logo

KÖTÜ GİDİŞE ZOR SORU!

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
KÖTÜ GİDİŞE ZOR SORU!

Zamlar, enflasyon, işsizlik, gençlerin umutsuzluğu, ailelerin mutsuzluğu…

Ötesini saymaya gerek yok!

Kapitalizmin daha fazla kar hırsı ve içinde bulunduğu sarmal, vicdanları kör etmek; milli ve manevi değerleri yok etmek zorunda adeta!

İktidarın aymazlığı ‘oy’a tahvil edilmiş hesaplarla reel ekonomi arasına sıkışmış durumda iken; muhalefet ‘zoraki ittifak‘ algısını aşamıyor!  

Baksanıza;

“Komşusu açken tok yatan olgun biri değildir” inancından, “vurun abalıya” anlayışına evrilişimizin(!) hazin sürecini yaşanıyor.

Ulusal kurtuluş savaşımızdaki dayanışma ruhundan dönüp, mikro milliyetçilik kampanyası düzenler hale geldik.

Dünyada kendi kendine yeten tarım ürünlerine sahip 7 ülkeden biri olmakla övünürken; mercimeği, nohudu, buğdayı ithal edişimize ağlarken, üretimsizlikten tıkanan ekonomiye denge tutturmak ne mümkün.  

Haklı olanın değil güçlü olanın kazandığı, adaletsizliği düzenin gereği olarak kabul edip adeta hazım etme yarışındayız.

Ah, gelirler hızla düşerken, artan giderlere hız yetiştirmek ne büyük sorun.

Bir yanda 2. el aracımız değer kazandı diye sevinirken, diğer yanda 30 tl/litre yakıt fiyatını denkleştirip yola bile çıkmaya çekinen bizler…

Ya yerelde…

Ereğli’ye demir çelik fabrikası kurulmasının vesilesi kömür kaynaklarına yakınlığı gerekçesinden, milyarlarca dolarlık kömür ithalatı gerçeğine…

Madenci türkülerinde bile ‘Uzun Mehmet var mı yok mu’ nakaratları çığırılıyor!

Tren hattının raylarını sökerek, lokomotifini keserek, cüruf dökerek nostaljik bisiklet yolu açmakla övünür hale geldik. 

Osmanlı Çileği kokan Ereğli’yi özlüyor, verimli topraklarımızı sürmek yerine, asgari ücretle adres belli olsun diye iş arayan aileler.

Göç alan Ereğli’den göç veren Ereğli’ye geçtiğimiz halde artan konut fiyatlarına şaşırıp kalmamak elde değil!

İnsanları nezakete davet eden, yatırıma teşvik eden, kamuyu denetleyen gazete manşetlerinden vaz geçip, şantaj-yandaş-montaj gazeteciliğine prim verenleri alkışlamak da neyin nesi?.  

Devletin vali-kaymakamlarından,  hükümetin-vali kaymakamlarına yatay geçiş yapıyor, kamu binalarının olmayışına isyan bile edemiyoruz.

Her şeyin hazır, herkesin nazır olduğu ve 10 yıldır beklediğimiz fakülte kampüsümüze, Ereğli-Devrek yolumuza bir türlü kavuşmak mümkün olmuyor.

Ve dahası…

Diyalogdan, monoloğa…

Nitelikten, “ama her ilimizde üniversite var” niceliğine…

Değerler bütününden, değerler yoksunluğuna…

Sorgulamaktan çıkıp, durumdan fayda çıkarma cinliğine doğru hızla yol alıyor-uz.

Velhasıl dostlar, kötü gidiş tırmanıyor!

Sıkıldık mı: evet.

Tüm bunlar tesadüf mü: hayır.

En çok adaletsizlikten şikâyet eden bir toplumda algılar da değişti elbet.

Her şeyin kaçınılmaz olduğunu kabul edip, keyfini çıkarır hale geldik mirim!

Ben bu kötü gidişe, klişe ama ‘zor bir soru’ ile cevap arıyorum:

“Gitmek mi zor, kalmak mı zor?”   

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DR. TUGAY YAZGAN, GÜNCEL KONU ‘SINAVLARI’ ELE ALDI

    21 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir Milletin Karnesi: Çocuklarımız mı Kaybediyor, Yoksa Geleceğimiz mi? Her yıl aynı manzarayı yaşıyoruz. Milyonlarca öğrenci aylarca, hatta yıllarca hazırlanıyor. Evlerde sessizlik hakim oluyor, özel dersler, kurslar, deneme sınavları birbirini takip ediyor. Sonra birkaç saatlik sınavın ardından milyonlarca hayalin kaderi açıklanan sonuçlarla yeniden şekilleniyor.Ancak bu sonuçlar yalnızca öğrencilerin başarısını göstermiyor. Onlar aynı zamanda bir ülkenin eğitim sisteminin, aile yapısının ve toplumsal önceliklerinin de aynası oluyor ve bu...
  • TÜKETEN İNSAN, TÜKENEN İNSAN: DOYUMSUZLUĞUN PSİKOLOJİSİ

    16 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir zamanlar insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için üretirdi. Bugün ise çoğu zaman ihtiyaçlarını değil, eksiklik duygularını satın almaya çalışıyor. Evler büyüyor, dolaplar doluyor, telefonlar yenileniyor, otomobiller değişiyor fakat insanın içindeki boşluk aynı hızla büyümeye devam ediyor. Çünkü modern insan artık nesneleri tüketmiyor; çoğu zaman tükettiği şey, kendi huzuru oluyor. Schopenhauer: "Hayat, istek ile can sıkıntısı arasında gidip gelen bir sarkaçtır." Der. Gerçekten de insanın psikolojisi bu sarkaçtan çok farklı işlemiyor. ...
  • GÜNÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ DEĞERİ: İNSAN KALABİLMEK

    13 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Teknoloji ilerledi, şehirler büyüdü, bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor. Yapay zeka artık yalnızca sorularımıza cevap vermiyor; metin yazıyor, resim çiziyor, karar süreçlerine ortak oluyor. Buna rağmen çağımızın en büyük sorunu bilgi eksikliği değil; insan eksikliği.Çünkü insan olmak ile insan kalabilmek aynı şey değil! Doğmak bizi biyolojik olarak insan yapar ancak vicdanlı olmak, merhamet göstermek, adalet duygusunu korumak, başkasının acısını hissedebilmek ve gerektiğinde kendi çıkarından vazgeçebilmek bizi gerçekten "insan" yapan özellik...
  • HERAKLEİA PONTİKA’NIN ROMA TANRIÇALARI

    10 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Romalılar, General Cotta ile Herakleia Pontika’ya girerken yanlarında kendi tanrı ve tanrıçalarını da getirdiler. Kentlilerin inandıkları, taptıkları tanrılara ilaveten kendilerininkileri de kattılar. Bunlardan biri tanrıça Epona’dır. Roma dininde atların, eşeklerin ve katırların tanrıçası olarak bilinir. Aslında Romalılar, Epona kültünü Galya, Germania ve Tuna kıyısında yaşayan Barbar kavimlerden almışlardır. İmparatorluk döneminde genelde Augusta olarak anılan, imparatoru ve sarayı korumak için yakarılan bir Barbar tanrıçasıdır. Romalılar...