logo

DOĞAN GÖNÜLLÜ YAZDI : 8-SEKİZ

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
DOĞAN GÖNÜLLÜ YAZDI : 8-SEKİZ

2012 yılında borç-harç kurduğumuz Haber Hayat Yayıncılık, 1 Aralık 2020’de 8. Yayın yılını tamamlayıp, dokuzundan gün almaya başlayacak.

Arada bir panoramik bakışımızı tekrarlamakta fayda var:

Haber Hayat Yayıncılık çatısı altında Ekonomi temalı İş’te Haber Hayat Gazetesi çıkartıyoruz ve www.haberhayat.net web sitesinde internet haber yayıncılığı yapıyoruz.

İlk günden bu yana logomuzda “Batı Karadeniz Ekonomi Politika Kültür Forumu” vizyonumuz ve “aydınlık bir dünya aydınlık bir hayat” misyonumuz yazıyor.

Sıcak habercilikten uzak durmaya (işi erbabına bırakarak) çalışıyor, reyting kaygısı gütmüyoruz. Atatürk’ün izinden gidiyoruz; tüm milli ve manevi değerlere saygıda kusur etmeden  “doğru, güvenilir ve faydalı olmak” bize yetiyor. Vicdan muhasebesi yaparken varlıklar hanemizde yetki, görev ve sorumluluklarımız ağırlıklı olarak yer alıyor.    

İlklerin ve ilkelerin peşinde koşarken, sektördeki farkındalığımızı pastayı bölerek değil, büyüterek oluşturmaya çalışıyoruz. Sayısız örnekleri gazete ve web sitemizin sayfalarında fazlası ile var.  

Başka ne yapıyoruz…

Yeri geldiğinde yatırımcının, yeri geldiğinde kamunun, yeri geldiğinde işçinin ya da işverenin sesi oluyoruz. Siyaset ve STK seçim süreçlerinde gazetemizin kurumsal yapısı “tam tarafsız ve bağımsız” olurken, yeri geldiğinde köşelerimizde şahsi fikirlerimizi paylaşmaktan çekinmeden, ima etmeden, şu parti, şu kişi kazanabilir, ya da kazanmalıdır diyebiliyoruz.  Bu bizim kimseye bağımlı veya diyet borcu olmamamızdan, yani “güçlü” olmamızdan kaynaklanıyor.

Başka… başka…

Örneğin ilk sayımızda Filyos Projesi’nin bir türlü tamamlanamamasının bölgeye zarar verdiğini yazıyoruz; 2020’de haklılığımızla aynı konu sıcaklığını koruyor. “Tunalı Hilmi’ye vefa borcu ödenmelidir” diyoruz; Bugün yerine getirilmesinin coşkusunu yaşıyoruz. “Dağ Taş Sac Üçgeninde Velidağ Emekçileri”ni yazıyoruz; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti haber ödülünü kazanıyoruz. Yıllar yıllar önce çektiğimiz Kandilli Belgeselini, turizm kültür projesi için bugün devletin Valisine Kaymakamına sunum yapıyoruz/Turizm Potansiyelimizi değerlendirmeliyiz diyoruz; Valimiz iç sayfalarda “Turizm Zonguldak için önemli gelir kaynağı olacak” diyor.

Daha mı?..

Aman Allah korusun! İnsan kendisinden/ürününden bahsederken gösterişe kaçmaması zor olurmuş. Bu nedenle biz yazalım çizelim ama değerlendirmeyi; başta okuyucuya, olmak üzere kamuoyuna ve paydaşlarımıza bırakalım.

Sonuçta çalışarak işimizi yaptık. Namerde muhtaç olmadan, yüzümüzü karartmadan-kızartmadan, kimseye yandaşlık veya hasımlık yapmadan, şantaja tehdite yer bırakmadan sadece çalışarak/üreterek işimiz yaptık. Allah sağlık verdikçe Haber=Hayat kendi yolunda “objektif, tarafsız ve güçlü yayıncılığını” devam ettirecektik. Dedik ya çelmelere rağmen!..

Emeği geçenlere ve destek verenlere sonsuz teşekkürlerimizle hep birlikte nice yıllara…   

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

#

DOĞAN GÖNÜLLÜ YAZDI : 8-SEKİZ” için 1 yorum

  1. Ali ÇATAKLI : diyor ki:

    SAYIN DOĞAN GÖNÜLLÜ,

    ÖNCELİKLE SICAK İLİŞKİLERİNİZDEN İNANDIRICI KAMU VE ÖZEL KURUMLARA YAKLAŞIMINIZ , ÖDÜN VERMEDEN ÇALIŞMANIZ BİZLERİ BU TOPLUMUN FERDİ OLARAK

    AYNI ZAMANDA (UTKU KOLEJİ) DOĞA KOLEJİ ADINA KUTLUYORUM.

    AYRICA HABER HAYAT ÇALIŞANLARIN GAZETE EMEKÇİLERİNİ DE KUTLUYORUM.

    DAHA NİCE DOĞRU HABERCİLİK YAŞAMANIZI GÖNÜLDEN DİLİYORUM.

    KDZ.EREĞLİ DOĞA KOLEJİ /YÖNETİM KURULU BŞK. ALİ ÇATAKLI

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • AŞKIN PRODÜKSİYON HALİ; YENİ NESİL EVLENME TEKLİFLERİ

    30 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Aşk, başkasının bakışına ihtiyaç duyduğu anda dönüşmeye başlar." Bir zamanlar evlenme teklifleri iki insanın arasında yaşanan mahrem bir andı. Heyecan vardı, belirsizlik vardı, reddedilme ihtimali vardı ve en önemlisi; o ana tanıklık eden yalnızca iki kalp vardı. Bugün ise aynı soru soruluyor ama farklı bir niyetle… "Benimle evlenir misin?" sorusu artık çoğu zaman "Bunu kaç kişi izleyecek?" sorusunun gölgesinde kalıyor. Çünkü çağ değişti. Biz artık yalnızca yaşamıyoruz; yaşadıklarımızı sergiliyoruz. Fransız düşünür Jean Baud...
  • “BİZ FUTBOLU ÇOK SEVİYORUZ AMA FUTBOLU ANLIYOR MUYUZ?”

    27 Haziran 2026 Genel, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Türkiye’nin Dünya Kupası hikayesi, aslında bir spor hikayesinden çok daha fazlasıdır. Bu hikaye; bir toplumun sabırsızlığının, duygusallığının, kısa yoldan başarı arzusunun ve kendisiyle yüzleşmekten kaçmasının hikayesidir. Dünya Kupası tarihinde Türkiye’nin en büyük başarısı 2002’de gelen üçüncülüktür. O yaz, sadece bir futbol başarısı değil; bir ulusun kendini yeniden güçlü hissetme anıydı. Ancak asıl soru şudur: Biz o başarıdan bir kültür mü çıkardık, yoksa onu bir hatıra olarak duvara mı astık?Aradan geçen yıllar ikinci seçeneğin daha d...
  • OSMANLI’NIN SON DEVRİNDE KDZ EREĞLİSİ EVKAF MEMURLARI

    26 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TDV İslam Ansiklopedisi’nin ‘’Evkaf-ı Hümayun Nezareti’’ bahsinde Nazif Öztürk’ün ifadesine göre; Evkaf-ı Hümayun Nezareti, II. Mahmud tarafından, sultanlara ve yakınlarına ait dağınık bir vaziyette bulunan vakıfların tek elden idaresi maksadıyla 1826 yılında kurulmuştur. Nezaretin kurulma sebepleri ararsında, çok dağınık bir vaziyette olan vakıf yönetiminin tek elde toplanması yanında vakıf sektöründe baş gösteren yolsuzlukların ortadan kaldırılması, devlet yapısının batı tarzında merkezi bir anlayışla yeniden düzenlenmesi ve vakıf pot...
  • UZM. PSİKOLOG DR.TUGAY YAZGAN SORDU!

    23 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Büyükbaba Paradoksu ve İnsan Zihni: Zamanda Yolculuk Aslında Neden Kendimize Yolculuktur? Diyelim ki zamanda geriye gittiniz. Henüz doğmamış olan babanızın babasını, yani büyükbabanızı buldunuz. Bir şekilde onun çocuk sahibi olmasını engellediniz. Mantık gereği babanız doğmayacak. Babanız doğmazsa siz de doğmayacaksınız. Ama siz doğmadıysanız, geçmişe gidip büyükbabanızın hayatına müdahale eden kişi kimdi? İşte buna Büyükbaba Paradoksu denir. Fizikçiler bunu zamanın doğasıyla açıklamaya çalışırken, psikoloji çok daha rahatsız edi...