logo

CANVER’İN “KDZ. EREĞLİ’SİNDE İNANÇ TURİZMİ” SUNUMUNDAN

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
CANVER’İN “KDZ. EREĞLİ’SİNDE İNANÇ TURİZMİ” SUNUMUNDAN
  • “100 yılın ışığında Karadeniz Ereğli Sempozyum Tebliğleri” kitabında Dr. Can Canveri’in “Kdz. Ereğli’sinde İnanç Turizmi” sunumundan alıntıdır.

Özet

Günümüzde dünyada ve ülkemizde inanç turizmi merkezi niteliği kazandırılmış kent ve mahallerde mutlaka bir kutsal kişilik, yer, mimari unsur veya bir olayın varlığı göze çarpmaktadır. “Herakleia Pontika’dan Kdz Ereğlisi’ne” kentimizde de bu nitelikte birçok marka değerimiz mevcuttur. Pagan döneminde ‘şifacı’ yarı-tanrı Herakles Aleksikakos tapınımı uzun süre etkisini sürdürmüştür. Hıristiyanlık döneminde pagan ‘hero’ların birçoğu Athena ve Hagia Sophia örneğinde olduğu gibi aziz ve azizelere dönüştürülmüştür. Hz. İsa’ya inanan ilk insan Aziz Andreas, Kilise Mağara’da ‘apostolik’ kilise cemaatini kurmuştur. Aziz Phokas, Aziz Theodoros ve Aziz Nikolaus Ereğli’nin Bizans döneminde kutsallaştırılan din adamlarıdır. Sultan Orhan Gazi döneminde Herakleia Pontika kenti ve yöresine Türklüğü ve İslamiyeti yaymak için gönderilen Ahi alp-erenlerin piri Şeyh Nasrullah Efendi olup kentimizde saygı gösterilen diğer dedelerimizin sıfatlarında da Ahi esintileri fark edilmektedir. Aktaş’taki Halveti şeyhi de şehrimizin bir başka dini büyüklerindendir. Bu ve diğer kutsal kişilik, yer, mimari unsur ve olayların değerlerinin günışığına çıkarılması Kdz Ereğlisi’nde inanç turizminin oluşturulması ve geliştirilmesinde önemli unsurlar olacaktır.

  • (Yazar ilgili sunumunda yukarıdaki “özet” bölümünden sonraki ana gövdesinde “Giriş, Pagan Dönemi İnanışları ve Dinsel Temalar, Hristiyanlık Dönemi İnançları ve Değerleri ile İslami İnançlar” ara başlıkları altında konuyu işliyor ve sunum aşağıdaki paragrafla son buluyor) 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Kültürel miras turizmi son yıllarda hızla gelişen ve büyüyen bir turistik pazardır. Bu pazardan birçok kültürel miras değerine sahip olan Batı Karadeniz yerleşim alanlarımız ile Ereğli kentimiz kendi paylarına düşeni neden almasınlar? Maalesef Herakleia Pontika ve ardılı medeniyetlerin çok önemli kültürel mirasına sahip olan şehrimiz bu fırsatını turizm alanına oturtabilmesi bir tarafa kent yaşayanlarına bile yansıtamamış görünüyor. Oysa bugün kültür turizmi pastasında pay alma peşinde koşan birçok kent suni kültür miras unsurları yaratmaya çalışırken kentimiz elindeki hazineyi değerlendiremiyor. Kentimiz kültürel miras turizminde gelir elde etmek istiyorsa şimdiden Kdz Ereğlisi ve antik Herakleia Pontika hakkında bilimsel nitelikli başvuru, yol gösterici ve bilgilendirici doğru kaynakları yazdırmalı ve turistlerin yararlanımına sunmalıdır.

Kültürel miras turizminin en önemli parçasını oluşturan İnanç Turizmi kentimizde turizmin oluşturulması ve geliştirilmesi açısından çok önemli fırsatlardan biridir. Kdz Ereğlisi’nde İnanç Turizmi’nin oluşturulmasında temel çıkış noktası olacak biyografik, tarihi ve mimari değerlerimiz bulunmaktadır. Mitolojik, Hıristiyanlık ve İslami portrelerin yanı sıra, Ortodoks mezhebi kutsal mekân ve kiliseleri ile Müslüman halkımız tarafından kabul edilen Türk din adamları, Ahi büyükleri ve velilerinin mezarları bunlar arasında sayılabilir.

2010’lu yıllarda Kdz Ereğlisi Kent Konseyi Tarihi Doku ve Geleneksel El Sanatları Çalışma Grubu başkanlığını yürüttüğüm sırada grup arkadaşlarımla birlikte hazırladığımız bir projeyi Kdz Ereğlisi Belediyesi’ne sunmuştuk…

Projenin adı; “Kdz Ereğlisi Kentine İnanç Turizmi Kazandırmaya Yönelik Proje” idi. Bu proje ile kentimizde mevcut tarihi değerlerden yola çıkılarak Türkiye’deki Antakya, Demre, Efes, Kapadokya, Trabzon ve Konya vs. örnekleri bulunan ‘İnanç Turizmi’nin kazandırılması amaçlanmıştı. Projeye gerekçe olarak da; Kdz Ereğlisi kentinin inanç turizmine konu olan gerek Ortodoks ve gerekse İslam dinlerince kutsal sayılacak kişi ve tarihi eserlere sahip olmasını göstermiştik…

Harekete geçmek için hala vakit var… Yeter ki kentimize İnanç Turizmi’ni kazandırmak söylem ve amacında samimi olmak, gönüllü ve bilimsel ekipleri oluşturmak, misyon doğrultusunda harekete geçip biraz alın teri dökmek ve ilgililerin ellerini taşın altına koymaları yeterli olacaktır…

Paylaşın:
Etiketler: » » »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...