logo

BAKAB TURİZM ŞURASI / İYİ-KÖTÜ ŞEYLER

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
BAKAB TURİZM ŞURASI / İYİ-KÖTÜ ŞEYLER

Ulus ve bölge olarak “Tarımsal” ve “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarımıza” yönelmemizin zamanı geldi de geçiyor bile.

Zonguldak olarak tamı tamına yerli ve milli kaynaklarımıza yani; taşı-toprağı, havası-suyu ve yer altında 1,5 milyar ton kömürü ile…      

Bu köşede  “Bacasız sanayi turizme de yatırım/tanıtım yapılmalı, kömür daha fazla çıkarılmalı, tarım ve hayvancılık teşvik edilmeli” diye yırtınıyoruz.   

Diğer yandan endüstri bölgesiyiz: Elbette ki bir yandan Filyos projesi doğru mecrasında ilerlemeli, elbette Erdemir başarılı üretkenliğini, karlılığını sürdürmeli, elbette OSB firmaları büyümeli, tersaneler sipariş yetiştirememeli ama İLLA Kİ TURİZM, TARIM VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI POTANSİYELİMİZ DEĞERLENDİRİLMELİ.

Bu anlamda Vali Tutulmaz, ‘Zonguldak Kömür Deneyim Ocağı’ açılışında doğa, kültür ve endüstriyel miras turizminin önemine vurgu yaptığı konuşmasının içini doldurmalı diyorum.

Hemen arkasından Başkan Posbıyık’ın Ereğli –Kandilli bisiklet ve yürüyüş yolunun tamamlanacağını iç turizmi canlandıracağı yönündeki açıklaması da çok yerinde oldu. Darısı, Ereğli Piyale Paşa Konağı Müzesi, Bozhanedeki balıkçı lokantalarının meşru turistik statüye kavuşturulması, Kaletepe, Çeştepe ve Eski Tren Garı gibi alanların düzenlenerek sektörün hizmetine açılmasına gelsin diyelim…

Daha önce de yazmıştım, tekrar ediyorum: Batı Karadeniz Kalkınma Birliği –BAKAB ÇAPINDA TURİZM ŞURASI DÜZENLENMELİ.

KÖTÜ ŞEYLER:

  • Her gün gelen zamların dayanılmaz ağırlığı karşısında iktidarın çaresizliği.
  • Bölgemizde heyelan olaylarının artması ve yeterli tedbirlerin alınmaması.
  • Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Ağabey Köksal Toptan’ın Zonguldak’ta Filyos Projesini yerinde inceledikten sonra bölge gazetecilerine yönelik kapsamlı bir basın toplantısı yapmaması.
  • Başkan Posbıyık’ın ‘iftar yemeği yardımı’ üzerinden gazetecilerle polemiğe girmesi.
  • Ak Parti iftarında gazetecilere 2 masacık yer ayrılması, katılım sayısının öngörülememesi ile servisin aksaması.

İYİ ŞEYLER:

  • Ereğlili Mimar Kardeşimiz Tuba Demiroğlu’nun Dubai Uluslararası Finans Merkezinde uluslararası çapta düzenlenen Açık Hava Heykel Sergisinin Küratörlüğünü(Sergi Düzenleyicisi) başarı ile üstlenmesi…
  • Kdz. Ereğli’de İbrahim-Süheyla İzmirli Fen Lisesi’nin Model Birleşmiş Milletler Konferansına (EFLMUN))ev sahipliği yapması.
  • Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, Kdz. Ereğli Nurhan ve Ahmet Orhan Oğuz Ortaokulu’ öğrencilerine yönelik ‘Doğa Eğitimi’ verilmesi… Dahası, doğayı sevdirmek ve bilinçlendirmek amacı taşıyan bu ders dışı eğitimlerin devamının geleceğinin açıklanması.
  • Avukat Yılmaz Efe, kaleme aldığı ‘ALİ’ isimli kitabının 2. baskısını yapması. Gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkılarak kaleme aldığı kitap su gibi akan bir hikaye. Coşkun akan suyun kâh kayalara çarpmasını, bazen verimli toprakları sulamasını, bezen de içerisinde boğulan insanları âdete görmek ve bir yandan da dönemin Anadolu insanının koşullarına şahit olarak heyecanlı bir tekne gezgini olmak istiyorsanız şiddetle ALİ’yi okumanızı tavsiye ediyorum. Yılmaz Efe’yi bir kez daha kutluyorum.
  • Uluslararası Folklor Festivalleri Derneği’nin ilkbahar çalışma toplantısını 13-15 Mayıs tarihlerinde Kdz. Ereğli Belediyesi’nin organizasyonunda Ereğli’de yapacak olması…
  • Zonguldak ve Ereğli’ye Emniyetinin uyuşturucu ile keskin mücadelesi

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu olsun. Çocuklarımıza en büyük hediyeyi Gazi Mustafa Kemal Atatürk verdi zaten. Bize düşen; eserlerine sahip çıkmak ve çocuklarımızı özgür, doğa ve enerji tasarrufu dostu, erdemli bireyler olarak yetiştirmektir.

Slogan gibi olacak ama: Hoşgörü ve bilinç ekelim; barış ve refah biçelim.
Sözde değil özde…

Söz de değil özde…

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...