logo

GERGİNLİK BİLE YORULDU MEMLEKETTE!

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
GERGİNLİK BİLE YORULDU MEMLEKETTE!

Bir ülke düşünün…

İnsanları sabah alarm sesiyle değil, bildirim sesiyle uyanıyor. Döviz artmış mı, biri gözaltına mı alınmış, yeni zam mı gelmiş, sosyal medyada bugün kimler linç edilmiş… Gün daha başlamadan -gece boyunca tetikte olan- zihnimiz mesaiye böyle başlıyor.

Aslında uyku, beynin kapandığı değil; tam tersine en yoğun bakımı yaptığı zamandır. İnsan uyurken beden dinleniyor gibi görünür ama beyin arka planda oldukça aktif çalışır. Hafıza düzenlenir, duygusal işleme devam eder, beyinsel temizlik sistemi -glimfatik sistem- daha aktif çalışır. Bu sistem, gün içinde biriken toksik atıkları temizler. Yani uyku, beynin adeta gece yapılan bakım ve temizlik sürecidir. Kaliteli bir uyku sonucunda dikkat ve odaklanma güçlenir, duygusal dayanıklılık artar, öğrenme kolaylaşır, yaratıcılık artar…

Neyse konumuza dönelim.

Eskiden insanlar “öfkeliydi” Şimdi başka bir şey oldu bu. Daha derin, daha sessiz bir şey… Toplumsal bir tükenmişlik hali.

Artık kimse tam anlamıyla şaşıramıyor. Çünkü sürekli alarm halinde yaşayan bir toplumun sinir sistemi, bir noktadan sonra kendini korumaya alıyor. Psikolojide buna “Duygusal Uyuşma” deniyor. İnsan zihni, sürekli stres altında kalınca kendini kapatıyor. Yani mesele artık dayanıklılık değil; hissedemeyecek kadar yorulmak.

Eskiden bir olay olduğunda insanlar günlerce konuşurdu. Şimdi aynı gün içinde üç kriz yaşanıyor. Sabah öfkelendiğimiz şeyi akşam unutuyoruz. Çünkü memlekette sadece gündem değil, refleksler de değişiyor.

Bir adam markette peynir fiyatına bakıp gülmeye başladı geçen gün. Gerçekten gülüyordu. Kasiyer de güldü, arkadaki kadın da. Kimse komik bir şey olduğundan değil… Sinir sistemi bazen ağlamak yerine mizah üretir. Bu coğrafyanın kara mizahı biraz da buradan geliyor zaten.

Türkiye’de insanlar artık “mutlu” olmaya çalışmıyor. Sadece “çok bunalmamaya” çalışıyor.
Bakın etrafa: Herkes biraz öfkeli, biraz yorgun, biraz dalgın. Trafikte korna bir iletişim dili olmuş. Kahvede ekonomi konuşuluyor, evde sessizlik. Gençler gitmek istiyor, kalanlar alışmaya çalışıyor. Herkes birbirine “iyi misin?” diye soruyor ama kimse gerçek cevabı vermiyor, eskilerin dediği gibi “İyi misin, iyiyim!” diyor geçiyoruz.

Çünkü bu ülkede insanlar bir süredir yaşamıyor; idare ediyor.

Felsefi tarafı daha da acı: İnsan, sürekli belirsizlik içinde yaşayınca zaman algısını kaybediyor. Gelecek planı yapamayan toplumlar “anı yaşamayı” bilgece bir seçim olduğu için değil, mecbur kaldığı için öğreniyor. O yüzden burada umut bile kısa vadeli yaşanıyor; bir maaşa, bir tatile, bir hafta sonuna, bir maç sonucuna bağlanıyor.

Ve yine de… Bu ülkenin insanı bir biçimde hayata tutunuyor.
Çay koyuyor.
Misafir çağırıyor.
Düğün yapıyor.
Şaka yapıyor.
Yarın düzelecekmiş gibi davranıyor.

Normal şartlarda dağılması gereken insanlar hala işe gidiyor, çocuk büyütüyor, aşık oluyor, kahkaha atıyor. Çünkü bazen direnmek; slogan atmak değil, ertesi gün yeniden uyanabilmektir.
Ve memleketin özeti belki de tek cümle: “Artık insanlar gergin değil… Gerginlik bile yoruldu.”

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT GERÇEKTEN İYİ BİR ÖĞRETMEN MİDİR?

    05 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Hayat insana her şeyi öğretir." Bu cümleyi kaç kez duyduk, kaç kez söyledik bilmiyorum. Bir başarısızlığın ardından, bir ayrılığın sonrasında, iflas eden bir iş insanının ya da ağır bir hastalık geçiren birinin ağzından mutlaka çıkar bu söz. Sanki hayat görünmez bir okulmuş da herkes mezun oluyormuş gibi… Oysa biraz durup düşünelim. Gerçekten herkes öğreniyor mu? Belki de sorunun dosrusu "Hayat öğretiyor mu, yoksa sadece yaşatıyor mu?"dur! İnsanlık tarihi boyunca filozoflar deneyimin bilgeliğe dönüşmesini tartıştı. Antik Yunan'da Sokrat...
  • AŞKIN PRODÜKSİYON HALİ; YENİ NESİL EVLENME TEKLİFLERİ

    30 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Aşk, başkasının bakışına ihtiyaç duyduğu anda dönüşmeye başlar." Bir zamanlar evlenme teklifleri iki insanın arasında yaşanan mahrem bir andı. Heyecan vardı, belirsizlik vardı, reddedilme ihtimali vardı ve en önemlisi; o ana tanıklık eden yalnızca iki kalp vardı. Bugün ise aynı soru soruluyor ama farklı bir niyetle… "Benimle evlenir misin?" sorusu artık çoğu zaman "Bunu kaç kişi izleyecek?" sorusunun gölgesinde kalıyor. Çünkü çağ değişti. Biz artık yalnızca yaşamıyoruz; yaşadıklarımızı sergiliyoruz. Fransız düşünür Jean Baud...
  • “BİZ FUTBOLU ÇOK SEVİYORUZ AMA FUTBOLU ANLIYOR MUYUZ?”

    27 Haziran 2026 Genel, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Türkiye’nin Dünya Kupası hikayesi, aslında bir spor hikayesinden çok daha fazlasıdır. Bu hikaye; bir toplumun sabırsızlığının, duygusallığının, kısa yoldan başarı arzusunun ve kendisiyle yüzleşmekten kaçmasının hikayesidir. Dünya Kupası tarihinde Türkiye’nin en büyük başarısı 2002’de gelen üçüncülüktür. O yaz, sadece bir futbol başarısı değil; bir ulusun kendini yeniden güçlü hissetme anıydı. Ancak asıl soru şudur: Biz o başarıdan bir kültür mü çıkardık, yoksa onu bir hatıra olarak duvara mı astık?Aradan geçen yıllar ikinci seçeneğin daha d...
  • OSMANLI’NIN SON DEVRİNDE KDZ EREĞLİSİ EVKAF MEMURLARI

    26 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TDV İslam Ansiklopedisi’nin ‘’Evkaf-ı Hümayun Nezareti’’ bahsinde Nazif Öztürk’ün ifadesine göre; Evkaf-ı Hümayun Nezareti, II. Mahmud tarafından, sultanlara ve yakınlarına ait dağınık bir vaziyette bulunan vakıfların tek elden idaresi maksadıyla 1826 yılında kurulmuştur. Nezaretin kurulma sebepleri ararsında, çok dağınık bir vaziyette olan vakıf yönetiminin tek elde toplanması yanında vakıf sektöründe baş gösteren yolsuzlukların ortadan kaldırılması, devlet yapısının batı tarzında merkezi bir anlayışla yeniden düzenlenmesi ve vakıf pot...