
Charles Dickens’ın ‘’İki Şehrin Hikayesi’’ roman girişi şu cümlelerle başlar; ‘’Zamanların hem en iyisi hem de en kötüsüydü; bilgeliğin ve aptallığın çağıydı. Hem inanç hem de kuşku devriydi. Işığın da asrıydı karanlığın da. Hem umut baharıydı hem de umutsuzluk kışı. Her şeye sahiptik hiçbir şeyimiz yoktu.’’
Yaşam hakkında bugünün dünyasına dair, 167 yıl öncesinden verilen gizli mesaj, bana nasıl döndü dersiniz. Dickens edebiyatının etkili giriş cümlesinden yola çıkarak, Dünyanın en yaşanabilir şehirlerini araştırdım. Neticede rotamı Danimarka’nın Başkenti Kopenhag’a çevirdim, Bu yazımda sizlerle Kopenhag izlenimlerini kısa notlarla paylaşacağım.
“Gezinin insan yaşamına katkısı üzerinde durmak isterim.”
Henüz uçakta, havaalanına inmek üzereydik, uçaktan gördüğüm manzara gelişmişlik düzeyini gözler önüne seriyordu. Bir tarafta Baltık Denizi, diğer tarafta Kuzey Buz Denizi ve ortada Oresünd Boğazı ve üzerlerinde sayılmayacak kadar deniz üstü rüzgar enerji türbinleri. Bugün Danimarka, kullandığı elektriğin %88’inden fazlasını yenilenebilir kaynaklardan temin ederek bu kulvarda bizim hayli önümüzde gözüküyor. Dokunulacak o kadar konu var ki; sadece ülkemiz içinde rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarının artırılması, enerji verimliliğinin sağlanması ve fosil yakıtlardan uzaklaşılmasının; sürdürülebilir yaşam koşulları için kritik öneme sahip olduğunu vurgulamakla; uzlaşmakla yetineyim. Bu yazımda özellikle gezilecek yerlerin tanıtımı yerine, gezimizin insan yaşamına katkısı üzerinde durmak isterim. Bu nedenle yapılan tespitlerin; sadece benim bakış açıma dair olduğunu, bazı detayların benim de gözden kaçırabileceğim hususunu içtenlikle paylaşmak isterim.
“ Tüm metro hatları sürücüsüz ve tam otomatik bir sistemle çalışıyor.”
Havaalanından otelimize metro ve 350 metrelik bir yürüyüşle vardık. Kopenhag’da ulaşım sistemi oldukça gelişmiş, özellikle metro ağı modern, güvenilir ve yaygın olarak kullanılıyor. Tüm metro hatları sürücüsüz ve tam otomatik bir sistemle çalışıyor. Günün yoğun saatlerinde 2 ila 4 dakika arasında trenler geliyor. Birde kanaatimce oldukça başarılı Kopenhag Kart var. Kopenhag Kart uygulaması, akıllı telefonunuza çok kolay yüklenebilir ve aktif edilir. Kart havaalanı ulaşımı dahil, takribi 50 km.lik bir mesafe olan Shakespeare’in Hamlet’e esinlendiği Kronborg Kalesine bile ulaşım sağlıyor. Kartın kolaylıkları ulaşımla sınırlı değil, birçok müze ve turistik yeri, güzel kaleleri ücretsiz gezebiliyor, Kopenhag’ın eşşiz güzellikteki kanallarında ücretsiz tekne turlarını yapabiliyorsunuz. Tek bir negatif yönü var, bizim standartlarımızda biraz pahalı. Her şeye rağmen, gezimizde Kopenhag Kart kullanmamız, maksimum müze ve muhteşem saray ve kaleleri giriş ücretini hesaplamadan gezmemizi sağladı. Ücretsiz ulaşım nedeniyle, Kopenhag’ta merkezde otelde kalmak yerine, 10 dakikalık metro mesafesinde çok temiz, merkeze göre çok daha uygun otellerde konaklayabilirsiniz. Kısacası Kopenhag Kartı ücretine rağmen bir tasarruf aracı olarak kullandık.
Kopenhag’da çok dikkat edici bir detay; Su Kullanımı. Musluk suyu otel dahil her yerde temiz ve içilebilir. Su kullanımı sürüdürülebilirlik ve çevre bilinci üzerine kurulu. Su kaynaklarının korunması, tüketimin azaltılması ve atık suyun verimli şekilde işlenmesi konusunda oldukça ileri düzeydeler. Sadece kullanım suyu olarak düşünmeyin, ulaşımda, sporda , parklarda, yeşil alanlarda suyun kullanımı örnek olacak seviyede başarılı. Ülkemiz ile mukayese ederek, sizleri üzmek istemiyorum.
Kopenhag, bisiklet kullanımında da Avrupa’nın örnek kentlerinden. Bisiklet çok yaygın ve başarılı, hayatı kolaylaştırıyor. Bisiklet kullanımı sadece bir spor veya hobi değil, günlük ulaşımın temel kavramlarından biri. Kopenhag’da yaşayan kişi sayısından daha fazla bisiklet bulunduğu söyleniyor. Ülkede bisiklet altyapısına sürekli yatırım yapılmaktadır. Trafik ışıkları bisikletlilerin ortalama hızına ayarlanmış, bu sayede bisiklet kullananlar daha az dur-kalk yapmaktadır. Bisiklet ile toplu taşıma entegrasyonu sağlanmış, trenlerinde bile bisiklet taşınabilmektedir.

“Ülkemiz için Kopenhag modeli incelenmeli ve entegre edilebilecek uygulamaları alınmalıdır.”
Kopenhag’da, Dünyanın en başarılı kentsel yeşil alan ve sürdürülebilir şehircilik örneklerini görebilirsiniz. Burada kast edilen sadece çok sayıda park yapılması değil, yeşil alanlara halkın kolaylıkla ulaşımı, temiz kullanımı da örnek olacak seviyededir. Yeşil alanlarda su yönetimi, iklim değişiklikleri politikaları, kuşların, böceklerin yaşam alanları bir koordinasyon dahilinde düşünülmüş. Kesinlikle ülkemiz için Kopenhag modeli incelenmeli ve hayatımıza entegre edilebilecek uygulamaları alınmalıdır.
İlk karşılaşmada bize göre daha mesafeli beklediğim Danimarkalılardan oldukça güler yüzlü ve yardımsever tavırlar deneyimledim. İnsan Hakları konusunda duyarlılıklarını, Gazze’deki sivil kayıplar ve insani krize karşı, çok geniş kitleler ile Filistin’e destek gösteri ve yürüyüşlerinde, katılım sağlayarak, bizzat tanıklık ettim. Günlük yaşamlarında spor önemli bir yer tutuyor. Spor yapan, bisiklet süren, koşan, kürek çeken insanlarla devamlı karşılaşıyorsunuz. Parklarda, yeşil alanlarda kitap okumak oldukça yaygın. İnternet ve mobil uygulamalar, halk tarafından aktif kullanılıyor. Kopenhag Kart uygulaması dijitalleşmenin en güzel örneği. Nakit para kullanmak ihtiyacı hiç hissetmedik.
Her güzelin bir kusuru da var, mutlaka. Bize göre oldukça pahalı ama gelir ile karşılaştırıldığında ucuz bile sayılabilir. Konuyu Danimarka’da kişi başı milli gelirin bize göre dört kat fazla olduğu ve milli gelirin adaletli dağılımı konusunda da moralimizi bozabilecek koşulları yaşadıkları gerçeğiyle değerlendirmek gerekli.

“ Şehrin en çok dikkat çeken niteliklerinden biriside; çok temiz olmasıdır.”
Özgürlük kavramı çok önemli, fakat başkasının özgürlüğüne zarar vermemek koşuluyla. Bir banka kullanma ihtiyacımız oluştu. Mesai saatlerinin hafta içi 09:30 – 16:00 hafta içi, hafta sonları zaten kapalı olduğunu gördük. Rahat yaşam tarzını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Gürültü yok, aşırı davranış yok, bağırmak yok; herkes çok sakin ve mutlu. Bu bulaşıcı sakinlik, yol arkadaşları ile gezinti yapan köpeklerine bile yansımış. Kamu görevlilerini görmüyorsunuz, ama görevlerini çok iyi yaptıkları ve vatandaşlarının rahatlıklarını ve güvenliklerini her yönden düşündükleri net. Basit bir örnekle açıklamak isterim, deniz olan her köşede cankurtaran malzemeleri ve görselliği oldukça başarılı bir uygulama. Şehrin en çok dikkat çeken niteliklerinden biriside; çok temiz olmasıdır. Kamu görevlileri işini bu konuda da oldukça başarılı, ama vatandaş eğitiminin ve duyarlılığının da çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Kopenhag’da bulunduğum süreçte yere sigara izmariti atan tek bir vatandaş görmedim.
Koşullar bu şekilde olunca sonuçları da kolaylıkla alınıyor. Dünyada Happy City Index (Mutlu Şehir Endeksi) kavramı ile 1200’den fazla kent bireylerin mutluluğu ve yaşam kalitesine göre değerlendirilmektedir. Kopenhag 2025 ve 2026 yıllarında Dünya birinciliğini alarak, benim yaşamak istediğim şehir modelini, imrenerek perçinledi. Mutlu Şehir Kopenhag. Bir umudum var ülkeme dair; eğitim, sağlık, çevre, ulaşım, ekonomi ve yönetim gibi yaşam kalitesini doğrudan etkileyen koşullarda, örnek teşkil edecek seviyede başarılar sergileyerek, dünya genelinde diğer ülkelere ilham kaynağı olmak.
Bir başka yazı da sağlıkla görüşmek temennilerimle; esen kalın.
















İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
12 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
08 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler