logo

EREĞLİ’NİN ÇİÇEKLERİ

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
EREĞLİ’NİN ÇİÇEKLERİ

Ekin ve tohum tanrısı Saturnus’un, insanların ektiği tohumlara kol kanat germesi sonucu yetişen ürünlere karısı Hayat Tanrıçası Ops hayat verince Herakleia Pontika’nın bahçelerinde ve evlerin saksılarında, tarhlarında rengarenk çiçekler açarmış. Açalyalar, akşam sefaları, aynısafalar bir yandan, begonyalar, boru çiçekleri, camgüzelleri, civanperçemleri başka bir yandan insanların yüreklerini şenlendirirmiş. Aslanağızları, düğün çiçekleri, fesleğenler, Frenk asmaları göz alıcı çiçekleriyle birbirleriyle adeta dans ederlermiş.

Bereket Tanrıçası Demeter de, kızı Persephone, yeraltı ülkesinden yeryüzüne çıkıp yanına geldiği zaman, sevincinden dünyayı ‘revhrani’: gönüle ferahlık veren, içaçıcı güzel yer edermiş. Sokaklar, saraylar, evler baştanbaşa hercaimenekşe, gecesefası, gelin çiçeği, gülhatmi, hanımeli, gündüzsefası, gelinçiçeği, haseki küpesi, hezaren bürünürmüş. Hüsnüyusuf, ıtri, reyhan, zerefşan, mineçiçeği, yavruağzı ve mor salkım kokuları insanların başını döndürürmüş.

Nevbahar aylarında çiçeklerin açmasını sağlayan ürün tanrıçası Flora, bunlarla yetinmeyip ortalığı mührüsüleyman, ortanca, petunya, saksıgüzeli, sardunya, siklamen, şakayık, şebboy, muhabbetçiçeği, kamelya, karanfil, lale, küpeçiçeği, mahonya çiçekleriyle kaplarmış. Menekşeler, mercanköşkler, acem boruları, rengarenk, büyüleyici çiçekler açar, manolya ağaçları kocaman beyaz çiçekleriyle insanları büyülermiş.

Saturnus’un torunu, kır tanrısı Faunus da; kırlara çiçekler saçar, ortalığı pastoral bir tabloya çevirirmiş. Çiğdemler, ballıbabalar, çir sarmaşıkları, çöbaniğneleri, çoban çantaları, çoban püskülleri boy boy dikilir, çoban değnekleri katırtırnakları ile dikenli katırtırnakları yollarda, bayırlarda, patikalarda rengarenk peyzajlar yaratırmış.

Günlerden bir gün Europa adlı güzel bir kız, tarlalardan çiçek toplamaya çıkmıştı. En güzel sepet onunkiydi. Çünkü Hephaistos yapmıştı. İçinde ebegümeciler, erdare de denilen yabani şebboylar, filbahriler, havlıcanlar, horoz ibikleri, ıtır, ıtırşahi, zerrin ve yaseminler salkım salkım diziliydi. Onu görüp beğenen çapkın Zeus genç kıza boğa kılığında yaklaşıp onu Girit’e kaçırdı; Avrupa’ya adını veren bu genç tazeyi.

Yine günlerden bir gün dağlarda çiçek toplarken tanrı Apollon tarafından kaçırılan güzel Kreusa, ondan İon isimli bir çocuk doğurur. Bu genç daha sonra İonia’lıların atası olacaktır. Kreusa’nın elinden düşürdüğü sepetini; yıldızçiçeği, navçağan, öküzgözü, papatya, sarısalkım, sığırdili, sığırgözü, sığırkuyruğu ve unutmabeni çiçekleri doldurmuştu.

Amaltheia, Zeus’u çocukken sütüyle besleyen keçinin sahibi olan ‘nymphe’ydi. Başında bir boynuzu vardı; bunun içinde her zaman yiyecek içecek bulunurdu. Nymphe’nin yaşadığı yerlerde de birbirinden güzel kadife çiçeği, kasımpatı, keçisakalı, katırkuyruğu, kedinanesi, koyungözü dene iri papatyalar, leylak, mahmur çiçeği ve mastı çiçekleri yetişirdi.

Tanrı Apollon ile disk atma yarışına giren genç Hyakinthos, tanrının savurduğu diskin gelip alnına çarpması sonucu ölünce, Apollon onu sümbül çiçeğine çevirir. Afrika sümbülü de denen yaz sümbülü, nardin ve sümbülteber de ona atfedilmiştir.

Hades’in, Bemeter’in kızı Persephone’a aşık olması üzerine, kardeşine yardım etmek için Zeus’un yarattığı Narkissos, namı diğer nergis çiçeğini gören Persephone onu koklamak üzere eğildiğinde, Hades tarafından arabasına alınarak yeraltı ülkesine kaçırılır. Nymphe’lerden Ekho, Narkissos’a şıktır ama genç adam ona yüz vermez. Ancak Hera, kocasıyla düşüp kalktığını düşündüğü Ekho’ya haksız yere konuşamama cezası verince sesi eko yapmaya başlar. Arkadaşlarının intikamını almak için diğer nympheler tanrılara başvurup , hiç kimseyi beğenmeyen Narkissos’un sadece kendisini sevmesi cezasına verilmesini isterler. Narkissos artık ondan böyle sadece kendisine aşık olur; ortalığı abheri   ( nergis ) kokularına boğar.

Afrodit’in sevgilisi Adonis, av sırasında yaban domuzu tarafından öldürülünce, ağıt yakan aşk tanrıçasının isteği ile dökülen kanları kırmızı yaban güllerine dönüşür. Nesteren de denilen ağustos gülü, Sadberk denilen katmerli gül, menekşe gülü, misk gülü, yediveren gülü ve nesrin de denilen yabangülü de onun kanlarından yetişmişlerdi.

Orenadlar denilen dağ nympheleri’nin yaşadıkları yerlerde; çitlembik, dağlalesi, kar çiçeği, kadıntuzluğu, kardelen, kartopu, kayakoruğu, ayıkulağı ve kurtbağrı adı verilen çiçekler yetişirdi.

Yine Naiadlar diye anılan su nympheleri’nin vakit öldürdükleri su kenarlarında da; akzambak, zambak ve kankafes denilen çiçekler biterdi.

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİMİZ / POSBIYIKLAR…

    27 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİSİ / POSBIYIKLAR... Kent gündemi hızla değişiyor. Seçimler yapılıyor, yeni yönetimler göreve geliyor, toplantılar düzenleniyor, açıklamalar birbirini izliyor. Biz de haberleştiriyor, kamuoyuna aktarıyoruz. Ancak gazetecilik sorumluluğumuz, açıklamaları yayımlamakla bitmiyor. Söylenenlerin, verilen sözlerin ve kent adına yönelttiğimiz soruların takipçisi olmak da gerekiyor. Bugün birbirinden farklı görünen üç konuya bu gözle bakalım. TSO’DA BALAYINDAN SONRA… Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Od...
  • ENDOPLAZMİK RETİKULUM!

    23 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hücrelerimizin İçinde Bir Psikolog Olsaydı… İnsan, hayatı boyunca bir şeyler üretir: Düşünceler, duygular, kararlar, ilişkiler… Bazen umut üretir, bazen kaygı; bazen çözüm bulur, bazen de aynı sorunu farklı insanlarla yeniden yaşar. Üstelik bütün bunları yaparken kendi davranışlarının nasıl ortaya çıktığını çoğu zaman fark etmez. Oysa bedenimizin en küçük fabrikası olan hücreler bile üretimin nasıl bir iş birliği gerektirdiğini bilir. Peki, insanın iç dünyası bir fabrika olsaydı, kim üretir, kim kontrol eder, kim dengeyi sağlar, kim de ...
  • ZAMANA BIRAKMAK

    16 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Her şeyin bir vakti olabilir, bununla birlikte bilmenizi isterim ki birçok şey kendiliğinden çözülmez. Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyi hemen çözmek zorunda olduğunu düşünmesidir. Bir ilişkinin geleceğini bugün bilmek, bir kaybın acısını yarın unutmak, bir kararın doğruluğundan hemen emin olmak, kırılan bir kalbi birkaç güzel cümleyle onarmak isteriz. Beklemeye tahammülümüz azaldı. Belirsizlik karşısında sabrımızı, sonuç alamadığımızda umudumuzu kaybediyoruz. Oysa hayat, aceleye getirdiğimiz kararlarla değil, za...
  • TANZİMAT DÖNEMİNDE EREĞLİ KÖMÜRLERİ-1

    13 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kömür madeni Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud’un padişahlığı zamanında, Ereğli’de Uzun Mehmet tarafından 1829 yılında bulunmasına karşın işletmeye Padişah Abdülmecid zamanında başlanmıştır. Kömür ocaklarının açılması ve imparatorluğun bu madenden faydalanması ancak 1841 yılında olabilmiştir. Ereğli kömür ocakları 5 Kasım 1842-30 Kasım 1845 tarihleri arasında ilk defa yerli girişimci ve sermaye ile aralarında bir grup Galata sarrafının girişimleri ile Kömür Kumpanyası adı altında birleşmiştir. Ereğli kömür ocakları bu kumpanya tarafında...