlar.

İşte tam bu noktada tehlike başlar.

Çünkü dışarıdan beslenen mutluluk, dışarıdan gelen ilgi azaldığında aç kalır.

Ünlü filozof Soren Kierkegaard şu cümleyi kurar:

«”Kalabalık hakikat değildir.”»

Belki de bugün aşkın en büyük sınavı budur.

Kalabalığın alkışladığı bir ilişki ile iki insanın gerçekten birbirini duyabildiği bir ilişki aynı şey değildir.

Daha da düşündürücü olan ekonomik boyutudur.

Gösteriş, tarih boyunca yalnızca zenginlerin ayrıcalığıydı. Bugün ise sosyal medya sayesinde herkes, zengin görünme baskısını üzerinde hissediyor.

Amerikalı iktisatçı ve sosyolog Thorstein Veblen, bundan yaklaşık yüz otuz yıl önce “gösterişçi tüketim” kavramını ortaya attığında muhtemelen Instagram’ı hayal etmiyordu. Ama anlattığı mekanizma tam da bugünü tarif ediyordu:

İnsanlar bazen sahip olmak için değil, sahip olduklarını göstermek için harcarlar.

Bugün bazı gençler, aylarca kredi ödeyecekleri organizasyonlarla evlenme teklif ediyor. Çünkü artık teklif yalnızca sevgiliye yapılmıyor; görünmeyen bir jüriye de sunuluyor.

En trajik tarafı ise şu…

Evlilik, gösterinin bittiği yerde başlıyor.

Kimse evliliğini drone eşliğinde yaşamıyor.

Hiç kimse geçim sıkıntısını keman dinletisiyle çözmüyor.

Çocuk uykusuzluğu havai fişeklerle hafiflemiyor.

Hayat, organizasyon şirketlerinin hazırladığı senaryolardan çok daha sıradan, çok daha gerçek ve çok daha sabırlı.

Belki de bu yüzden Antoine de Saint-Exupery’nin şu sözü bugün her zamankinden daha anlamlı geliyor:

«”Sevmek, birbirine bakmak değil; birlikte aynı yöne bakmaktır.”»

Aşk, dekor değildir.

Aşk, izlenme sayısı değildir.

Aşk, algoritmaların önüne düşen bir içerik hiç değildir.

Aşk, gösteri sona erdiğinde birbirinin gözlerine aynı samimiyetle bakabilmektir.

Belki de yeniden şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Evlenme tekliflerini gerçekten sevdiğimiz insan için mi hazırlıyoruz, yoksa bizi hiç tanımayan insanların birkaç saniyelik hayranlığı için mi?

Çünkü tarihin hiçbir döneminde mutlu evlilikler, en pahalı tekliflerle kurulmadı.

Ve hiçbir algoritma, iki insan arasında sessizce verilen “ömür boyu yanında olacağım” sözünün yerini tutamayacak.

Belki de aşkın en güzel prodüksiyonu…

Hiç sahnelenmeyendir.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HERAKLEİA PONTİKA’NIN ROMA TANRIÇALARI

    10 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Romalılar, General Cotta ile Herakleia Pontika’ya girerken yanlarında kendi tanrı ve tanrıçalarını da getirdiler. Kentlilerin inandıkları, taptıkları tanrılara ilaveten kendilerininkileri de kattılar. Bunlardan biri tanrıça Epona’dır. Roma dininde atların, eşeklerin ve katırların tanrıçası olarak bilinir. Aslında Romalılar, Epona kültünü Galya, Germania ve Tuna kıyısında yaşayan Barbar kavimlerden almışlardır. İmparatorluk döneminde genelde Augusta olarak anılan, imparatoru ve sarayı korumak için yakarılan bir Barbar tanrıçasıdır. Romalılar...
  • HAYAT GERÇEKTEN İYİ BİR ÖĞRETMEN MİDİR?

    05 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Hayat insana her şeyi öğretir." Bu cümleyi kaç kez duyduk, kaç kez söyledik bilmiyorum. Bir başarısızlığın ardından, bir ayrılığın sonrasında, iflas eden bir iş insanının ya da ağır bir hastalık geçiren birinin ağzından mutlaka çıkar bu söz. Sanki hayat görünmez bir okulmuş da herkes mezun oluyormuş gibi… Oysa biraz durup düşünelim. Gerçekten herkes öğreniyor mu? Belki de sorunun dosrusu "Hayat öğretiyor mu, yoksa sadece yaşatıyor mu?"dur! İnsanlık tarihi boyunca filozoflar deneyimin bilgeliğe dönüşmesini tartıştı. Antik Yunan'da Sokrat...
  • AŞKIN PRODÜKSİYON HALİ; YENİ NESİL EVLENME TEKLİFLERİ

    30 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Aşk, başkasının bakışına ihtiyaç duyduğu anda dönüşmeye başlar." Bir zamanlar evlenme teklifleri iki insanın arasında yaşanan mahrem bir andı. Heyecan vardı, belirsizlik vardı, reddedilme ihtimali vardı ve en önemlisi; o ana tanıklık eden yalnızca iki kalp vardı. Bugün ise aynı soru soruluyor ama farklı bir niyetle… "Benimle evlenir misin?" sorusu artık çoğu zaman "Bunu kaç kişi izleyecek?" sorusunun gölgesinde kalıyor. Çünkü çağ değişti. Biz artık yalnızca yaşamıyoruz; yaşadıklarımızı sergiliyoruz. Fransız düşünür Jean Baud...
  • “BİZ FUTBOLU ÇOK SEVİYORUZ AMA FUTBOLU ANLIYOR MUYUZ?”

    27 Haziran 2026 Genel, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Türkiye’nin Dünya Kupası hikayesi, aslında bir spor hikayesinden çok daha fazlasıdır. Bu hikaye; bir toplumun sabırsızlığının, duygusallığının, kısa yoldan başarı arzusunun ve kendisiyle yüzleşmekten kaçmasının hikayesidir. Dünya Kupası tarihinde Türkiye’nin en büyük başarısı 2002’de gelen üçüncülüktür. O yaz, sadece bir futbol başarısı değil; bir ulusun kendini yeniden güçlü hissetme anıydı. Ancak asıl soru şudur: Biz o başarıdan bir kültür mü çıkardık, yoksa onu bir hatıra olarak duvara mı astık?Aradan geçen yıllar ikinci seçeneğin daha d...