logo

TANIMADIĞIMIZ İNSANLARA DUYDUĞUMUZ YAKINLIK

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
TANIMADIĞIMIZ İNSANLARA DUYDUĞUMUZ YAKINLIK

Tanımadığımız İnsanlara Duyduğumuz Yakınlık (Parasosyal Çağın Sessiz İlişkileri)

Artık hayatımızda tuhaf bir yakınlık türü var. Hiç tanımadığımız insanlar için üzülüyoruz. Onların ayrılığına seviniyor, başarısızlığına kırılıyor, bir cümlesiyle günümüzü mahvedebiliyoruz.

Adını Cambridge koydu: Parasosyal.

Ama yaşatan biziz.

Parasosyal ilişki, tanımadığın biriyle kurduğun tek taraflı bağdır.

O seni hiç bilmiyordur.

Ama sen onun ses tonunu, mimiklerini, çocukluğunu, travmalarını, kahve tercihini bilirsin, garip olan şu: Bu bilgi sana “Yakınlık” hissi verir.

Eskiden komşuluk vardı, sonra arkadaşlık. Sonra sosyal medya geldi. Şimdi ise yakınlık simülasyonu çağındayız.

Yakınlık mı, Temasın Taklidi mi?

Bir Influencer (Çeşitli alanlarda fikir ve içerik üreterek insanları yönlendiren, düşüncelerine güvenilen ve takip edilen kişi) her gün hikaye atar.

Bir YouTuber (video paylaşım sitesi YouTube’da videoları popüler olan ve belli bir YouTube kanalından video yayınlayan internet ünlüsü) dert anlatır.

Bir podcast (Dijital ortamda yayımlanan ve genellikle seriler halinde sunulan sesli içerikler) sesi kulaklığından sana “Samimi” gelir.

Bir yapay zeka botu (Ağ üzerinden tekrarlayan görevleri gerçekleştiren otomatik bir yazılım uygulaması) seni “Anladığını” söyler.

Ve sen şunu hissedersin: “Beni gerçekten anlayan biri var.” Ama bu bir ilişki değil, ilişkinin tek taraflı provasıdır.

Gerçek ilişkiler yorucudur; anlaşılmayı istemek bir taraftan, sabır bir taraftan, hayal kırıklıkları bir taraftan.

Parasosyal ilişkiler ise risksizdir; karşılık yoktur, hayal kırıklığı yoktur, terk edilme ihtimali yoktur elbette ekran kapanana kadar!

Neden Bu Kadar Tutulduk?

Çünkü modern insan yalnız… Ama yalnızlığını fark etmek istemiyor. Kalabalıklar içinde kaybolurken, biri bize adımızla sesleniyormuş hissi iyi geliyor. Algoritma da (Sorunları çözmek, görevleri tamamlamak için kurgulanmış sistemler) içerik üreticileri de bunu biliyor. Yapay zeka ise bunu çok iyi biliyor.

Ve şunu yapıyorlar: Yakınlık hissini ölçekliyorlar. Bir zamanlar “Özel” olan bağlar, şimdi binlerce kişiye aynı anda dağıtılıyor. Böylece herkes kendini özel sanıyor. Oysa kimse gerçekten özel değil.

Tehlike Nerede?

Parasosyal ilişkiler masum başlar, zamanla şu şekilde evrilir:

– Gerçek ilişkilerin sabrını azaltır,

– Hayal kırıklığı toleransını düşürür,

– Yüz yüze bağ kurmayı zorlaştırır,

– “Beni kimse anlamıyor” duygusunu derinleştirir.

Çünkü gerçek hayatta kimse sürekli anlayışlı değildir. Kimse her zaman sakin konuşmaz. Kimse senin duygularını sen söylemeden çözmez. Ama ekrandaki “Kişi” bunu yapar gibi görünür.

Yapay Zeka ve Yeni Parasosyal Dalga

İşin en çarpıcı tarafı burada başlıyor. Artık karşımızda insan bile olmayan ama bizi anlayan sistemler var.

Soru şu: “Anlaşıldığını hissetmek, gerçekten anlaşılmak mıdır?”

Bir bot seni yargılamaz ama seni tanımaz da! Bir bot seni terk etmez ama seninle kalmaz da.

Bu, duygusal konfor alanıdır. Gelin görün ki gelişim alanı değildir.

Son Söz: Yakınlık Cesaret İster

Parasosyal ilişkiler kötü olmayabilir ama yerini karıştırdığımızda tehlikelidir. Birini izlemek, tanımak değildir. Birini dinlemek, bağ kurmak değildir. Birine alışmak, ilişki değildir.

Gerçek yakınlık; sessizliği paylaşabilmektir, yanlış anlaşılmaktır, kırılmaktır, konuşmaktır.

Ekranlar bu gerçeği vermez, hissini verir.

Ve belki de bu çağın en büyük sorusu şudur: “Biz gerçekten yakınlık mı arıyoruz, yoksa yalnızlığımızın ağrısını dindirecek bir taklit mi?”

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • CANVER YAZDI: KSENEPHON VE ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ

    25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Ksenephon ( d. MÖ 431-ö. MÖ 350’den kısa bir süre önce ), Attika’lı bir Yunan tarihçisi olup Anabasis ( Onbinlerin Dönüşü ) adlı yapıtıyla tanınır. Anlatım biçiminden dolayı Antik Çağ’da çok tutulan bu eser, Latin edebiyatı üzerinde de büyük bir etki bırakmıştır. Varlıklı bir Atinalı aileden gelen Ksenephon, Atina ve Sparta arasındaki Peleponnessos Savaşı ( MÖ 431-404 )’nın karışık ortamında yetişmiştir. Sokrates’in yanında öğrenim gördü. Dolayısıyla aşırı demokratik yönetime karşı eleştirel bir tutum takındı. MÖ 401’de Atina’da demokra...
  • ÖZYAMAK YAZDI: GÜVENLİ DAVRANIŞ VE RUHSAL SAĞLIK

    25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    GÜVENLİĞİN GÖRÜNMEZ KAHRAMANI: GÜVENLİ DAVRANIŞ VE RUHSAL SAĞLIK Yazı dizimizi, iş sağlığı ve güvenliğinin en hayati halkasıyla bitiriyoruz: Psikososyal Risk Yönetimi. Bu alan çoğu zaman ihmal edilir ancak kazaları önlemede en etkili yöntemdir. ISO 45001 fiziksel güvenliğin çerçevesini çizerken, ISO 45003 bu yapıyı çalışan ruhu ve refahıyla tamamlar. Zihin Yorulunca Beden Hata Yapar Geleneksel İSG sadece baret ve eldivene bakar. Ancak veriler daha derin bir tablo sunuyor: Genç Çalışanlar (18-25 Yaş):  İş kazalarının...
  • GERGİNLİK BİLE YORULDU MEMLEKETTE!

    24 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir ülke düşünün… İnsanları sabah alarm sesiyle değil, bildirim sesiyle uyanıyor. Döviz artmış mı, biri gözaltına mı alınmış, yeni zam mı gelmiş, sosyal medyada bugün kimler linç edilmiş… Gün daha başlamadan -gece boyunca tetikte olan- zihnimiz mesaiye böyle başlıyor. Aslında uyku, beynin kapandığı değil; tam tersine en yoğun bakımı yaptığı zamandır. İnsan uyurken beden dinleniyor gibi görünür ama beyin arka planda oldukça aktif çalışır. Hafıza düzenlenir, duygusal işleme devam eder, beyinsel temizlik sistemi -glimfatik sistem- daha ak...
  • LOKOMOTİF Mİ, VAGON MUSUN? ASLINDA BÜTÜN MESELE BU!

    19 Mayıs 2026 Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanlar yaşamda çoğu zaman iki role savrulur: Vagon ya da lokomotif. Birileri tarafından çekilen mi olacaksın, yoksa kendi yönünü belirleyen mi? Vagon olan insan, çoğu zaman hayatını dış etkenlerin belirlemesine izin verir. Ailesinin korkuları, toplumun beklentileri, partnerinin kararları, geçmiş travmaları ya da “Elalem ne der” düşüncesi onun raylarını döşer. Hareket eder ama kendi iradesinin gücüyle değil; bağlandığı lokomotifin yönüyle ilerler. Lokomotif olan insan ise kolay bir hayat yaşamaz. Çünkü yön vermek ağırdır. Karar almak, s...