logo

“SÖZ, GÖZE SÖYLENİR”

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
“SÖZ, GÖZE SÖYLENİR”

Söz Ustası, Liderlik Eğitmeni Yaşar Ateşsoy, “Etik Gazetecilik” konulu toplantıda muhatabın anladığı dilden konuşulması gerektiğini ifade ederken “Söz, göze söylenir” derdi. Toplantının ana konusu olan mentörlükle ilgili ise “Dinlemek anlamak amaçlı olmalı, cevap vermek amaçlı değil” sözleri ile bir çırpıda ne çok şey söylemişti aslında. Tıpkı espriyle karışık, “Ağlaşmayın yahu, ne güzel ‘AĞ’ laşıyoruz işte” dediğinde olduğu gibi..!

Sahi “söz” için demişti Koca Yunus : “Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı… Söz ola agulu aşı balıla yağ ide bir söz” Ah söz, sen nelere kadirsin; hele ki siyasette! Aklıma birden ABD Başkanı Trump ve Ereğli Belediye Başkanı Posbıyık geldi ya neyse, konuyu dağıtmayalım!

Bu girizgahtan sonra, 3-4 haftadır ailevi ve mesleki nedenlerle sürekli şehir dışında koşturmaca içerisinde olduğumdan, oradan-buradan derlemelerle ve sözü göze söyleyerek devam edelim:  


ETİK GAZETECİLİK AĞI VE MENTÖRLÜK

Geçtiğimiz hafta sonunda, Basın Konseyi liderliğinde, Tüm İletişim ve Medya Federasyonu (TİMEF), Politik Araştırmalar Derneği (PAD) ve Almanya’dan CRISP işbirliği ile İstanbul’da düzenlenen “Etik Gazetecilik Yıllık Ağ Kurma Çalışmaları ve Mentörlük Programı,”  toplantısına TİMEF Genel Başkan Yardımcısı olarak katıldım. TİMEF Başkanı Şakir Gürel‘in moderatörlüğü sayesinde demokrasinin kılcal damarları olarak ifade edilen yerel basının sorunlarını ve dijitalleşme etkisi ile nereye evrileceğini tartıştık. Medya Meslek Odası/Birliği ihtiyacının gündemdeki yerini koruduğuna karar verdik. Yaşar Ateşsoy‘un tabiri ile yerel medyada görevini layıkı ile yapanların aslında bulundukları bölgenin güvenilir birer mentörleri sayıldığı üzerine hem fikir olduk. Toplantı için Almanya’dan gelen Hannah ve Kateryna’dan “Güvenli alanlar oluşturuyoruz” cümlelerini işiterek proje kapsama alanında bulunmaktan memnun olduk. Basın Konseyi temsilcisi Alişan Kuloğlu’nun konunun yörüngeden sapmaması için gayretlerine şahit olup proje tanıtımınızda olası fırsatları ilgi ile izledik.  PAD temsilci Mesut Karaağaç’tan da on line eğitimler sayesinde STK’ların kapasitelerinin artırılacağı mesajını aldık ve “takipleşelim” dedik.

Sıkı bir çalışma oldu. Alınan karar gereği “Etik Gazetecilik Ağı(EGA)” kuruluyor. Haberleşme ve İletişim başta olmak üzere, Deneyim Paylaşımı,  Destekleşme ve  Kapasite Geliştirme hedeflerini gözeten ‘Etik Gazetecilik Kabul Metni’ hazırlayıp meslektaşlarımızla ve kamuoyu ile paylaşacağız.

Ülke çapını aşan gayretle yerel medyada örgütlenme öncüsü TİMEF Başkanı Şakir Gürel ve projelerin vazgeçilmez Koordinatörü Sultan Tapdık kardeşimle öteden beri Ereğli’de de mesleki bir toplantı üzerine çalışıyoruz ve Anadolu tabiri ile “Gün ola harman ola…” diyoruz.Bakalım aynayı kendimize/ kentimize tutabilecek miyiz?

Bu arada, toplantılarda aktiflikleri ile dikkat çeken genç arkadaşlarım Bursa’dan Kemal Uysal, Kahramanmaraş’tan Mustafa Alyaz ve İstanbul’dan Özkan Uzelli’ye buradan teşekkür etmek istiyorum. İyi ki vardınız. Van etkinliğimizde bana katılım belgemi takdim eden zarif ve üretken meslektaşım Gazeteci-Yazar Macit Gürbüz‘e de teşekkür borcumu bu vesile ile ödemiş olayım.


POSBIYIK HALEFİNİ BELİRLEDİ Mİ?

Geçen gün Ereğli dışından bir arkadaşım, yine Ereğli dışından başka bir arkadaşından Ereğli Belediye Başkanı Posbıyık’ın halefini (kimsenin itiraz edemeyeceği bir isim olarak) belirlediğini bir ziyarette açıkladığını duyduğunu ve benim bu ismi bilip bilmediğimi sordu. Ben de, daha önce yine benzer açıklamalar yaptığını, ancak kendisi de bir söz ve oy ustası olan Posbıyık’ın kimseye el vermeye niyetli görünmediğini (gözlemlediğimi) söyledim. Ve ekledim: “Medya mesajdır. Bazen kişiye, bazen topluma. Bu da kişiye olsa gerek.” Ya da ben bu algıyı, haberi atladım mı, bilemiyorum.


ÜNLÜER TAKİP EDİLMEYE DEĞER

Kdz. Ereğli (Batı Karadeniz) Deniz Ticaret Odası (DTO) Başkanı Oğuz Ünlüer, 10 Ekim 2022’de göreve geldiği günden bu yana bölgedeki denizcilik sektörüne önemli katkılar sağlayarak “Dikkat çekici” bir liderlik sergiliyor. Ekip ruhunu ön plana çıkartan Ünlüer döneminde DTO, sadece bir sivil toplum kuruluşu olmanın ötesine geçerek, bölge için farkındalık yaratan itici bir güç haline geldi.

Genç Başkan Oğuz Ünlüer‘in yönetişim modelinde Kdz. Ereğli DTO’nun en belirgin özelliklerinden biri, etkin iletişim ve işbirliği anlayışı oldu. Başta Ereğli ve Zonguldak Ticaret Sanayi Odası olmak üzere bölgedeki liman işletmeleri, deniz taşımacılığı firmaları, balıkçılık kooperatifi ve üniversiteler dahil ilgili kamu kurumlarıyla sürekli temas halinde oldu. Sektörün ihtiyaçlarına yönelik hızlı ve etkili çözümler üretti.  Bu işbirliği, sektördeki paydaşlar arasında güven ve koordinasyonun artmasını sağladı.

Kdz. Ereğli DTO, Ünlüer döneminde sadece bölgesel değil, ulusal ve uluslararası platformlarda da aktif rol aldı. Türkiye’deki diğer DTO’lar ve denizcilikle ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla sıkı ilişkiler kurularak tecrübe paylaşımı ve ortak projeler geliştirdi. Ayrıca, uluslararası denizcilik fuarlarına ve konferanslara katılım sağlayarak Kdz. Ereğli’nin denizcilik potansiyeli dünyaya tanıttı. Örneğin Kurvaziyer turizmi girişimleri, kültür balıkçılığına destek, üniversitelerle işbirliği, tersanelerle yakından ilgi, belediye limanının tadilatının takibi gibi çabalar da, bölgenin deniz ticaretindeki konumunu güçlendirmeye başladı.

Sözün özü: ‘Mavi Ereğli’ hamlesinin bayraktarlığını üstlenen Ünlüer ve dinamik ekibini takip etmek gerek.

Yazı bitiyor, gökten üç elma düşüyor!

Paylaşın:
Etiketler: » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • CANVER YAZDI: KSENEPHON VE ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ

    25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Ksenephon ( d. MÖ 431-ö. MÖ 350’den kısa bir süre önce ), Attika’lı bir Yunan tarihçisi olup Anabasis ( Onbinlerin Dönüşü ) adlı yapıtıyla tanınır. Anlatım biçiminden dolayı Antik Çağ’da çok tutulan bu eser, Latin edebiyatı üzerinde de büyük bir etki bırakmıştır. Varlıklı bir Atinalı aileden gelen Ksenephon, Atina ve Sparta arasındaki Peleponnessos Savaşı ( MÖ 431-404 )’nın karışık ortamında yetişmiştir. Sokrates’in yanında öğrenim gördü. Dolayısıyla aşırı demokratik yönetime karşı eleştirel bir tutum takındı. MÖ 401’de Atina’da demokrasini...
  • ÖZYAMAK YAZDI: GÜVENLİ DAVRANIŞ VE RUHSAL SAĞLIK

    25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    GÜVENLİĞİN GÖRÜNMEZ KAHRAMANI: GÜVENLİ DAVRANIŞ VE RUHSAL SAĞLIK Yazı dizimizi, iş sağlığı ve güvenliğinin en hayati halkasıyla bitiriyoruz: Psikososyal Risk Yönetimi. Bu alan çoğu zaman ihmal edilir ancak kazaları önlemede en etkili yöntemdir. ISO 45001 fiziksel güvenliğin çerçevesini çizerken, ISO 45003 bu yapıyı çalışan ruhu ve refahıyla tamamlar. Zihin Yorulunca Beden Hata Yapar Geleneksel İSG sadece baret ve eldivene bakar. Ancak veriler daha derin bir tablo sunuyor: Genç Çalışanlar (18-25 Yaş):  İş kazalarının...
  • GERGİNLİK BİLE YORULDU MEMLEKETTE!

    24 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir ülke düşünün… İnsanları sabah alarm sesiyle değil, bildirim sesiyle uyanıyor. Döviz artmış mı, biri gözaltına mı alınmış, yeni zam mı gelmiş, sosyal medyada bugün kimler linç edilmiş… Gün daha başlamadan -gece boyunca tetikte olan- zihnimiz mesaiye böyle başlıyor. Aslında uyku, beynin kapandığı değil; tam tersine en yoğun bakımı yaptığı zamandır. İnsan uyurken beden dinleniyor gibi görünür ama beyin arka planda oldukça aktif çalışır. Hafıza düzenlenir, duygusal işleme devam eder, beyinsel temizlik sistemi -glimfatik sistem- daha ak...
  • LOKOMOTİF Mİ, VAGON MUSUN? ASLINDA BÜTÜN MESELE BU!

    19 Mayıs 2026 Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanlar yaşamda çoğu zaman iki role savrulur: Vagon ya da lokomotif. Birileri tarafından çekilen mi olacaksın, yoksa kendi yönünü belirleyen mi? Vagon olan insan, çoğu zaman hayatını dış etkenlerin belirlemesine izin verir. Ailesinin korkuları, toplumun beklentileri, partnerinin kararları, geçmiş travmaları ya da “Elalem ne der” düşüncesi onun raylarını döşer. Hareket eder ama kendi iradesinin gücüyle değil; bağlandığı lokomotifin yönüyle ilerler. Lokomotif olan insan ise kolay bir hayat yaşamaz. Çünkü yön vermek ağırdır. Karar almak, s...