logo

MEVSİMLERİN OLUŞTUĞU YER: KDZ EREĞLİSİ

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
MEVSİMLERİN OLUŞTUĞU YER: KDZ EREĞLİSİ

Yılın, iklimdeki değişikliklere göre kış, ilkbahar, yaz ve sonbahar olarak ayrılan bölümlerine mevsim denir. Kuzey yarımkürede mevsimlerin başlangıcı şöyledir: Kış gündönümü 22-23 Aral, ilkbahar ılım noktası 20-21 Mart, yaz gündönümü 21-22 Haziran, sonbahar ılım noktası da 22-23 Eylül’dür. Ilım noktalarında günler ve geceler eşit uzunluktadır; kış gündönümünde yılın en kısa günü, yaz gündönümünde yılın en uzun günü yaşanır.

Yeraltı tanrısı Hades, aşık olduğu Persephone’nu ölüler ülkesine kaçırıp, ona sunduğu meyveyi yedirdikten sonra karısını ‘Ölüler Ülkesi Tanrıçası’ yapmıştır. Persephone, Zeus ile Demeter’in kızıdır, asıl ismi Kore’dir. Hades, Persephone ismini onu yeraltı ülkesine kaçırdıktan sonra vermiştir. Ölüler ülkesinde bir şey yiyenlerin yeryüzüne çıkma hakları bulunmamaktadır. Kore de yediği dört nar tanesi yüzünden yeraltına hapsolunmuştur.

Ancak tüm dünyaya buğday ekmekle görevli Bereket Tanrıçası Demeter, Proserpina olarak da bilinen kızını çok sevmektedir. Kaçırılırken çığlığını duyar ama kızını bulamaz. Demeter dokuz gün boyunca dünyayı dolaşır ve kızını arar. Onuncu gün güneşe rastlar. Güneş ona, Zeus’un gizli rızasıyla, Hades’in Persephone’nu kaçırıp ölüler ülkesinde ebedi karısı yaptığını bildirir. Demeter buna isyan eder ve Olimpos’u terk ederek insanlar arasında yaşamaya başlar. Yaşlı kadın kılığında Eleusis’e varır. Bir kuyunun yanında zeytin ağaçlarının altında oturur. Kuyudan su almaya gelen Kral Keleos’un kızları yaşlı kadını alıp eve götürürler. Böylece Demeter kızların küçük kardeşi Demophon’un dadısı olur.

Demeter küçük çocuğa ölümsüzlük kazandırmak için geceleri çocuğun bedenini ‘ambrosia’ ile sıvayıp yanmakta olan ateşe tutmaktadır. Bir gece çocuğun annesi olaya tanık olur ve dehşete düşer. Demeter şaşkınlıkla çocuğu ateşe düşürür. Bu olay üzerine Demeter, Kral Keleos ve eşinden özür dilemek için, Persephone’un kardeşi olan oğlu Tripolemos’a kanatlı ejderhaların çektiği bir araba verir ve ona buğday serpe serpe kralın ülkesini dolaşmasını söyler. Günler geçer ve Eleusis’te kaldığı süre içinde Demeter toprağı verimli kılmayı reddeder, böylece açlık hüküm sürmeye başlar. İnsanların çektiği acılara üzülen tanrılar, Demeter’e yakarırlar, o da kızını görmek şartını öne sürer. Herakles’e başvuran insanlar kendilerini kurtarmasını isterler. Yarı tanrı Demeter’le görüşür, onun isteğini yeraltı tanrısı Hades’e iletmek için Ölüler Ülkesi’ne bir kez daha iner. Zeus’un da talebiyle Hades, karısı Persephone’nun altı ay yeraltında kalması şartıyla altı ay yer üstüne çıkmasına razı olur. Kızını görmenin coşkusuyla Demeter toprağı yeniden çiçekler ve yapraklarla kaplatır. Böylece mevsimler Herakles’in sayesinde oluşur. Altı ay ilkbahar ve yaz, altı ay sonbahar ve kış dünyaya hükmeder.

Demeter; buğdayların anası, buğday yetiştiren bereketli toprak anlamına gelir. Bereket ve toprak tanrıçasıdır. Sembolü buğday demetidir. Anadolu menşeli bir tanrıçadır. Kronos ve Rhea’nın kızıdır. Helen çağı öncesinden beri Demeter, Kore ile birlikte en büyük tarım tanrıçalarındandı. Efsaneye göre Demeter tarımı Triptolemos’a öğretmiş, o da bunu dünyayı dolaşarak insanlara anlatıp yaymıştır. Yüzyıllar geçtikçe daha derin bir anlam kazanmış, köylü temasının ırkın, daha sonra da bireyin ölümsüzlüğü teması eklenmiştir. Orpheus dini ile üçlü Eleusis kültü ( Demeter, Kore, Triptolemos ) ebedi ve mutlu bir hayat vaat etmiştir. Bu aşk kültü herkese açıktı. Bir ‘mysterion’ ( mister ) ayinine eklenen bu evrensellik niteliğinin izlerine daha sonra gelen Hıristiyanlık’ta da rastlanır.

Mevsimlerin oluşmasının müsebbiplerinden biri olan Bereket Tanrıçası Demeter onuruna Herakleia Pontika’da düzenlenmiş şenliklere ‘demetria’ denilmiştir.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TÜRKİYE’DE GELECEK KAYGISI VE SESSİZ STRES

    19 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir toplumun en büyük yorgunluğu ekonomik kriz değildir; geleceği planlayamama halidir. Çünkü insan, belirsizliğe değil; öngörülebilirliğe yaslanır. Türkiye’de son yıllarda artan hayat pahalılığı, iş güvencesi kaygısı ve sosyal kutuplaşma; sadece cüzdanları değil, zihinleri de zorlayan bir tablo ortaya koyuyor. Ekonomik Baskı: Rakamların Ötesinde Bir Psikoloji Resmi verilere göre Türkiye’de yüksek enflasyon uzun süredir hane halkı bütçelerini zorlayan temel faktörlerden biri. Enflasyon arttığında sadece kazançlar değil, gelecek planları ...
  • ÇALIŞMA HAYATINDA SOSYAL EROZYON VE GÖÇ

    17 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Değerli Haber Hayat okurları, Yazı dizimizin ilk bölümlerinde Ereğli’nin ekonomik gücünden ve yaşlanan nüfusumuzdan bahsetmiştik. Bugün ise madalyonun en can yakan yüzüne; yani gençlerimizi bu topraklardan koparan "sosyal erozyona" ve çalışma hayatımızdaki değişime odaklanıyoruz. Hazırladığım "TR81 Bölgesel Yaşam Endeksi Raporu"ndaki en sarsıcı veri şu: 2015 yılında Zonguldak, Türkiye’de "Çalışma Hayatı Endeksi"nde ilk sıralarda, adeta zirvedeydi. Peki, ne oldu da 2025 yılına geldiğimizde aynı şehir "Çalışma Hayatından Memnuniyetsizl...
  • SİZ OLAYI VERİN, BİZ HABERİ…

    17 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Haber kaynağından okura kadar herkesin içinde olduğu medya ilişkileri üzerine; teoriden ve pratikten gelen deneyimleri, küçük uyarılar ve birkaç dostane tavsiye ile "bayramlık yazı" kıvamında paylaşmak istedim. Günümüz dijital dünyasında medya ile ilişkisi olmayan neredeyse yok. Ekonomiden siyasete, magazinden bilime kadar her alan bir şekilde medya aracılığıyla görünür oluyor. Medya olarak bazen gündemi olduğu gibi aktarıyoruz, kimi zaman belirliyoruz, bazen de yorumlarımızla gündemi değerlendiriyor; eleştiriyor ya da alkışlıyoruz. ...
  • SAVAŞIN DEĞİŞEN YÜZÜ: CEPHEDEN ZİHİNLERE

    13 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Savaş eskiden belirli bir coğrafyaya sıkışmıştı. Cephe vardı, cephe gerisi vardı… Kurşunların ve bombaların menzili belliydi. Bu yüzden savaşın psikolojik ve fiziksel etkileri de çoğunlukla o sınırların içinde kalıyordu. Ancak modern savaşlar artık sadece askerlerin karşı karşıya geldiği bir cephe mücadelesi değil; toplumların tamamını etkileyen geniş bir psikolojik alan haline geldi.Bunun en çarpıcı göstergelerinden biri sivil kayıplarındaki artıştır. I. Dünya Savaşı sırasında ölenlerin yaklaşık %30’u sivildi. Cepheler belirgindi ve s...