logo

SANAYİ=DİSİPLİN=BAŞARI

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
SANAYİ=DİSİPLİN=BAŞARI

Karadeniz Ereğli’de üretim yapan Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (ERDEMİR), Tat Metal Çelik ve Çınar Boru Profil İstanbul Sanayi Odası istatistiklerine göre Türkiye’nin ilk 500 firması arasında önemli sıralara yerleştiler.

Erdemir 2019’a göre 1 sıra, Tat Metal ise 21 sıra birden yükseldi. Sanıyorum ikinci 500’de de Özdemir Boru, Çemsan gibi yine demir çelik firmaları yer alacaktır. Kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.

İSO sıralaması ‘üretimden satışlara’ göre yapılıyor. Yani ranta dayalı karlılık veya üretim dışı satışlar firma derecesini etkilemiyor.

O üretim ki; Ereğli’ye özgü çelik sektörüne yüksek tutarlı yatırımların, riskli istihdamların adeta kutsal çıktısı olan üretim…

O üretim ki; emeğin ta kendisi olan, binlerce derece sıcaklıkta demiri kömürle eritip, su vererek çelik elde edilen…

O üretim ki; Ereğli’nin Ereğli olmasını sağlayan… Vs.

Duygusallık bir yana; Sanayi şehri Ereğli’nin Türkiye çapındaki en başarılı firmalarının sanayi kuruluşları olması tabii ki beklenen bir durumdu.

Bu başarıların ardındaki gerçeğe baktığımda; ben en başta iktisadi ve idari disiplini görüyorum, tevazuu ve sadeliği görüyorum, bir de kurumsal ve kolektif bilinci görüyorum.

Öyle ki; Ereğli’de “en güvenilir kuruluşlar” anketi yapsak; Erdemir, Organize Sanayi Bölgesi ve Tersaneler Bölgesi firmaları ilk başlarda çıkacaktır.

Ereğli’ye ‘sanayi silueti’ kazandıran bu firmaların DİSİPLİNLİ VE TEVAZULU duruşları bana hep cazip gelmiştir.

Disiplin dediğimiz; iş yapış şekil ve şartlarındaki kurallara uyum süreçleri ve ayrıca vizyon, misyon ve değerlere aidiyetle bağlılık. Tevazuluğu ise belki şöyle açıklayabiliriz: Başta Erdemir yetkilileri olmak üzere, siz hiç Tat Metal Çelik ortakları Akın Tatoğlu ile Hayrettin Yavuz’un, Abdurrahman Çınar veya Fevzi Özdemir’in, Tümay-Serdar Bakkaloğlu’ndan veya ailelerinden popülist söylemler/eylemler/yaklaşımlar görüp duydunuz mu?

En derin ekonomik krizlerde veya başarılarında bile bağırıp çağırdıklarını hiç duymadık

Ayrıca, salgında da en titiz, tedbirlere en çok uyan firmalar yine sanayi işkolunda (yan sanayi, tedarik, lojistik vs. dahil ) olanlardı.

Bakın; sanayi üretiminin gerektirdiği iş disiplini, karlılığa, istihdama ve nihayet bölge ülke ekonomisine katma değer olarak yansıyor.

Normalleşme takvimi ve konjonktürel etki ile tümünün ve yenilerinin başarılarını arttırarak devam ettireceklerini düşünüyorum.

Şuraya bağlayalım:

Disiplini, tavazuyu ve başarıyı iş ve yaşam kültürü haline getirmiş sanayicilerimizi ülke ve bölge yönetim organlarında daha fazla görmek istiyoruz.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...