logo

KDZ EREĞLİSİ’NE GELEN TÜRK ŞAHSİYETLER


DR. CAN CANVER

Warning: Use of undefined constant user_email - assumed 'user_email' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/haberhayat/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV3/single-kose-yazilari.php on line 34
cancanver7@gmail.com

Tarihi boyunca Kdz Ereğlisi’ne, görev, gezi, inceleme, seyahat, meslek icraatı gibi nedenlerden dolayı birçok Türk şahsiyet gelmiş, kişilikleri, kariyerleri ve görevleri icabı şirin şehrimize önemli katkılarda bulunmuşlardır :

*ABDURRAHMAN GAZİ ALP ( ?-1329, Eskişehir ): Akçakoca ile Kocaeli-Ereğli arasının fethedilmesinde görev almıştır. Abdurrahman Gazi’nin Alpleri keçeden yapılmış ‘akbörk’leri ile Herakleia Pontika surları önünde göründüklerinden Bizanslılar’ın yürekleri ağzına gelmişti.

*AKÇAKOCA BEY ( ?-1328, Kandıra ): Osman Bey’in yakın arkadaşı ve Alplerindendi. 1300-1310 arasında, Karasu’dan Karadeniz Ereğlisi’ne kadar uzanan kıyı bölgesinde fetihler yapmıştır. Konur Alp’le birlikte Konuralp ( Üskübü ) ve Akçaşehir ( Akçakoca )’i ele geçirdi, Aydos ve Samandra kalelerini fethederek Bizans’ın can evine kadar girdi. Kandıra yakınlarında Babatepe’te öldü. İzmit sancağına onun ismi verilerek Koca-ili yapıldı. Jean Brindesi tarafından yapılmış suluboya gravüründe; sol elinde büyük bir kalkan, sağ elinde omuzuna dayalı uzun bir gürz, yay ve sadakla tasvir edilmiştir.

*ABDÜLHALİM ÇELEBİ HAŞİMİ ( ?, Kastamonu-1518, Şam ): Yavuz Sultan Selim’in musahibi. Şehzade Yavuz, Trabzon valisi iken onu yanına çağırdı. İstanbul’da medrese tahsili yapmıştır. Çelebi, Kastamonu üzerinden Trabzon’a giderken gemisi Ereğli limanında bir süre konaklamıştır. Yavuz’a hocalık yapmıştır. Onunla birlikte Mısır seferine katıldı.

*MUHAMMED BİN MERVAN : Arap komutanı. Herakleia Pontika onun tarafından kuşatıldı ve bir süre geçici olarak çevresi işgal edildi.

*ŞEYH NASRULLAH EFENDİ : Orhan Gazi’nin hocasının öğrencisi. Herakleia Pontika’ya ‘hevadi’ yani doğru yolu gösteren, hidayet eden ve rehber olarak gönderildi.

*SAFRANBOLULU İZZED MEHMED PAŞA ( 1743, Safranbolu-1812, Manisa ): Zülüflü baltacılardan Ali Ağa’nın oğlu, Osmanlı sadrazamı. Ağa yazıcılığı, Darphane eminliği ve şehreminilik yaptı. Karaman ve Diyarıbekr beylerbeyliği, Bender ve Boğazlar mıhafızlığında bulundu. 1794’te Anadolu beylerbeyi iken sadrazamlığa atandı.

*KATİP ÇELEBİ ( Şubat 1609, İstanbul-6 Ekim 1657, İstanbul ): Doğuda Hacı halife, batıda Hacı Kalfa olarak bilinen Osmanlı bilgini. Düşünsel yaşamdaki medrese egemenliğini aşmaya çalışmış, 17 yz.ın bilim dünyasında özgür düşüncenin önde gelen temsilcilerinden olmuştur. Kuran okuma, Arapça dilbilgisi, hat dersleri aldı. Çok iyi düzeyde Arapça, Farsça ve Latince biliyordu. IV. Murad’ın Revan seferine katılarak gittiği kentleri gözlemleme şansını buldu. Her türlü bağnazlığa karşı çıkan Katip Çelebi’nin en önemli eseri olan Cihannüma’da Benderekli  ( Kdz Ereğlisi ) hakkında da bilgilere yer verilmiştir.

*NURİ HALİL POYRAZ ( 1885, İnebolu, Kastamonu-8 Şubat 1956, İstanbul ): Şarkılarıyla tanınan besteci. Genç yaşta Mızıka-yı Hümayun’a alındı. Cumhuriyet döneminde Ankara Radyosu’nda görev aldı. İstanbul Radyosu açılınca buraya geçti, orada Kadınlar Topluluğu’nu yönetti. İstanbul Belediye Konservatuarı’nda Tarihi Türk Musikisi Tespit ve Tasnif Heyeti üyeliğinde bulundu. Şarkılar, saz yapıtları, oyun havaları ve fanteziler bestelemiştir.

*AYAŞLI ŞABAN ŞİFAİ ( ?, Ayaş, Kastamonu-1704, Ayaş ): Osmanlı hekimi ve şairi. Tıp eğitiminden sonra saray hekimi oldu. Süleymaniye Darüşşifası’nı yönetti. Türkçe tıp literatüründe gebelik, doğum ve çocuk hastalıklarından söz eden ‘Tedbirü’l Mevsud’ adlı bir kitap yazdı.

*ŞABAN-I VELİ ( ?, Taşköprü, Kastamonu-1568, Kastamonu ): Halvetiye tarikatının Şabaniye kolunun kurucusu mutasavvıf. Taşköprü ve Kastamonu medreselerinde okuduktan sonra İstanbul’a gitti. Yoğun bir çile ve tefekkür döneminden sonra Kastamonu’ya dönerken, Bolu’da karşılaştığı Halvetiye’nin Cemaliye kolu şeyhlerinden Hayrettin Tokadi’ye bağlanarak ‘seyr-ü süluk’a başladı. 12 yıl süren tasavvuf eğitiminden sonra şeyhinden icazet alarak Kastamonu’ya gitti ve Halvetiye tarikatının Şabaniye kolunu kurdu.

*MEHMET EMİN ULUSOY ( 30 Eylül 1920, Zonguldak-       ): Damıtma tekniği üstüne yaptığı yoğun çalışmalarla tanınan kimyacı. 1938’de Belçika’da Liege Üniversitesi’nde başladığı kimya öğrenimini, Almanya’nın burayı 1939 yılında işgal etmesi sonucu Türkiye’ye dönerek İÜ Fen Fakültesi’nde 1944 yılında tamamladı. 1960’da profesör oldu. TÜBİTAK Bilim Kurulu üyeliği yaptı. 1982’de İÜ Mühendislik Fakültesi dekanı oldu. Organik Kimya alanında yoğunlaştı. 1955’te Almanya’da sergilediği bir otomatik damıtma kolunun patentini aldı.

*MUZAFFER TAYYİP USLU ( 1922, İstanbul-3 Temmuz 1946, Zonguldak ): Taşra insanının günlük kaygılarını yalın bir dil ve duygulu bir söyleyişle yansıtan Zonguldak’lı şair. Liseyi bu şehirde tamamladı, maddi olanaksızlıklar nedeniyle İÜ Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ndeki eğitimini yarıda bırakarak doğduğu kente döndü. Ereğli kömür İşletmeleri İş Mükellefiyeti Dairesi’nde memurluk yaptı. Genç yaşta veremden hayatını kaybetti. 1941’de Varlık dergisinde çıkan şiiriyle adını duyurdu. Zonguldak’ta Ocak ve Karaelmas gazetelerinde ve Değirmen dergisinde şiirleri yayınlandı. Garip akımının etkisinde kaldı. Yalın bir dil kullandı ve konularını günlük yaşamdan aldı. Şiirlerini Şimdilik ( 1945 ) adlı kitapta topladı. Ölümünden sonra Necati Cumalı, bu kitaptakilerle birlikte, daha sonra yazılmış şiirlerini ve yazılarından seçmeleri, Muzaffer Tayyip ( 1956 ) adlı kitapta derledi.

Etiketler:
Share
566 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KDZ EREĞLİSİ YEREL TARİH VE KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMALARI

    16 Temmuz 2021 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kentimizde yeniden oluşturulabileceğini umduğumuz ve temenni ettiğimiz Kdz Ereğlisi Yerel Tarih Grubu’nun başlatacağı yerel tarih ve kültürü araştırmaları, kentimize birçok katkı ve kazanımlar sağlayacaktır. Bir kere ulusal tarihin tek taraflı merkezi baskısına ve önyargısına yapıcı bir eleştiri ve alternatif bir yaklaşım getirecektir. Yurttaşlık, sivil toplum ve Ereğli kentliliği bilincinin gelişmesini sağlayarak kentimizdeki toplumsal yaşamın kalitesinin artmasına yol açacaktır. Yerel tarih ve kültür araştırmaları, Ereğli’mize dışarda...
  • GÖNÜLLÜ YAZDI : TARİHE NOT

    16 Temmuz 2021 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    “Söz uçar yazı kalır” diye güzel bir atasözümüz vardır bizim. Çaktırmadan “Söze güvenilmez” anlamını da taşır… Günümüzde de sosyal medya paylaşımları tıpkı söz gibi, gün oluyor uçuyor, siliniyor, sahibi ya da birileri tarafından değiştiriliyor. Oysa basılı medya öyle değildir; tam bir belgedir o! Fikirler değişse de o orada öyle sapasağlam durur. Güvenilirdir ve sadıktır o; ta ki tarih sonuna kadar! Bende, geçtiğimiz gün duygusal bir sabah anımda sosyal medya hesabıma bir şeyler yazıverdim. Ancak gördüm ki; kendimle...
  • AKLIN YOLU BİNDİR: BOZHANE CAMİSİ BÜYÜTÜLEMEZ Mİ?

    01 Temmuz 2021 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İktisat bilimi yada sanatı, hiçbir ürün ve hizmetin aynı anda "hem daha kaliteli, hem daha ucuz, hem de daha hızlı olamayacağını" söyler. Bunlarda ikisini size seçtirir, dışarıda kalan olmayacak demektir. Yani ucuz ve hızlı bir iş şey istiyorsanız bu kaliteli olamayacak anlamındadır. Ya da "kaliteli ve hızlı" işte "ucuz" olamaz gibi.... Maslow'un ihtiyaçlar hıyararşisine göre de, insanlar en temel ihtiyaçları karşılanınca artık, başarma ve kendini kanıtlama gibi üst sayılabilecek gereksinimlere yönelirler... Şehirlerde insanlar gibi ...
  • GÖNÜLLÜ YAZDI : 101. YILIMIZ KUTLU OLSUN

    23 Haziran 2021 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Oldukça zorlandığımız bir gazetemiz daha 204 sayı numarasıile elinizde… Bazen öyle oluyor ki haberler, olaylar, tanıtımlar ve insanlar üstüste geliyor. Bu durumda da haber ve editöryal süreçte tek başımakalan bendeniz zorlanıyorum. Nasıl zorlanmayayım ki; Pandemideciddi gelir kaybına uğradık ama ilgili desteklerden faydalanamadık.Zaman zaman personel ve işletme giderlerini karşılayamaz halegelip emekli maaşımızdan takviye ettik. Kula minnet eylemedenderdimizi kibarca anlattıklarımıza ise ya biz anlatamadık, ya da onlaranlayamadılar! ...