logo

CANVER YAZDI: ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
CANVER YAZDI: ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ

.

   Çanakkale Muharebeleri, deniz cephesini oluşturan 18 Mart 1915 ‘ Deniz Savaşı ’ ve onu izleyerek Gelibolu Yarımadasında geçen ‘Kara Savaşları’,dünyanın en modern ve en güçlü si- lahlarıyla donatılmış en büyük zırhlı armadalarının cehennemi bombardımanları altında, karşı- lıklı 25-30 m.yi geçmeyen  siperlerde, boğaz  boğaza, göğüs göğüse geçen ve harp tarihlerinde benzeri görülmemiş, baş  döndürücü ve Türkler  için adeta var olmak ya da yok olmak gibi bir büyük mucizeler zinciri olmuştur.

Çanakkale Muharebelerini hazırlayan nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

   1-Boğazlar çevresi ve başkent İstanbul  üzerine girişilecek bir harekat ile Almanya’nın en önemli  bağlaşıklarından biri  olan Osmanlı  Devletinin  can noktasına vurmak ve onu en kısa yoldan savaş dışı bırakmak,

   2-Üçlü İttifak’ın Alman blokunu tek başına Orta Avrupa’da sıkıştırıp tecrit etmek,

   3-Türk boğazlarını Ruslardan önce ve onların karışmasına olanak bulunmayan bir dö- nemde ele geçirmek ve bu havzayı elde bulundurmak suretiyle barış masasına oturmak,

   4-Rusya’ya yardım için  hayati  önemi olan deniz yolunu  açarak Rusya ile bağlantı kurmak, Rusların insan kaynaklarını silahlandırmak ve Rusya’nın yiyecek ve yem stoklarını Akdeniz’e nakledebilmek,

   5-Ruslara silah,cephane ve öteki araç-gereç yardımı ulaştırabilmek,

   6-Tarafsız ancak  kararsız  durumda  bulunan Balkan  devletlerini Üçlü İtilaf  içine almak ve Balkanlar üzerinden Almanya’ya yeni bir cephe açmak,

   8-İstanbul ve Trakya’daki büyük Türk yığınağının diğer cephelere kaydırılmasını önle mek,

   9-Avrupa ile Asya arasındaki Osmanlı ulaşımını keserek Hindistan yolunu güven altında tut mak,

  10-Karadeniz’de  mahsur kalan çeşitli  milletlere  mensup irili ufaklı 132 taşıt  gemisini kurtarmak,

  11-Osmanlı toprakları üzerinde çakılı kalan İngiliz kuvvetlerini serbest bırakıp başka cephele re sevk edebilmek,

  12-Manş denizindeki harplere karşı bıkkınlık duyan İngiliz halkına ayrı cephelerde ba şarılar göstererek morallerini yükseltmek.

  Bu hesaplar ve emellerle; ellerini kollarını sallaya sallaya Çanakkale Boğazı’nı geçerek Mar- mara’ya,oradan da  İstanbul’a  ulaşacağını zanneden ‘müttefik donanma’, 18 Mart 1915 günü hiç ummadıkları bir şekilde, Koca  Seyit’in  şahsında simgeleşen  kahraman Türk  topçusunun ateşi altında 8  güçlü savaş gemisinin savaş dışı kalmasıyla dehşete düştü ve  alelacele  boğaz -dan çıktı. Beklenmeyen Türk zaferi,müttefik donanma ve birliklerin aylar sürecek kara savaşla rına yönelmesine yol açarak düşmanın hesap ve emellerini altüst etti.

  25 Nisan 1915  tarihinde başlayan ‘çıkartma’  ve  kara savaşları da başta Mustafa Kemal’in ve Türk subaylarının bilinçli direniş  ve savunma  taktikleri, cesur  karşı  taarruzları karşısında sonuç vermedi ve müttefiklerin  9 Ocak 1916 günü Gelibolu Yarımadası’nı tamamen tahliyesi ile sonuçlandı.

  ‘ Dünya Savaş Tarihi’ne altın harflerle yazılan ‘ Çanakkale Zaferi ’ sonucu İtilaf Devletleri, Boğazları ele geçiremeyince Rusya’ya  yardım edemediler. Bunun  sonucunda Rus  ekonomisi çöktü ve ‘ Çarlık Rejimi ’  yıkıldı. İktidarı  ele geçiren  Bolşevikler, Rusya’yı savaştan çektiler. Böylece İngiltere ve Fransa cephesi bir müttefiğini kaybetti.

  Çanakkale Zaferi’nin Türk tarihinde büyük bir önemi vardır. Türk Milleti ‘emperyalist batı lılar’a karşı direnmiş, yurduna göz diken işgalcilere büyük bir ders vererek milli birlik ve bera berlik içinde olduğu sürece dünyanın en güçlü ordularını bile yenebileceğini göstermiştir.

  Boğazları ele geçirip Osmanlı imparatorluğunu savaş dışı bırakmayı başaramayan müttefikler Üçlü İttifak cephesini kıramamışlar; kısa sürede sona erdireceklerini umdukları !.Dünya Sava- şının daha üç yıl sürmesi durumuyla karşı karşıya kalmışlardır.

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BEUN’DA ‘SESLİ’ YÜKSELİŞ!

    10 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Üniversitelerin gelişimi çoğu zaman yıllara yayılan bir süreçtir. Ancak bazı dönemler vardır ki, yapılan çalışmaların etkisi yalnızca akademik çevrelerde değil; şehirde, bölgede ve hatta ulusal ölçekte daha görünür hale gelir. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi son yıllarda tam da böyle bir dönemden geçiyor. Tam dört yıl önce rektörlük görevine başlayan Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in yönetim dönemine bakıldığında, üniversitenin yalnızca merkez kampüsünde değil; ilçelerde bulunan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında da dik...
  • ‘AŞKIM EREĞLİ’ SLOGANI YETMEZ, KİMLİK DE GEREKİR

    06 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Karadeniz Ereğli sahilinde yer alan “Aşkım Ereğli” temalı pano, kente gelenlerin objektifine ilk takılan, yerel hafızaya en hızlı dokunan simgelerden biri. Şüphesiz Başkan Posbıyık slogan siyasetini seviyor ve kulağa hoş gelen üretimlerini her yerde söylemek/görmek istiyor: Güneşin Sarısı, Denizin Mavisi, Ormanın Yeşili tekerlemesi… Aşkım Ereğli… Sevgi, Barış, Dostluk selamlaması bunlardan sadece birkaçı… Bu soyut vurgular dünyanın her tarafında her kent için, sosyal yapı için kıymetlidir, buna şüphe yok. Ancak ateş düştüğü yeri yakıyor...
  • TÜRKİYE’DE GENÇLER ARASINDA SUÇ VE ŞİDDET!

    05 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Son yıllarda Türkiye’de çocuklar ve gençler arasında hem suç işleme hem de şiddetin mağduru olma oranlarında ciddi bir artış yaşanıyor. 2024 ve 2025 yıllarına ait resmi verilere göre:Suça sürüklenen çocuk sayısı her yıl artıyor:• 2015–2024 döneminde suça karışan çocuk sayısı önceki dönemlere göre %50’den fazla artarak 2024’te 202.785’e çıktı. 2025’e gelindiğinde de yaklaşık 186.256 çocuk suça karıştı. Bu on yıllık artış %17’yi buluyor.2024’te toplam 612.651 çocuk, güvenlik birimlerine ya mağdur ya da şüpheli olarak bildirildi… Bu sayı bir ...
  • PALYAÇOLAR, MASKELER VE MODERN İNSAN

    28 Şubat 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Cumartesi sabahları insanın zihni biraz daha açık olur. Haftanın yorgunluğu henüz tamamen silinmemiştir ama düşünmek için de küçük bir boşluk oluşur. İşte tam o boşlukta aklıma bazen şu soru gelir: Biz gerçekten kim olarak yaşıyoruz? Kendimiz olarak mı, yoksa taktığımız maskelerle mi?Bu sorunun en ilginç metaforlarından biri palyaçodur. Palyaço, tarihin en tuhaf figürlerinden biridir. Hem güldürür hem hüzün taşır. Bir sahne karakteridir ama aynı zamanda fazlaca insandır. Sirk arenasında kırmızı burnu, abartılı makyajı ve büyük ayakkabılarıy...