logo

GMİS, 1 MAYIS’I SALGIN GÖLGESİNDE BURUK KUTLADI!

Zonguldak’ta 17 günlük tam kapanmaya saatler kala 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü salgınla mücadele önlemleri gölgesinde buruk bir şekilde kutlandı. GMİS Başkanı Hakan Yeşil, törende yaptığı konuşmada, hükümetin ekonomi ve çalışma hayatına ilişkin politikalarını eleştirerek, ” Üretimle sağlanan milli gelir artışı, bunu sağlayan geniş kesimlere adaletli dağılmalıdır. Yani fakirden alıp zengine değil, zenginden alıp fakire vermeli. Sosyal devlet yeniden ve daha güçlü bir şekilde yaşama geçirilmeli. Emekçilerin iş ve yaşam şartlarını iyileştirecek ekonomik ve sosyal politikalar öncelikle uygulanmalı, ücretli çalışanların vergi yükü düşürülmeli” diye konuştu.

Covid 19 salgını ile mücadele kapsamında 81 ilde uygulanacak tam kapanma nedeniyle Zonguldak’ta 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü erken kutlandı.

Zonguldak Demokrasi Platformu ve Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Madenci Anıtı’na çelenk bıraktı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından kürsüye çıkan GMİS Başkanı Hakan Yeşil, günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yaptı.

“YARDIMLAR YETERLİ OLMADI”

Salgın sürecinde de işçilerin dayanışma içinde olmasının önemine dikkat çeken Yeşil, gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, “Salgın, bazı işverenlere adeta bulunmaz bir fırsat verdi. Salgın, işçi hak ve özgürlüklerine el uzatılması için meşru gerekçeymiş gibi görüldü. İş ve gelir güvencesi zayıflatıldı. Diğer yandan salgın dünyaya başka bir gerçeği de hatırlattı. Onlarca yıldır yok edilmeye çalışan sosyal devlet felsefesinin ve varlığının önemi iyice ortaya çıktı Dünyanın yeni-liberalizme teslim olduğu bir dönemde, salgına karşı devletlerin koruma ve destek önlemleri tartışma konusu oldu. Devasa boyutlara gelen işsizlik sorunu resmi verilere bile yansıdı, görünür oldu. Ama çalışır gözüken ve fakat ücretsiz izine çıkarılan milyonlarca emekçinin yaşamlarını asgari ücretin yarısı bir gelirle nasıl sürdürecekleri sorusu yanıtsız kaldı. Kısa çalışma uygulaması kapsamında olan emekçilere yapılan ödemelerin yeterli olup olmadığı sorusunun cevabı verilmedi. Kendi nam ve hesabına çalışan küçük işletmecilerin, esnafların iş yerleri kapanmak zorunda kaldı. Ailenin bir haftalık mutfak masrafını dahi karşılayacağı şüpheli olan bir meblağla yapılan ‘yardım’ yeterli olmadı. Salgın tam anlamıyla sosyal devletin gücünü deneme sınavı halini aldı.” dedi.

“MİLLİ GELİR ADALETLİ DAĞITILMALIDIR”

Yeşil, emekçilerin büyük bir bölümünün, hem salgınla hem de salgının getirdiği yoksullukla mücadelede bir başlarına kaldığını ifade ederek, şyle devam etti:

“Bu durum ulus-dil-din-etnik köken ayrımı gözetmeksizin salgınının en ağır vurduğu kesimin yine emekçiler ve dar gelirler olduğunu ortaya koydu. Dünyanın tüm emekçilerinin, yaşadıkları zorluklara karşı beraberce mücadele etmeleri gerekliliğini hepimize -bir kez daha- hatırlattı. Resmi açıklamaların ötesinde, dünyanın büyük bir bölümünde işsizlik tam anlamıyla patladı; ana çalışma tarzı olması için işverenlerin uzun süreden beri çaba sarf ettiği güvencesiz istihdam iyiden iyiye kök saldı. Sendikal örgütlülüğün önemi bu olumsuz koşullarda daha iyi anlaşıldı. Sendikalı emekçilerin, örgütsüz ve kayıt dışı çalışanlara göre, salgının olumsuz etkilerinden daha az hasarla çıkma imkanına sahip oldukları görüldü. Virüsün de etkisiyle, sendikasız, örgütsüz, güvencesiz işçiler ya işsizliğe ya da yoksulluğa mahkûm oldu. Bu sorunlarla mücadele için emekçilerin en önemli gücü örgütlenmek, sendikalaşmak. Sendikaların önemli savunma aracı sosyal devlet politikaları. Artık terk edilmesi gereken yaklaşım ise yeni-liberal anlayış. Üretimle sağlanan milli gelir artışı, bunu sağlayan geniş kesimlere adaletli dağılmalıdır. Yani fakirden alıp zengine değil, zenginden alıp fakire vermeli. Sosyal devlet yeniden ve daha güçlü bir şekilde yaşama geçirilmeli. Emekçilerin iş ve yaşam şartlarını iyileştirecek ekonomik ve sosyal politikalar öncelikle uygulanmalı, ücretli çalışanların vergi yükü düşürülmeli” diye konuştu.

Etiketler: »
Share
170 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ