logo

EREĞLİ SEMPOZYUMUNDA ‘TURİZM’İ ARAMAYA DEVAM…

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
EREĞLİ SEMPOZYUMUNDA ‘TURİZM’İ ARAMAYA DEVAM…

Kdz. Ereğli Belediyesinin öncülünde gerçekleştirilen “Ereğli’nin Kurtuluşunun 100. Yılı” E-Sempozyumu’nun etkileri ‘Tebliğler Kitabı’ ile devam ediyor.

Son yazımızda “SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ” kitabında Turizm Mesajlarını aramış ve kitabın yaklaşık yarısına geldiğimizde hemen hemen tüm açılış ve tebliğ konuşmacılarının “Ereğli’de Turizm”e yer verdiğini alıntı ve yorumlarla aktarmıştık. Hatta “Erdemir ve Turizm Fakültesinden neden konuşmacı yok” diyerek iki soruyu da eklemiştik “SEMPOZYUM TEBLİĞLERİNDE TURİZM ve İKİ SORU” başlıklı yazımızda….

Kitabımızın diğer yarısını tam olarak okumaya değil ama adeta iğne ile kuyu kazmak misali TURİZM‘i aramaya devam edeceğiz!

Diğer yandan “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz/sanayi şehrinde turizm olmaz” diyenlere de; tekrari cevapla, “Sanayi şehrinde turizm nal gibi olur. Yeter ki potansiyel ve envanterimizin farkında olalım. Zira turizm salt deniz kum değildir; doğadır, tarihtir, kültürdür hatta endüstriyel mirastır.” diyorum.

O halde bildirilerin(tebliğilerin) satır aralarında turizmi aramaya kaldığımız yerden devam edelim:

“Ereğli, Kömür ve Uzun Mehmet” tebliğini sunan Aydın Erol konuşmasında Turizme yönelik bir mesaj vermek yerine başlığa dayalı içeriği iyice pekiştirmeyi tercih etmiş. Kdz. Ereğli Tarih doğa ve Kültürün Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Unvanı ile tebliğ sunan Erol‘un konuşmasında ‘Turizm’ mesajını göremeyince ben de bu kez Derneğin çıkardığı Aralık 2020 Bülteni’ne başvurdum ve ne yazık ki orada da nostaljik yazı-fotoğraflar ve Haluk Hançer‘in harika “Yüz Yıllık Bakış” yazısının dışında Turizm çağrısı göremedim. Sanırım dernek üyelerinin sempozyumdaki diğer tebliğleri dengeleme unsuru oldu.

Sina Çıladır‘ın “Kömürümüz, Çeliğimiz, Logomuz” tebliğinde ise gerekçelendirilerek Belediye logosunda neden kömür ile Uzun Mehmet sembolize edilmiyor” eleştiri/önerisi var. Turizm arayışımıza (Çıladır‘ın turizm değerlerimizden olan Ereğli festivalinden çilek adının çıkartılmasına önayak olmasını hatırlatarak ama buraya takılmadan) aynı zamanda bir turizm/tanıtım unsuru sayılan logodan, ‘fındık’ın çıkartılarak “çelik ve kömür” ü temsil eden sembollerin eklenmesi önerisine “neden olmasın, tartışmaya değer” diyerek devam edelim….

Bildiğimiz ama sunumlarda oya gibi işlenmiş “Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları’nın Kuruluşu ve Ereğli(1960-1980)” Tebliği(Burhan Akbaş) ile “Ereğli’de Sendikal Hareket : Beyaz Gemi Olayı” (Can Şafak) tebliğleri bende tam belgesel film yapılacak konular izlenimi yarattı. İdeolojik değil de bu açıdan bakınca gelecek dönemlerde Turizm’le ilgisi tabii ki güçlü şekilde var olacaktır.

“Karadeniz Ereğli Kalesi ve Surlarının Kültür Mirası Olarak Anlamı ve Değeri” başlığı ile tebliğini fotoğraflarla ve detaylıca sunan Ahsen Karagöl bakın ne diyor sonuç bölümünde: “… söz konusu kültürel ve veya doğal mirasımız olduğunda; ‘bu benim işim değil’ demek yerine yaşadığımız kente daha bilinçli ve gören gözler ile bakabildiğimizde; Ereğli’nin yitip giden tarihi , yeniden anlam kazanmaya başlayacaktır.” Eh işte ; alın size turizm kelimesini kullanmadan ama Turizm’e hizmet çağrısı!..

Prof. DR. Ruşen Keleş “Ereğli(Karadeniz): Nüfus, Kentleşme ve Kent Yönetimi” konulu tebliğinde ekonomi-politik analizinden sonra “Ereğli’nin karşı karşıya bulunduğu sorunlar da, toplumsal olsun, ekonomik olsun, siyasal, yönetsel ya da çevresel olsunlar birbirlerinden ayrı olarak çözümlenemez..” diyor. Ben de ; işte tam da bunu söylüyoruz. İktisadi açıdan fazla yatırım maliyeti yüküne girmeden; şehrin doğal, tarihi ve kültürel ve bileşkesi olan turizm potansiyelini hem korumuş hem de kaynakları verimli kullanarak kazanç sağlamış olacağız’ diyorum.

Kemal Anadol Ağabeye saygımız sonsuzdur. “Kdz. Ereğli Seçmeninin Siyasal Tercihleri” tebliğinin içeriğine diyecek bir şeyimiz olamaz ama Yaşamını sürdürdüğü Turizm Merkezi İzmir’den memleketi Ereğli’ye bir de bu yönden bakmasını/önermelerde bulunmasını arzu ederdim doğrusu. Ya da; politika ustası Kemal Ağabeyin şöyle mi dediğini değerlendirsek: “Eyy Gönüllü; bu sempozyumun ve kitabının hazırlanması bile başlı başına Turizme hizmet eden bir çaba değil de nedir?! Bu işe katkımı açılış konuşmamda da aktardım; otur yerine(!..)

Ekonomi Gazetecisi Meliha Okur’un “Ereğli ekonomisi ve Sorunları/ “Dünyanın Gözü Ol Ereğli” tebliğini yorumlamaya ne hacet. Ereğli’yi Yüksek Teknoloji Kenti olmaya davet eden Okur‘un sektörel ihtiyaç ve Ereğli’nin tematik potansiyelini ortaya koyarak hodri meydan çektiği bu dileği gerçekleşirse Turizm kendiliğinden gelişecektir zaten.

Raif Tokel’in konu başlığı olan “Kdz. Ereğli’de İnanç Turizmi Projesi Kapsamındaki Değerler ve Cehenemağzı Mağaraları” turizmin ta kendisi olduğundan bir şey ilave etmeye gerek yok.

‘Sempozyum’da ‘Turizm’i ararken ve sıraya bir o kadar yeni başucu kitabı eklenmişken yoruldum ben!

Devam edecek…

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

#

EREĞLİ SEMPOZYUMUNDA ‘TURİZM’İ ARAMAYA DEVAM…” için 1 yorum

  1. Sempozyumda sunulan bildiriler arasında “turizmi” mercek altına aldığınız için teşekkür ederim.
    “Turizm” başlığı altında anlatılan konunun genelinde “turizm”, öze-linde “yöre turizmi” ile ilgisi olması yanında; bir “proje” ve “sem-pozyum bildirisi” formatında olması gerekir. Bu öğelere yer ver-meyen “sunumlar” maddi temeli olmayan anlatımlardır.
    Bu konuda bir tartışma açarsanız; proje formatında kaleme alıp, ilgili kurum ve kuruluşlara sunduğum çalışmalarımı belgelerle açık-layacağımı bildirir, esenlik dileklerimle saygılar sunarım. Raf TOKEL, ÇEKÜL Vakfı Temsilcisi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • AŞKIN PRODÜKSİYON HALİ; YENİ NESİL EVLENME TEKLİFLERİ

    30 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    "Aşk, başkasının bakışına ihtiyaç duyduğu anda dönüşmeye başlar." Bir zamanlar evlenme teklifleri iki insanın arasında yaşanan mahrem bir andı. Heyecan vardı, belirsizlik vardı, reddedilme ihtimali vardı ve en önemlisi; o ana tanıklık eden yalnızca iki kalp vardı. Bugün ise aynı soru soruluyor ama farklı bir niyetle… "Benimle evlenir misin?" sorusu artık çoğu zaman "Bunu kaç kişi izleyecek?" sorusunun gölgesinde kalıyor. Çünkü çağ değişti. Biz artık yalnızca yaşamıyoruz; yaşadıklarımızı sergiliyoruz. Fransız düşünür Jean Baud...
  • “BİZ FUTBOLU ÇOK SEVİYORUZ AMA FUTBOLU ANLIYOR MUYUZ?”

    27 Haziran 2026 Genel, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Türkiye’nin Dünya Kupası hikayesi, aslında bir spor hikayesinden çok daha fazlasıdır. Bu hikaye; bir toplumun sabırsızlığının, duygusallığının, kısa yoldan başarı arzusunun ve kendisiyle yüzleşmekten kaçmasının hikayesidir. Dünya Kupası tarihinde Türkiye’nin en büyük başarısı 2002’de gelen üçüncülüktür. O yaz, sadece bir futbol başarısı değil; bir ulusun kendini yeniden güçlü hissetme anıydı. Ancak asıl soru şudur: Biz o başarıdan bir kültür mü çıkardık, yoksa onu bir hatıra olarak duvara mı astık?Aradan geçen yıllar ikinci seçeneğin daha d...
  • OSMANLI’NIN SON DEVRİNDE KDZ EREĞLİSİ EVKAF MEMURLARI

    26 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TDV İslam Ansiklopedisi’nin ‘’Evkaf-ı Hümayun Nezareti’’ bahsinde Nazif Öztürk’ün ifadesine göre; Evkaf-ı Hümayun Nezareti, II. Mahmud tarafından, sultanlara ve yakınlarına ait dağınık bir vaziyette bulunan vakıfların tek elden idaresi maksadıyla 1826 yılında kurulmuştur. Nezaretin kurulma sebepleri ararsında, çok dağınık bir vaziyette olan vakıf yönetiminin tek elde toplanması yanında vakıf sektöründe baş gösteren yolsuzlukların ortadan kaldırılması, devlet yapısının batı tarzında merkezi bir anlayışla yeniden düzenlenmesi ve vakıf pot...
  • UZM. PSİKOLOG DR.TUGAY YAZGAN SORDU!

    23 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Büyükbaba Paradoksu ve İnsan Zihni: Zamanda Yolculuk Aslında Neden Kendimize Yolculuktur? Diyelim ki zamanda geriye gittiniz. Henüz doğmamış olan babanızın babasını, yani büyükbabanızı buldunuz. Bir şekilde onun çocuk sahibi olmasını engellediniz. Mantık gereği babanız doğmayacak. Babanız doğmazsa siz de doğmayacaksınız. Ama siz doğmadıysanız, geçmişe gidip büyükbabanızın hayatına müdahale eden kişi kimdi? İşte buna Büyükbaba Paradoksu denir. Fizikçiler bunu zamanın doğasıyla açıklamaya çalışırken, psikoloji çok daha rahatsız edi...